şükela:  tümü | bugün
  • bilkent üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde bu dönem amerikan dış politikası ve uluslararası ilişkilerde araştırma teknikleri derslerini veren öğretim görevlisi, yardımcı doçenttir. lisansını odtü'den, doktorasını missouri üniversitesi*nden alan yardımcı doçent doktor özdamar, tobb etü'de de öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.
  • çiçeği burnunda doçenttir artık kendisi.
  • bilkent üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünün saygıdeğer hocalarından birisidir. foreign policy analysis,(fpa 333) dersi oldukça zevkli geçer, sunumlara çok önem verir, dersinde telefonla uğraşılmasına hiç toleransı yoktur..
  • her ne kadar profesyonel ilgi alani içinde olmasa da, klasik arkeoloji ve eskiçağ tarihi konularinda da oldukca ilgili/bilgili bir hocamizdir.
  • an itibariyle al jazeera english kanalı'nda yardırandır. kendisini tanımasam da saygı duydum.
  • geçenlerde ahmet hakan'ın tarafsız bölge programına konuk olan akademik. başlarda söyledikleri ilginç geliyordu ama bir süre sonra sürekli kendini tekrar etmeye başladı. işine geldiği zaman uluslararası ilişkileri yorumlarken "gerçekçi" ekolde takılır, boş zamanlarında liderlerin konuşmalarında kaç kere allahlı kelime geçti diye sayaraktan bilimsel olmaya çalışır. neden? çünkü akademi.

    dış politikada atılan her adıma karşı ölümüne muhalif bir hali var. tamam, dış politika, cumhuriyet tarihinin en parlak döneminden geçmiyor olabilir, kabul. kabul olmasına kabul de hem realistim diye takıl, vize müzakereleri için "hökömöt çök rörörörö bö döröm höç önsönö dögöl" falan de sevimli tombiş suratın ve altındaki gıdışla. ee, nanladım ben o işten? sonra git scrabble oynar gibi kelime sayaraktan makale yaz. tey tey. akademi.
  • kendisine bok atan nato kafa nato mermer kazmaların kanımca pek bi bok bilmedikleri über eğlenceli şahıs. verdiği derslerden ir in movies'te fark ettirmeden çok şey öğretip, bayram şekeri niyetine bol keseden not dağıtırken, fpa'da işler değişir ve şov tam anlamıyla başlar. derslerine gidip bir şeyler kapmaya çalışırsanız kesinlikle sizin için çok verimli olacak hocadır. ayrıca serdar güner'le de kankadır.
  • üzerinden iki yıl geçmiş bir entrye cevap yazmak ne kadar mantıklıdır bilemiyorum ama nato kafalı bir entry görünce dayanamadım.

    boş zamanında kaç kere allah dedi diye sayarmışmış da böyle analitik olmaya çalışırmışmış. sen o çalışmayı gördün mü? ben o çalışmayı bizatihi gördüm. o çalışma gibi bir çalışma daha gördüm, onda da kaç kere "köprü" demiş onu sayıyordu mesela.

    biz de o minvalde bir çalışmaya başladık kendisinde, gazetelerle ilgili. bildiğimiz bir bok var da kelime sayıyoruz, herhalde "adam 5 kere allah dedi, 6 kere şeytan dedi, demek ki satanist" çıkarımı yapıldığını düşünmüyor bağzı nato kafalılar?
  • şimdi size dünyanın ennn büyük ironilerinden birini anlatıyorum: bu hocamız gayet sistematik ders anlatan, görmemizi istediği bağlantıları çok açıkca sunan bir hoca olmasına karşın donemin ilk dersinde açık açık “eğer midterme hasta oldum diyerek gelmezseniz make-up sınavı yerine size bilmemkaç kelimelik özgün bir essayi yazma ödevi veririm” demiştir. bu arada bence özgün essay yazmakta sıkıntı yok ama sanki sıkıntılı bir durummuş gibi bunu gülerek ‘simdi yakaladim size haylazlar iması’ ile söylemiş ve eklemiştir: “kaç yıldır bu yöntemi uyguluyorum ama nedense bir öğrenci bile çıkıp hocam ben hasta oldum diye sınava gelmemezlik etmedi”. e tabii olarak ogrenciler de bir yutkunmuştur olur da hasta olursam ne halt ederim diye. sonra ne oldu dersiniz? kendisi hasta oldugu icin neredeyse iki hafta boyunca ders iptal etmistir. ıste ironiler ironisi bir durum. ders anlatini gayet iyi olmasina ragmen notlandırması pek tatmin edici değildir. sınıfta en az iki hafta isledigi konulari degil son bes dakikada islediklerini sorar. bence bu anlamda da fakültemiz hocalarından serdar güner‘e benziyor. bu hocalar belki alanlarının en iyileridir ama öğrencileriyle ilişkileri karşılıklı saygı esasına dayanmaz ve notlandırma pratikleri adil değildir. ezcümle bu tip hocalar belki akademik
    olarak basarililar ama yani ben ne yapayım sizin süper zekanızı derslere sacma sapan challenge‘lar getirince? uc-bes ergenle neden ugrasiyorsunuz? gerci onlari da anlıyorum, univesiteler her hocanin girtlagina “ders ver” diye yapistigi icin veriyorlar, aslında sadece researchile meşgul olmalılar. ama bana ne? madem cok iyisiniz, gidin yurtdisindaki research center’larına filan... hic bir ogrenci sizin ders disi sacmaliklarinizi cekmek zorunda degil. bu arada özgür hoca “kendimi de eleştiriyorum” diyip öğrencilere dönem ortası evalution yaptırıp her eleştiriyi okuyup bunlara karşılık bahanelerini sunmuş ve geri kalan döneme ayyynı tas aynı hamam devam etmiştir. kelli felli adamlarsınız yani amacınız nedir?