şükela:  tümü | bugün
  • günümüz dünyasının genel problemi. hatta böyle bir heves yok zaten herkes kendine göre özgün. herkes mükemmel düşünüyor, herkes çok iyi film eleştirmeni, herkes fotoğrafçı, herkes siyasetçi, herkes her şeyi biliyor. herkes orijinal yani.

    oysa bir dosto'mun dediğine göre insanlar ikiye ayrılır .

    sıradan olanlar hiç bir şeyin farkında değillerdir ve en ufak kuşku duymazlar kendilerinden. çok mutludurlar bu yüzden.

    daha akıllı olanların ise içlerinde bir kuşku vardır ancak arada bir rahatsız eder bu durum onları. bu insanlar ilk gruba göre daha mutsuzdurlar.

    #64235970
  • "aynı" olmakla sonuçlanır.

    özgün olmak, orijinal bir kişiliğe sahip olmak, aslında biraz da doğuştan gelir. yaratıcılık ve hayal gücü ile yakın bir ilişkisi vardır. yaratıcılık ve hayal gücü, olumlu beslemelerle değerlendirildiği zaman daha da gelişir ve özgün, orijinal bir kişilik ortaya çıkar. bu kişi, diğerlerinin söylediğini, yaptığını, istediğini benimsemez/beğenmez/sevmez. hiçbir şeye, hiç kimseye bağlı kalmadan kendisi üretir.

    diğer insanlar, yani çoğunluk! hep aynı şeylerin peşinde koşar. acizlik içinde aynı laflar, aynı saçmalıklar benimsenir. kadınların tavrı aynıdır ve erkeklerin de tavrı aynıdır. modayı ve popüler olanı severler. kişilikler, moda veya popüler olana göre giydirilir. bir şarkının peşinden milyonlarca kişi koşar, aslında şarkı, hiç de güzel bir şarkı değildir. yalnızca başkaları da 'güzel' dediği için güzeldir. bir dizinin peşinden de milyonlarca kişi koşar, aslında o dizi de oldukça b.ktandır, izlenmeye değmez. çoğunluk, hep aynı pislikleri benimser; çünkü bir karakteri, kendi sözleri, kendi düşünceleri, kendi tavrı, kendi ihtiyaçları, kendi bakış açısı yoktur. bunların hepsi de oluşturulur.

    ya oluşturanlar? hayır, onlar da özgün değildir hatta daha da sıradandır. ancak ve ancak ya uzman bir satıcı/pazarlamacı ya şimdilerde, öğrendiklerini satan okulun parlak öğrencisi ya "sağlıklı bir koyun nasıl olur ve nasıl güdülmelidir?" sorusunun cevabını bilen modern bir çoban ya da genelin sıradanlık acısını nasıl dindirebileceğini bilen başarılı bir ölü yıkayıcısı/makyajcısıdır. ölüleri yıkarken nereleri temizleyeceğini; ölüyü yıkadıktan sonra da kendini hoş görmesi için nereye makyaj yapacağını bilir; yeter ki zavallı sıradan, aynaya baktığında kendi sıradanlığı ile yüzleşip acı çekmesin. o da bu açıdan, kendini farklı veya orijinal görerek rahatlar. ister o tarafta ister bu tarafta olsun, bunların hepsi de sıradan'dır. sıradan oldukları için de birbirlerini iyi anlarlar.

    bir sıradanın, genel düşünceyi veya bir üst paragrafta anlattığım başarılı bir satıcının/pazarlamacının, modern bir çobanın, parlak öğrencinin veya bir ölü yıkayıcısı/makyajcısının söylediklerini benimsemekten başka çaresi yoktur. üzgünüm, ama sıradan biri zeki değildir. zeki olmadığı gibi yaratıcılıktan ve hayal gücünden de yoksundur. zekâ, yaratıcılık ve hayal gücünü koşulsuz getirir.

    instagram, facebook, twitter, falan filan... sıradanların ağzına bir sakız verin çiğnesinler, bazen de bu sakızları, şişirip ve balon haline getirip fotoğraf halinde patlatsınlar. kendilerini/kocalarını/karılarını/çocuklarını bir eşya haline getirip özgünlerin/yaratıcıların/güzellerin sözlerini paylaşıp özel ve güzel, kendilerini "öyle" hissetsinler.

    bütün bunlar, gerçek bir özgünde yalnızca nefret uyandırır. özgünün özgünlüğü de sıradanlar'da nefret uyandırır. aradaki fark; özgün bu nefreti umursamaz, sıradanlar ise umursar.

    sıradanlar'ın sevdiği, istediği, yaptığı, beğendiği, söylediği her şey de sıradandır.