şükela:  tümü | bugün soru sor
  • fakülteyi bileğinin hakkıyla bitirdiyse hukuki bilgi ve muhakemesi devlet üniversitesi mezunundan daha iyidir. zira vakıf üniversitesine girmek kolay, çıkmak zordur.

    ayrıca vakıf üniversiteleri, devlet üniversitelerindeki en iyi hocaları toplayıp okullarında ders verdirir. bu nedenle vakıf üniversitesi mezunu avukat her alanda o alanın ileri gelenlerinden ders almıştır, onların sınavlarına girmiş, başarılı olarak diplomasını almıştır. ancak devlet üniversitelerinde ise derslere genellikle asistanlar girer. nerede vakıf üniversitesindeki gibi adını hukuk dünyasına altın harflerle yazdırmış hocaya soru sormak, nerede asistanın dersini dinlemek?(asistan arkadaşlarımız alınmasın, akademik kariyerin istediği disiplin ve çalışma gücüne sahip olanlar ileride bahsettiğim hocalar gibi adlarını hukuk dünyasına altın harflerle yazdıracaklar, şüphem yok)

    sanırım devlet üniversitesi mezunu avukatların vakıf üniversitesi mezunu avukatlarda sinir olduğu şey de bu; vakıf üniversitesini bileğinin hakkıyla bitirmiş avukatların standart olarak devlet üniversitesi mezunu avukatlardan daha iyi olması.

    bu arada bu bahsedilen vakıf üniversitelerinde bir dolu burslu öğrenci var, kurunun yanında yaş da yansın isteyenler bu gerçeği atlıyor.

    son olarak, bana suimisali gösterip emsal diye kakalamaya çalışmayın.(ör: bizim bürodaki stajyer vakıf üniversitesi mezunu ve çok rerörerö.)

    edit: başlık başa kalmış. başlığı açan avukat katil kacak mahlaslı yazar kişiydi yamulmuyorsam.
  • bir kac arkadasım sayesinde az cok bildigim avukat türü. kendini geliştirip oldukça bilgili olanları mevcut. ama geneline baktığımızda hukukun h'sinden anlamayan tiplerden oluşur. en basit hukuk kavramlarına bile yabancıdır. hukuk sinavlarinin test formatında yapıldığı okullardan avukat çıkan insandan cok bir sey beklememek lazım.
  • vakıf üniversitesine yüksek bir puan alarak burslu girmiş, ya da not ortalaması yüksek olduğu için burs kazanmış, hatta üstüne para alarak okumuş bir öğrenci olabilir. okulun sosyal imkanlarından ve nezih ortamından da sonuna kadar yararlanmış olabilir.
  • zengin diye suçlandığı için söylüyorum fakir avukatların ağız kokusunun sebebi değildir! fakir avukat/öğrenci ne çektiyse bunun müsebbibi değildir. kıskanılarak hedef gösterilmesi saçmadır zira amaç tüm toplumun refah seviyesini yükseltmekken bazı fakir mallar ben neden fakirim demek yerine, o neden zengin der. git sistemle kavga et, git bu ikili eğitim modelini dayatana öfkeni kus. zengin düşmanı değil, fakir dostu ol. bir sözlük klişesi olarak yine parası olan kötüdür önyargısı ile yerden yere vuruluyor. türk filmi gibisiniz amk hep fakirler iyi, hep zenginler kötü! hayat bu kadar net değildir. iki ayrı ucu olmaz her zaman! bilgilisi, cahili, şımarık veya efendisi, başarılı ya da başarısızı bir sürü vakıf üniversitesi mezunu var artık. bir kabullenin bunu. salt zenginler de gitmiyor vakıf üniversitelerine memur bir aile kirada oturup tüm birikimiyle yolluyor çocuğunu mesela. sınava 20 gün kala kural değiştirilen bir sınav sisteminde işaretlediğin kutucukların seni daha zeki ve hakeden, karşı tarafı daha aptal ve haketmeyen yaptığını sanacak kadar malsan kusura bakma o özel okul çocukları senden daha değerli! öss de derece yapıp üniversitede sıçana inat, öss de başarısız olmasına karşın vakıf üniversitesinde yardıran bir ton adam tanıdım. kaldı ki içlerinde daha önce üniversite okumamış ama bir hukuk bürosunda çalışıp kendi kazandığı para ile lisans eğitimi alıp avukat olmak isteyen ve bir çok avukatı cebinden çıkartacak hukuki bilgiye sahip olanları vardı. şimdi bu adam öss de aptal bir matematik denklemini, salak bir coğrafya bilgisini, çok da sikinde olmayan bir tarih sorusunu ve hiç kullanmayacağı edebi bir bilgiyi senden az yaptı veya bilmiyor diye senden daha kötü avukat olmayacak ve senden daha çok kazanacak. kusura bakma artık alış buna! bu kafayla fakir doğdun, fakir öleceksin! içindeki kin ve kıskançlığı yenmelisin!
  • kadranı 120 olan aracın kadranı 200 olan aracı azmederek geçmesi ne kadar mümkünse vakıf üniversitesi mezunu bir avukatın köklü devlet üniversitelerinin mezunlardan daha donanımlı olması o kadar mümkündür. sınavlardaki o uzun paragraf soruları hormon oranlarını hesaplamak için sorulmuyor ne yazık ki. avukatlık, gerekli hukuk donanımının yanında kıvraklık ve problem çözme yeteneğini de gerektiren bir meslektir. yanlış anlamaya mahal vermeyelim. o okullarda okuyan çocuklar değil, o soruların cevap anahtarının parayla satılmasına izin veren devlet gocunmalıdır vaziyetten.
  • fakülteyi bileğinin hakkıyla bitirmesi, ileri sürüldüğü gibi devlet üniversitesini bitirmekten daha zor değildir.
    8 çarşaf sayfayı yorumla ve bilgiyle doldurduğum halde güçlükle geçtiğim sınavları ben biliyorum. bir de "anayasa hukuku zorlar, dikkat etmen lazım" diye uyardığım ve özel üniversitede okuyan o zamanki kız arkadaşımın "bizde anayasa çok kolay, hoca soruları veriyor" dediğini de bilirim.

    kimse masal anlatmasın yani.

    fakat şu var: kalifiye bir öğrenci, ailesinin maddi durumu elverişliyse, özel üniversitenin sunduğu geniş imkanları kullanarak okumuşsa, elbette devlet üniversitesinden mezun öğrenciden daha iyi duruma gelecektir.

    benim söz ettiğim, yapılan genellemenin saçmalığı.

    yoksa, "ne cübbeler gördüm, içinde avukat yok" diye bir başlarım anlatmaya, küçük dilinizi yutarsınız maazallah.
  • hukuk benim için tuhaf bir dal oldugu için vakıf veya devlet üniversitesi olsun bu bölümden mezun olanları ve pratik olarak uygulayanları ben ilginc buluyorum.
    sıfır sorgulama ile kabul edilen veya kabul edilecek kurallar bütününü ( degistirme sansı olmadan) uygulama alanı nasıl bilim olarak adledilir ben kavrayamıyorum.
    vakıf üniversitesi mezunu olan ben bir zaman hukuk fakültesi derslerine de devam etmistim ( vakıflar arasında en iyilerinden biri). dusuk duzey, derslerin sacma embesilliği - kolaylıgı ve analitik dusunmeye izin vermemesi beni bezdirmisti.
    bu bölümün baska üniversitelerde de cok farklı olacagını dusunmek isterdim ama mantıgım kabul etmiyor iste.
  • (bkz: avasas)
  • öncelikle şunu belirtmek gerekir eger birşey emek verilerek elde edilmemiş ise aslında onun çok bi önemi yoktur..şimdi adam lisede dersleri kötü bir adamdır babasının parası vardır öss' de aldığı puanlarla bi ögretmenlik dahi kazanamaz veya bazı okulların iki yıllık bölümlerine dahi giremez o puanlarla, sonra düşünür taşınır yaklaşık beş kez öss'den sonuç alamayınca hukuk fakültesinde okumak ister ve babası onu kıbrıs'a gönderir aldıgı o düşük puanlarla, sonra o adam gelir senin büronun karşısında büro açar bmw araca biner senin karşına geçip o bozuk uslubu ve yarım yamalak hukuk bilgisi ile ahkam keser konuşur da konuşur...

    şimdi bu adam benim liseden arkadaşım idi ben eşek gibi ders çalışırken bu adam serserilik peşinde koşardı peki şimdi ne oldu ikimizinde cübbesi var avukat kimlik kartı var dimi...e oldu mu şimdi....ben ne zaman duruşma salonlarında üzerinde cübbe ile bi özel üni.mezunu avukat görsem hemen gidip üzerideki cübbeyi göstererek kendisine gerçekten bu cübbbeyi giymeye hakkı olup olmadığını sormak isterim..tabi bunu yapamam.

    şimdi bu arkadaşlar kendilerini çok iyi geliştirmiş olabilirler ancak gerçekten o diplomayı para ile almış olduklarını unutmasınlar..umarım bu adaletsiz sistem avukatlık sınavının getirilmesi ile bir nebze olsun düzeltilir.

    edit: bir de şunu düşünelim özel üniversiteler olmasaydı ve bu arkadaşlara avukatlık yapma şansı tanınmamış olsaydı şimdi devlet üniversitesi mezunu avukatlar bu halde olur muydu sizce yani ?
  • bildiğim kadarıyla (yanlışım varsa düzeltin) ilahiyat fakülteleri vakıf üniversitelerine henüz dahil edilmemiş durumda. yoksa bir vakıf üniversitesi öğrencisi, "sıfır sorgulama ile kabul edilen veya kabul edilecek kurallar bütünü" olarak ulaştığı yargıyı bir hukuk fakültesi sınıfında edinmiş olamaz. yine aynı noktaya takılıyoruz. o paragraf soruları çözülecek.