şükela   tümü | bugün
  • son şiirlerinden birini aşağıda verdiğim; şiirlerinde ve kişiliğindeki manik depresif ruh hastalığı belirtilerine alkol ve madde kötüye kullanımını ekleyerek intiharı seçmiş ve bu son şiirinde bile söylemeye devam ettiği yalanlarına yenilmiştir.

    (bkz: olen kisinin ardindan sarf edilen cumleler)

    kalabalık

    “ipek böceği attım
    eşarp düştü içime...”

    uyandım
    rüyamda kanamış dilim
    belki kıtlama jiletle bağrılan
    yaşam öyküleri anlatmışımdır çocuklara.
    çocuklar dedim de
    onlar da kanadılar
    kanınca bana.

    kalktım
    bir eşkiya rica etti yüklerimi
    güzel de bir kadın
    çocuğunu öleceği yaşa büyütemeden giden
    bir anneyi uğurlamış olsa da
    onyedi kalp kriziyle

    yürüdüm
    adımlarım nasıl da uyarılıyor
    kapıyı çalan biri olduğunda
    isterse bir hırsız olsun
    kapıyı çalmaya yeltenen

    öldüm

    ve yarın üşüştüler başıma; yaşlar, ayaklar, gözler
    ve yarı yaşam yakınmaları sürdü adıma
    ve yar uzun saçlı bir adamla geldi mezarlığa
    ve ya bir kadınla...

    ve

    gömdüler beni,
    öldürdükleri gibi
    özenle.

    özge dirik
  • dirik'in siirleri kuzeyyıldızı, öteki-siz, varlık, hece dergilerinde yayınlandı... bütün yazdıklarında intihar kokusunun duyulduğu bir duman vardı...
  • agustos ayinda intihar ettigini ogrendigim sair.
    (bkz: kaan ince)
    (bkz: zafer ekin karabay)
    (bkz: nilgun marmara)
  • ilham nöbetleri

    kırarsın bazen ekmeği
    öyle buğu falan da çıkmaz
    bayattır
    ya da
    ısıtılmıştır bir bayatlığın üzerine
    ama masana doluveririr
    ilham perileri

    masanın altında
    açlıktan ayağına göz koymuşlar
    kalemini oynatmaya başladın ya
    hemen kıskanır
    ilham kedileri

    biraz içeri gir
    dil ovasının altında binlerce şair
    --mezara nasıl da yakışıyorlar
    yaşarken kemirilen cesetler--
    onlara gülüyorlar
    ilham pireleri

    öpüştükten sonra ağzımda
    ispirto tadı bırakan kadınlar
    girer rüyalarıma
    ama öyle değil
    ne kadar küçülürse küçülsünler
    mide bulandırmıyor
    ilham sinekleri...

    özge dirik

    sevgili özge'nin son haftasında yazdığı şiirlerinden biri. şiiri yaşayan biriydi, fazla şiirden öldü. 27 ağustos 2004'te kuzey yıldızı'nın düştüğünü görenler olmuş...
  • kaleminin mürekkebinde boğuldu!

    nasıl kapıldı uçmanın büyüsüne, bil(e)miyorum. yaşadıklarına tahammül edemeyecek kadar kendisini naif hissedip yaşamına son vermeyi bir cesaret ölçüsü mü kabul etti; yoksa sadece gözlerini geleceğe kapatıp geçmişini mi unutmak istedi?

    kaleminden dökülenlen tümcelerin hemen hepsinde omuzları üzerinden hayata göz kırpışını hissedebilmek insanı yaşam üzerine derinden düşünmeye sevkediyor. her ne kadar kendini ölümün kucağına gönüllü olarak bırakmışsa da, elbette her kişisel tercih bir kaybedişi de beraberinde getiriyor. neyi kaybettiği bizde, neyi kazandığı ise yalnızca kendisinde saklı.

    buralardan gittiğinden beri her zaman kullandığı kalemin gövdesi hâlâ sıcak, ucu ise kaygan...
  • kafalarınızı kumdan çıkarıp
    namlularınıza karanfil sokun
    tek ayağıyla sek sek oynayan
    asyalı çocuğun kırmayın umudunu

    kuzey yıldızı/7

    'barış yanlısı özge dirik' olarak hayatın tarafını tutan, yaşamın beri yakasından bir dize...
  • ..."iki farklı zafer çabası.
    birimiz yenilmemek için hayatta,
    birimiz diğeri yenilmesin diye."...

    budur özge dirik. yazıktır, keşkedir ama....
  • vasiyeti üzerine "belkide en kötüsü ölümden sonra bile istemektir" diyebilecek kadar ne hayata ne de ölüme sığmadığını haykırmış şair
  • utku kaygusuz'dan...

    özge dirik'e...

    ‘bu çok ayıp bi şiir bayım’

    hatta beyin tümörüm
    gibi sevdim ben seni, ve hatta
    bir kürtaj masası gibi bırakıldım
    şehirlerin meydanına, etraf
    kalabalıktı ama kimse yoktu! çünkü
    kimse yokmuş gibi sevdim ben seni
    vitrindeki cansız bir mankenin
    kırılma heyecanında
    üstümü gazetelerle saklamışlar
    gibi gizlice sevdim, terkedilmiş bir tiyatronun
    gölgesinde akordiyon
    çalıyormuşum menekşelere
    mesela tankların
    mesela kurşunların
    mesela incittiğim
    bir tırtılı
    avuçlarımda sıkıyormuşum gibi yeniden
    çocuklara anlatıyordum kelebeklerin
    tarihini, ve bilgisayarımı parçalıyordum!

    banyo seramiklerinden
    beyazın sessizliğini
    öğrendiğim gibi
    puslu bir aynada
    bakabilmek için
    yüzüme
    avuçlarımla sildim aynaları
    değişen bir şey olmadı
    hâlâ göremedim yüzümü
    yüzümü hâlâ ıslak melekler kemirirken
    çatlak bir aynada anladım
    sevmiyordum kırılmayı

    ve sen ölüyordun
    ve özge dirik ölüyordu

    ve ben
    artık ölmek istemiyordum!
  • 6 yılı geride bırakırken bile hala kelimeleri yakmaya devam eden şair çocuk.