şükela:  tümü | bugün
  • doğal olarak üniversitelere kayıt dönemleri yaklaştığında artar; gazetelerde, tv'de maç aralarında, reklam panolarında ve hatta interaktif sözlüklerde. birçoğu, hatta neredeyse hepsi yaratıcılıktan uzak reklamlardır. halkın sadece belli bir kısmına hitap edeceğini düşünecek olursak, farklarını belirtmek noktasında oldukça yeteneksizdirler de. "bize gelin, beleşe laptop veriyoruz!", "şimdi gelin isterseniz ekim'de ödemeye başlayın" anafikirli reklamlar ise artık tarihin tozlu raflarında kalmalı.
  • okan üniversitesinin var, metrolarda böyle bi kenarı yerde bi kenarı gökte ekranlarda görüyoruz şu ara. bikaç tane şık var işte, soru da okan üniversitesini tercih sebebiniz nedir? şıklardan birini okuyorum efendim,

    "dünya ölçeğinde kampüs"- a şıkkı

    nedir babacım dünya ölçeğinde kampüs ? okan üniversitesi harbi zor sorular soruyosun, ilk şıktan geçirdin. teknolojik imkanlı über bir kampüs müdür dünya ölçeği ? alabildiğine geniş belki ?

    (bkz: at koşturmak istiyorum okan)
  • her birinin üzerine kocaman puntoyla oscar wilde'ın şu sözlerini yazmak istiyorum: "genius is born, not paid."
  • lys döneminin gelmesiyle tekrar hortlamış olan reklamladır.

    bunlardan kadir has için olanı metrodaki panoları süslemektedir. hayata kattığınız renkleri seviyoruz gibi bir slogan kullanmışlar. sloganı destekleyen görselde de, her üniversiteye giren öğrencinin yaptığı gibi, grupça zıplamış gençler görmekteyiz.

    fakat benim takıldığım şey, görselin altında yazan yazı:

    "kadir has üniversitesi olarak eğitimin tek taraflı olmayacağını biliyoruz. gelin yarına giden yolda birlikte yürüyelim"

    öncelikle şu soruyu sormak istiyorum: "kimsiniz lan siz?" hayatını bilime adamış hocalar mısınız? yoksa ego saçmak dışında başka işe yaramayan asistanlar mısınız? ya da okulda ilk muhatap olduğumuz muhasebeciler misiniz?

    hem adını bile doğru yazamayan öğrencilerden hocalar ne öğrenecek? 2 kitap okumamış tipler okula ne katacak?

    şuna "ver parayı al diplomayı" deyin de siz de rahatlayın biz de rahatlayalım.
  • sayesinde adını sanını bilmediğimiz üniversiteleri de öğrendiğimiz reklamlar.

    2000'lerin başı için konuşayım; "para var huzur var, kasmayın" temalı üniversite reklamı olmazdı.
    reklamlar dershaneler için dönerdi tv'de. final, uğur, sınav dershaneleri gibi.

    zaten bu kadar özel üniversite de yoktu o yıllar.
    özel de olsa okullar özellikle koç üniversitesi, bilkent gibi üniversiteler kalitesini reklamla değil mevcut öğrencilerine verdiği eğitimle belli ederdi.
    burada kaliteden kastım sadece okulun fiziki imkanları, kampüsünün güzelliği değil, eğitim de.

    ama şimdi "medcezir" dizisinin seti gibi ortamlarda "okulumuzda acayip mutluluyuz", "su çok güzel gelsene" kıvamında reklamlarla, maddiyatla orantılı mutluluklar resmediliyor.

    okulun yerini şirket, öğrenciliğin yerini müşteri kavramı almış.

    eğitim hayatınızda başarılar...
  • reklamları gördükçe devlet üniversitesinde okuduğum için daha bi mutlu oluyorum
  • tercih dönemi hasebiyle start verilmiş reklamlardır. sabah beri sözlük başta olmak üzere maruz kaldığım reklamlardır.

    genel hatları şu şekildedir: entel görünümlü hafif kirli sakallı ve uzun saçlı birisi (bu opsiyonlu kısa da olabiliyor), pastel renkli gömlek ya da t-shirt giyinmiş ve 32 dişin gösterildiği bir gülümseme.

    not: devlet okullarında okudum.
  • verin parayı sizi avukat yapalım reklamlarıdır.
  • egitimin ticarilesmesinin en guzel ornegidir.

    reklam sektorundeyim ve 1 haftadir istanbul'dayim. acik hava firmalarindan tv kanallarina, gazetelerden sosyal medya ajanslarina kadar bircok kurumla gorustum bu hafta.

    ıstisnasiz hepsi normalde cok durgun gecmesi gereken bu donemin universite reklamlari sebebiyle soluksuz gectigini soyledi. bu is icin harcanan butcelere girmiyorum bile.

    ısin en trajik kismi, bu reklamlarin yayinlanmasi icin milyon liralar alan yoneticilerin "bu universite mezunlari mezun olunca cv gonderseler dikkate almam bile" demeleri.

    herkesin "universite mezunu" oldugu, bu mezunlarin "ben universite okudum, bu iste mi calisacagim?" dedigi, kalifiye personelin bulunmadigi ulkemizden sevgiler.