şükela:  tümü | bugün
  • felsefenin bin yıllardır konusu olan "özgür irade" meselesi, kuşkusuz sinirbilimin en ilgi çekici ve heyecan verici araştırma sahalarından birisidir. her geçen gün yığılarak artan bir veri yığını, irademizin herhangi bir hayvanınkinden daha fazla özgür olmadığını, sadece karar alma "algısının" daha kapsamlı işlediğini, dolayısıyla "kontrolü daha fazla elimizdeymiş" gibi hissettiğimizi gösteriyor. yani çok büyük ihtimalle, şu anda bu yazıyı okuma tercihiniz, sizin özgürce aldığınız bir tercih değil. beyniniz, bunu otomatik olarak, uyaranlara bağlı olarak yapıyor; ancak kararı siz aldınız zannediyorsunuz. tabii burada belki "beyin ne, biz neyiz?" gibi bir soru işaretinin de ele alınması gerekiyor; ancak bunu şimdilik ana konumuz yapmayacağız ve kararlarımızı gerçekten özgür iradeyle alıp almadığımızı irdeleyeceğiz

    örneğin, bir iş için parmağınızı hareket ettirmek gibi çok basit bir eylem yapacağınızı düşünün. ancak parmağınızı hareket ettirme zamanının geldiğini anlayıp, o hareketi başlatmanızdan önce, beyninizde hangi sinirler ateşleniyor? bu ateşlenme, hareketin temel kaynağı mı? eğer öyleyse ve siz daha parmağınızı hareket ettirmeden ve buna karar vermeden "önce" ateşleniyorsa, bu durumda kararı gerçekten "siz" mi almış oluyorsunuz?

    burada, daha fazla ilerlemeden, giriş paragrafındaki bir soruyu modern bilim ışığında yanıtlayalım: "siz" ve "beyniniz" diye bir ayrım bulunmuyor. her şey, beyninizden ibaret. beyninizin ötesinde, berisinde, gerisinde bir "siz" bulunmuyor. yani antik zamanlardan beri tanımlanan, beyninizi bir makinaya benzetirsek onu kontrol eden bir "üst yapı" (ya da antik yunan'da tanımlandığı şekliyle "makinadaki hayalet") bulunmuyor. beyniniz, iç ve dış duyargaçlardan gelen milyarlarca veriyi sürekli işleyen bir işlemci gibidir. "benlik" algısının tam olarak nerede ve nasıl oluştuğu bilinmiyor; ancak belli sinirler uyutulduğunda, kişinin benliğini tamamen yitirdiği, dolayısıyla bu hissin tamamen mekanik bir his olduğu net bir şekilde biliniyor. dolayısıyla, "ruh" veya "metafizik benlik" gibi kavramlar, sadece uydurma terimlerden ibaretler. insanların bilmediği ve cevap veremediği konulara uydurdukları, sorudan kaçınmayı sağlayan ve gerçek cevaba ulaşmayı gereksiz kılan maskelerden ibaretler. şu anda bu yazıyı okurken deneyimlediğiniz veya oturduğunuz noktada bulunduğunuzu hissetmenizi sağlayan "benlik" algısı, beynimizdeki sinir aktivitesinin bir ürünü. muhtemelen her hayvanda bulunuyor; ancak insanda çok daha karmaşık ve gelişmiş vaziyette. bu sebeple, her şeyin kontrolünün elimizde olduğunu hissediyoruz ve bizden daha düşük zeka seviyesinde olan hayvanların "otomatik makinalar gibi davrandıklarını" varsayıyoruz. halbuki muhtemelen bizden 2 kat zeki bir varlık var olsaydı, bizim tüm karmaşık davranışlarımız da ona "otomatik bir makina gibi" gelecekti.

    dolayısıyla aradığımız şey, bu benlik duygusunu besleyen sinirlerin, o benlik duygusu tarafından kararların alındığının farkına varılmasından önce mi, sırasında mı, sonra mı ateşlendiği... eğer ki önce ateşleniyorsa, bu kararları benliğimiz almıyor demektir. bu durumda, dehşet bir gerçek suratımıza bir tokat gibi patlayacaktır: kararları alan, şu anda varlığımızı deneyimlediğimiz "kendimiz" ya da "benliğimiz" değildir. kararları alan, tamamen mekanik bir şekilde, adeta bilgisayar gibi 1 ve 0'ları okumaktan ibaret olan, 1.5 kilogram ağırlığındaki beynimiz ve içerisindeki sinirlerdir. dolayısıyla benliğimiz, sadece bir "gözlemci" konumundadır. kararları aldığımızı fark ettiğimizde, çoktan o kararlar benliğimiz için alınmıştır bile. benliğimiz, sadece o kararları algılamaktan ve uygulamaktan ibarettir. kaynak
  • türkiye'de vardır, mesela ben bazen sosyal platformlarda yazdığımı özgür irademle siliyorum.
    korku ne kelime.
  • toplumsal bir şekilde yaşadığımız için özgür irademiz yoktur.

    özgür iradeden bahsedebilmek için doğada tek başına yaşıyor olmamız lazımdır.

    sürü halinde yaşayan her canlı türü özgür iradesi ile hareket edemez. sürüde mutlaka onu kısıtlayıcı görünmez yasalar vardır.
  • özgür irademiz olmasa da özgür ve saltık idaremiz var. imalı da olsa bazı cümleler de kurabiliyoruz çok şükür. ama olsa keşke, öyleli işte.
  • evet var ismi recep tayyip erdoğan.
  • ne seçeneklerimi belirlemede ne de seçimlerimde özgür hissediyorum kendimi. her şey insan aklının çözümleyemeyeceği kadar karışık bir düzende insan iradesini yönlendirmekte. hapsolduğumuz kainattaki hiçbir şey yaratılırken bize sorulmadı. ama yaratılan her şey insanla etkileşim halinde. anne-baba, yetişilen ortam, doğulan gün-saat(burçlar), farkında olmadan yeyip içtiğimiz gıdalar, genlerle aktarılanlar, hava durumları, iklim... saymakla bitmez. her bir insana etki eden faktörler ve bunlara karşılık verilen tepkiler bambaşka iken nasıl olur da herkese aynı eylemler günah ve sevap olabilir?
  • o da nesi
  • (bkz: milli irade)
  • kimilerine göre atom parçacıklarının limiti kadar, kimilerine tanrının izin verdiği kadar özgür iradesi vardır.

    iki durumda da irade özgür değil, sürekli sınırlayan bir şey var.
  • mutlak özgürlük, mutlak sorumluluk.
    gerçeklere ve kafayı sıyırmaya hoşgeldiniz