şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray universitesi hukuk fakultesi'nde devletler genel hukuku konusunda asistan.

    ugur mumcu'nun oglu.
  • yenisöz.net sitesindeki "akp'yi savunmak demokratlık değildir" yazısıyla dikkat çekmiş kişi. türkiye'de sol zannedilenin sol olmadığını kabul ederek "peki sağ misk-i amber ile mi yıkanmıştır?" diye soruyor özgür mumcu ve yanıtını da eksiksizce veriyor nazarımca.

    yazının çarpıcı bir kısmı şöyle:

    "askeriye, chp, yargı ve üniversiteleri fazlasıyla milliyetçi ve otoriter bulup akp’yi siyaseten liberal sanmak yanılgısından kurtulmakta fayda var. tck 301’i getiren, zinaya hapis cezası getirmeye çalışan, 1 mayıs’ta önüne geleni döven, özal dindar değildi içki içerdi diyen, hukuki meseleleri ulemaya sormaktan bahseden, şehirlerde içki gettoları kurmaya çalışan, irak işgaline katılmak için ağzı sulanan adamların siyasi anlayışı ne kadar liberal ne kadar demokratik olabilir
    "chp ne kadar soldaysa, özal da o kadar sivil, dp o kadar demokrat akp de o kadar liberaldir. türkiye cumhuriyeti ne kadar demokratikse, solu da o kadar sosyal adalet yanlısı, sağı da bir o kadar siyasi hürriyetlerden yanadır.

    bugün muhtırayı desteklemek militaristliktir ama akp’yi desteklemek demokratlık değildir. akp ve benzeri muhafazakâr sağcı siyasi hareketler son tahlilde hep kazançlı çıkmış ve bugün şikâyet ettikleri devlet iktidarıyla uyuşmanın yolunu bulmuştur. ama sopayı yiyenin her zaman; 1 mayıs’ı kutlamaya çalışan işçiler, vicdanlı aydınlar ve topraksız köylüler olduğu açıktır. dün de böyle, bugün de. serteller ilk başta bayar ve menderes’e destek verdiler de ne oldu? disk tandoğan mitingine katılmadı diye 1 mayıs’ta hükümetin şiddetinden kurtulabildi mi?"

    tamamı için:

    http://www.yenisoz.net/
  • artik pek siir yazmasa da, sairlikten vazgecemedigini yenisoz.net'teki her yazisinda belli eden guzel insan.
  • hedefe kilitlenirken yolu kaybetmemiş, aklıselim sahibi aydın.
    http://www.yenisoz.net/yazi.asp?yazi_id=143
  • gün itibariyle birgün'de yazmaya başlayan insan. güzel oldu.
  • kendisini sorbonne'da doktora yapıyor, hatta tamamlamak üzere diye bilirken sabah ilen birgün gazetesi'ndeki köşe yazısıyla karşımıza çıkmış kişidir. çok güzel bir sürpriz oldu. sürpriz algımız başbakanın koltuk altından fırlayan kafayla kirlenmişken ilaç gibi geldi. "dostum paris demişssin ama mecidiyeköy çıktı" diye tebessüme tekabül etti.

    akp'nin sen türkiye'sin büyük düşün'ünden yola çıkarak, darfur'daki katliamı ve bu katliama "davos fatihi" ve hükümetinin nasıl sahip çıktığını örnekleriyle ortaya koymuş bugün.

    "2006 senesinde sudan’a giden başbakan erdoğan, biraz kuran dinledikten sonra şöyle buyurmuş mesela: “burada asimilasyon ve soykırım olmadığı düşüncesindeyim. az önce kuran’dan ayetler okundu. o ayetler de, zaten kabileciliği ve kavmiyetçiliği reddeder. dayanışma içinde olmamız şarttır”. daha sonra da şuurlu müslüman’ın adam öldürmeyeceğinden hareketle ifadesini taçlandırmış, “şayet müslüman, adam öldürüyorsa, ya cehalet ya duygusallıktan demektir”. biraz eğitim ve biraz öfke kontrol terapisiyle, engellenemeyecek soykırım yok demek ki müslümanlar için.
    işin içinde tam da duygusal olmayan başka bir husus var. kombasan holding, 2004 yılında, sudan’ın başkenti hartum’da, afrika’nın en büyük alışveriş merkezini açmış. izdiham sebebiyle ömer el beşir açılışa katılamasa da, sonradan kombasan yetkililerini ve iki akp milletvekilini huzuruna kabul etmiş. yeni şafak gazetesine göre, açılış töreninde bir grup akp milletvekilinin yanısıra burhan özfatura, ihsan kalkavan ve yargıtay onursal başkanı sami selçuk da hazır bulunmuş."

    bu son derece ufuk açıcı yazının tam metni için:
    http://www.birgun.net/…74&day=13&month=03&year=2009
  • kenan evren kışlası'na bizim okul servisiyle bir kız giderdi, onun gelmediği günleri iple çekerdik çünkü yolu yarım saat uzatırdı. her gün geldi o kız okula, ve ben bildim hep; lojmana giden bir kız her gün okula neden gelir. sonra baktım özgür mumcu bir yazı yazmış:

    kenan evren kişlasi

    malum, geçtiğimiz salı günü genelkurmay başkanı ilker başbuğ yıllık değerlendirme toplantısı diyerek, gazetecileri askeriyeye toplayıp, iki saat çeşitli görüşlerini anlattı. televizyonlar canlı yayında konuşmayı aktardılar. ertesi günlerde, toplantıya katılan gazetecilerin kıyafetlerine kadar tüm ayrıntılar gazete sütunlarına yansıdı. tartışma programlarında uzun uzun, maç sonrası yorumları gibi konuşma incelendi, tartışıldı.
    genel itibariyle, herkes mutlu gibi. konuşmada, raymond aron, montesquieu gibi isimler de geçince heyecan doruklara ulaştı. entelektüel dendi. ilker paşa entelektüel. bu sefer bağırmadı dendi, paşa kimseyi azarlamadı diye bir neşe...

    demokrasi barometresi
    böyle böyle demokratikleşeceğiz demek ki. paşanın keyfi yerindeyse, sesi yumuşak, filozoflardan falan bahsediyorsa, demokratikleşiyoruz. paşa kızgınsa, dağlıca baskını ertesinde yaptığı gibi azarlamaya başladıysa, demokratikleşmiyoruz. demokrasi barometremiz bu. ne güzel. ölçmesi kolay bir kere.
    yaşar büyükanıt da 2007’deki bir konuşmasını popper’den, habermas’tan alıntılarla süslemişti mesela. o gün de demokratikleşmiştik. böyle ite kaka, biraz da filozofların askeri metinlerde boy göstermesine bel bağlayarak, demokrasiye kavuşacağız.
    demokrasi kısvesinde asker eleştirilmemeli demiş ilker başbuğ. türk silahlı kuvvetleri’nin alim-i mutlak bir kurum olduğundan yola çıkıyor olmalı. kadir-i mutlak, alim-i mutlak, yanılmaz ve dolayısıyla kendisine yöneltilen her eleştirinin kötü niyetli olduğu ön kabulünden hareket eden bir kurum. hatta orduya yönelik her eleştiri, silahlı kuvvetler nezdinde millete yönelmiş olarak değerlendiriliyor. çünkü başbuğ’un ifadesiyle “bu asker, türk milletinin bizatihi kendisidir”. bu sebeple ordu eleştiriden ve haliyle özeleştiriden muaftır.

    özür dile
    konuşmasında türkiye halkı kavramının altını çizdi ilker başbuğ. kürt, dağ türkünün dağda yürürken kart kurt diye ses çıkaranıdır tespiti hangi kurumun yayınında yer aldı?
    pkk’ya katılımların sebebi araştırmalıdır dedi ilker paşa. 12 eylül dönemi diyarbakır cezaevi kimin idaresindeydi? jitem, devlet malzeme ofisi’ne mi bağlı olarak çalıştı?
    laikliğin öneminden bahsetti genelkurmay başkanı. sivas’ta saatlerce süren bir kalkışmada, bir oteldeki yazarların, şairlerin, karikatüristlerin, saz ustalarının, halk dansçılarının din adına yakılmasını engelleyemeyen, maraş’ta günler süren alevi katliamının önünü alamayan mahalle bekçileri miydi? zorunlu din dersini necmettin erbakan mı koydu anayasaya?
    ilker başbuğ, şehitler arasında “çok sayıda kürt ve zaza kökenli vatan evladı var. nereye koyacaksınız bunu” diye sordu. ahmet arif’in şiirinde, köylülerin ağzını paramparça eden domdom kurşunlarının suçlusu mustafa muğlalı’nın adını, o köylüleri öldürdüğü yerdeki kışlaya koyanlar mı bilecek, kürt ve zaza şehitleri nereye koyacağını?
    başbuğ, “türk silahlı kuvvetleri; cumhuriyetin temel niteliklerinden birini oluşturan demokrasi rejimine bağlıdır ve saygılıdır” dedi konuşmasında. istanbul küçükyalı’daki kışlanın adı general kenan evren kışlasıyken, kim nasıl inansın buna?
    madem ordumuz aydınlanmacıdır, o zaman askeri metinlerde aydınlanmanın babası kant’a daha çok yer vermelidir:
    “aydınlanma için özgürlükten başka bir şey gerekmez; ve bunun için gerekli olan özgürlük de özgürlüklerin en zararsız olanıdır:?aklı her yönüyle ve her bakımdan çekinmeden?kitlenin önünde apaçık olarak kullanmak özgürlüğü.”
    bu özgürlüğe özeleştiri de dahildir. bundan sonraki konuşmalarınıza özür dileyerek başlayabilirsiniz. belki o zaman size koyduğumuz akreditasyon yasağını kaldırmayı düşünebiliriz.

    kaynak vermeden intihal olur - bu kadar uzun alıntı yapılmaz: http://www.birgun.net/…=04&year=2009&action=catlist
  • 1 mayis 2009 tarihli yazisi $uraciktan okunabilen kisi:
    http://www.birgun.net/…98&day=01&month=05&year=2009
  • (bkz: humor)
  • "sınır ötesi askeri operasyon kararları, sadece askerlik çağında olan erkeklerin annelerinin katılacağı bir halk oylamasını neticesinde verilmelidir" onerisiyle yarmis gecirmis olan sayin hocamdir. alkislarla izliyoruz.