şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bunca zaman olmuş hakkında yazılmamış olması enteresan olmakla birlikte bunu çoktandır haketmiş bir kardeş ötesidir kendisi.. öncelikle dün itibariyle bowlingde kafasına vererek kutladığımız doğum gününü bir de burdan kutlayayım..

    uzuun raindog yıllarından sonra rocky 4 macerası içinde klavyeci ararken iki grubun kaderinin bu kadar içiçe geçeceğini öngörebilmek çok zordu.. standart bir tenedos gününde aylardır görmediğim eski bir raindog olan engin'e laf olsun diye " abi şöyle iyi bi klavyeci var mı tanıdık? " diye sormam sonucu masasındaki bi arkadaşından özgür diye birisinin telefonunu alıp bana vermesi, aramam, temiz sesli bir kişinin "ya bi grup daha var ama olabilir tabi.. ha hangi grup mu? raindog.. " demesiyle gülmeye başlamam..

    daha sonra ilk provalarda görüldü ki özgür büyük bir tutkuyla çaldığı klavyede hem rock klavyecisi hem de caz piyanisti olarak mükemmel bir müzisyen (şimdiye dek beraber çaldığım en yetenekli müzisyen diyeyim), bir klavyeciden beklenmeyecek kadar kaprissiz - sorunsuz, müzikal yetkinliği gözlerini boyamayacak kadar efendi bir insan ve hem iyi hem kötü zamanlarınızı sizle hesapsız paylaşabilecek kadar sıcak ve iyi bir dost.. 3 akorluk bir altyapıyla basit bir melodiyi "şuna bir baksana" diyerek vermenizin peşisıra da onu inanılmaz hale getirebilecek, nefis bir caz parçası haline sokabilecek yetkinlikte bir kompozitor de aynı zamanda.. şimdilerde raindog ve rocky 4'ün üstüne manga'nın * albümüne iki şarkıda katkıda bulunan ve göksel'le çalmaya da başlayan profesyonellik yolunda ilerleyen bir insan..

    bu memlekette geri sayıma girmiş hayatımda onla geçirdiğim her günü kar sayıyorum kendime.. inşallah kırkımıza geldiğimizde de viskilerimizi yudumlarken beraber çalabilme, hayat koşturmacasının ortasında arada bir bi geceyi fifa turnuvası yaparak harcayabilme, bowlingle bilardoyla yorgun bir haftanın stresini atabilme lüksüne sahip oluruz..

    öperim kendisini..
  • (bkz: engin sari)
  • özgür sarı grubumuza dahil olurken pek farketmemiştim. dikkatimi ilk kez stüdyonun kapısından üzerindeki yandan çarklı alien desenli tişörtüyle iki büklüm halde girerken çekmiştir (neden iki büklüm olduğunu bir korg klavyeyi kasasıyla taşımaya çalışınca anladım sonradan). "birader gruba yakışıklı almıyoruz" dediğimde kızarıp bozarınca üstüne gitmeye karar verdim. kısa zamanda anladım ki özgür sarı övgü alınca eğilip bükülen, yanakları kızaran mazlum ve alabildiğine sevimli bir insan çocuğuymuş.

    -özgür naaptın olum sen orada? ne bastın öyle vaay?!!
    -abi sağol yaehiyyi hiiyyii

    -olum çok tatlısın lan, öpücem!
    -yok abi beniihimiyi hinini

    onu öylesine sevmeliyiz ki bu piyasada, bu memlekette pek zor bulunan yetenekli, ışıklı, temiz kalpli insanlar bizlere küsmesin, şeker de yiyebilsinler. (pirelli takvimine sofcore pozlar da verebilsinler.)
    bir gün açmayı düşlediği stüdyosunun adı "yoko ono" olacak bu kıymetli müzisyenin önünde eğiliyor, bir fırt daha çekebilsin diye sağdan soldan viski araklamaya çalışıyorum.
  • korg triton kullanan ve stage piyanosunun sesini tritonundan her zaman daha asagı seviyede tutan piyanist,mavi gozlu bunye
  • (bkz: capkın)
  • stage kartlarını caput misali orasına burasına baglayan dilek nesesi
  • sahnede klavyesi başındaki david silver 'ı hatırlatan kişi.
  • kendisi nevi şahsına münhasır bir sosyologdur.
    (bkz: sui generis)*