şükela:  tümü | bugün soru sor
  • albert camus'nun denemeler'inde görünürde 10 sayfa olmasına rağmen öğreticiliği bakımından onlarca kitaba bedel etkileyici bölümü. gereksiz yere konuşmaya gerek yok adam ideolojiler hakkında söylenmesi gerekenleri söylemiş. kısaca şu kısmını paylaşalım.

    "ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir. ama, ölüm soyutlaştı mı, hayat da soyutlaştı demektir. bir adamın hayatını bir ideolojiye kul köle etmek, onu soyutlaştırmak değil de nedir? işin kötüsü, biz, ideolojiler, hem de toptancı ideolojiler çağındayız. bu ideolojiler, kendilerine, dar kafalarına, budalaca mantıklarına o kadar güveniyorlar ki, dünyanın selametini yalnız kendilerinin başa geçmesine ve başkalarının boyun eğmesine bağlı görüyorlar. oysa ki, bir insana ya da herhangi bir şeye boyun eğdirmeyi istemek, onun kısır, sessiz, hatta ölü olmasını istemek demektir. bunu görmek için etrafımıza bakmak elverir.

    karşılıklı konuşma olmayan yerde hayat da yoktur. ve dünyanın en büyük bölümünde, bugün, karşılıklı konuşmanın yerini tek taraflı çatma almış, diyaloğun yerini polemik tutmuştur. xx. yüzyıl tek taraflı çatma ve kötüleme çağıdır. uluslar ve tek tek insanlar arasında, eskiden pir aşkına görülen işlerde bile, bugün, çatma konuşmanın yerini almıştır. gece gündüz binlerce sesin, tek taraflı bağrışmaları, ulusların üstüne aldatıcı sözler, taşlamalar savunmalar, coşkunluklar yağdırmaktadır. peki ama, polemik nasıl bir makinedir, nasıl işler? karşındakine düşmanmış gibi bakacaksın, onu basitleştirecek, hiçe sayacaksın, yani görmek bile istemeyeceksin. kötülediğin kimsenin artık gözünün rengini bile bilmez olacaksın. hiç güldüğü olur mu, gülerse acaba nasıl güler diye düşünmiyeceksin. polemik yüzünden, çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil, bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz."
  • "gerçek sanatçılar politika şampiyonu olamazlar. çünkü onlar, bilirim, hem de nasıl, rakiplerinin ölümüne duygusuz kalamazlar. sanatçılar yaşamdan yanadırlar, ölümden yana değil. etin kemiğin adamlarıdır onlar, yasanın değil. sanatçı oldukları için, düşmanlarını bile anlamak zorundadırlar. ama, bu, hiç de demek değildir ki, iyi ile kötüyü ayırt etmek gücünden yoksundurlar. başkalarının yaşamını yaşamak güçleri olduğu için, en azılı suçluyu bile temize çıkaran yanı, acıyı görebilirler. işte, onun için bizler hiçbir zaman mutlak bir yargı veremeyiz ve giderek mutlak cezayı da kabul edemeyiz, ölüm cezasını kabul eden dünyamızda sanatçılar insanın ölümü reddeden yanını tartarlar. yalnız cellatların düşmanıdırlar, başka hiç kimsenin değil."***