şükela:  tümü | bugün
  • işbu yazıyı yazmamdaki gaye özgürlük meselesini insanların biraz daha düşünmelerini istememdir.

    neyse, hikayemize başlayalım.

    dündü, sözlüğün sol frameinde bir gezintiye çıkmıştım ki, en çok entry kasılan, muhtemelen de en çok hit alan, başlığın el değmemiş kız bulmanın zorluğundan yakınan bir arkadaşın serzenişiyle oluştuğunu gördüm. çok şaşırdım, ne yalan söyleyeyim vay anasını sayın seyirciler bile dedim. bu şaşkınlığımın nedeni insanların bu konuya bu kadar çok ilgi gösteriyor olmalarıydı. neyse, konunun dışına çıkılmasına izin vermeyeceğim; insanların bekaret vs. konusunda bu kadar çok kafa yormaları bambaşka bir konu.

    gelelim asıl meseleye.

    vatandaşın birisi kendine göre yanlış bir durumu eleştirmiş, arkasından millet veretmiş beline odunu. neden efendim, kimse kimseye karışamaz. hak veriyorum, kişisel tercihtir kimse kimseye karışamaz, ama adamcağızın zaten kimseye karıştığı yok ki.

    sen cima ederken adam belinden tutup "yeter artık çok siktin" mi dedi?
    yok.
    üzerine sıcak su mu döktü?
    yok.
    ne yaptı peki sana?
    -----

    yaptığı bir şey yok kardeşim, adam fikrini söylemiş. ne var yani, söyleyemez mi fikrini? düşünmek serbest, fikirlere hoşgörü, biri konuştuğunda vur kafasına insin. bu mudur hoşgörü? sen kendi icraatına adamın hoşgörüsünü beklerken adamın fikrine niçin hoşgörü yok?

    yaftalamak mükemmel bir şey, değil mi? hatırlar mısınız, ilkokulda şey yapılırdı. böyle defter kağıdına "bana vur" filan yazar adamın arkasına tuttururlardı. onu gören de "bam" tekmeyi atardı kıçına. kendi düşüncesini söyleyen bir adama "şu", "bu" diyip takır takır saydırmakla bunun farkı nedir? sessizliği duyuyorum. iyi madem ben söyleyeyim, ilkokulda yapılan şey şaka, bu ise ne yazık ki ciddi.

    ayrıca adam olmayan bir şeyden hayıflanmıyor ki. geleneklerinin değiştiğini görüyor, bunu da yanlış bulduğunu söylüyor. adama sırayla vurmadan önce sorsanız belki anlatacak güzel güzel, yüzyıllardır türk ailesini ayakta tutan temel taşlardan birisi budur filan diyecek, ne bileyim bir şeyler söyleyecek, bir dinleseniz belki adam anlatacak size. ama dinlemek yok ki.

    bu noktada cık cık cıklamaya başlayan dostlarıma hatırlatıyorum, ben burada bekaret filan tartışmıyorum, o başlıktaki fikirlerde gördüğüm hoşgörü yoksunluğunu tartışıyorum. şimdi tutup bunun altına da bekaretle ilgili fikirlerinizi doldurmayın. illa söyleyecekseniz bekaret yazıp hayvan araya gönderin, elinize belinize cebinize gelsin.

    "bence en güzel renk mavidir dostlar" desem ses gelir mi sizden?
    "bence evlilikten önce cinsel birliktelik yanlıştır" desem? evet, odunlarınızı görebiliyorum. sizden ses gelmese de benden epey ses getirecek gibi durursunuz.

    simdi klasik özgürlükçü söylemlerle geliyorum dostlar:
    neden sizin düşündüklerinizden farklı fikirler duymak sizi bu kadar rahatsız ediyor? neden tek doğrunun sizinki olduğunu düşünüyorsunuz? özgürlüğün olduğu yerde farklı düşünceler el ele, kol kola gezmezler mi?

    işin daha vahim kısmına bir bakalım mı?
    şiddet kaynağı diyen olmuş, mağara adamı diyen olmuş. yapmayın allah aşkına. şundan bir, bilemedin iki nesil öncesi hep o arkadaş gibi düşünüyor(du). yeni mi çıktık mağaralarımızdan? a kişisi düşünüyor. b kişisi modern degilsin diyor, özgürlük düşmanısın diyor, mağara admısın diyor, vuruyor da vuruyor. sorarım şimdi b kişisi a kişisinden daha mı özgürlükçü?

    hatırlatma iki: bekareti tartışmıyorum, o konu için bir örnek. modern düşüncelerinizi paylaşmak için "bekaret" yaz bilmemkaçbilmemkaça gönder.
    artı hatırlatma: cima etmeyin dendi mi yazı boyunca? kendi seçimini yapıp diğer düşüncelere karışmayanlara söz edildi mi örneğin? bütün sözüm özgürlüğü tek parça halinde somut bir madde olarak görenlere; ya sende durur ya bende, ikimiz birden özgür olamayız diyenlere; o somut maddeyi kapıp karşısındakinin... efendim? beline beline vuranlara.

    sözün özü: düşüncene saygı istemek ne kadar güzelse, karşındakinin düşüncesine de saygı göstermek o kadar güzeldir.

    notlar:
    1. kafasında bekaret düşünceleri dönüp duranlar için tekrar hatırlatırım, kimsenin yaşam tarzını eleştirdiğim yok. dikkat ettiyseniz "ben çok gördüm geçirdim", yahut "evlenene kadar ne göreceğim ne de geçireceğim" demedim. ne yapıyorsam kendime.
    2. bu tek taraflı gösterilecek bir saygı değildir. karşılıklı saygı gösterilsin, karşılıklı düşünceler seslendirilsin, kimse kimseye yuh adama bak demesin, kimse kimseye mağara adamı demesin.
    3. hala cık cık cıklayanlar için: özgürlük dersi salt teorik bir ders değildir. buyrun bu da labı: beğenmediysen vur belime eksiyi.
  • (bkz: on liberty)
  • "zihnin özgür olmak için çok az şansı var, düşünmeye duyumsamaya ,keşfetmeye yetkin değil , çünkü bütün dünyada örgütlenmiş dinlet , dogmatik inançlarıyla , düşünmemizi felce uğratmış; boş inançlar ve geleneklet zihni sınırlandırmış , koşullandırmış.sizler birer hindusunuz , hıristiyansınız , müslümansınız ya da çocukluğunuzdan beri işlenen kurumsal bir inanca bağlısınız ve dar ya da geniş , bu sınırlı çerçeve içinde hareket ediyorsunuz.bir hindu , bir müslüman olduğunuzu söylediğinizde , lütfen kendi zihninizi gözlemleyin. yalnızca size söylenmiş olan şeyleri yinelemiyor musunuz?bilmiyorsunuz , yalnızca kabul ediyorsunuz-kabul ediyorsunuz çünkü bu size rahat geliyor.kabul etmek ve bu döngü içinde yaşamak size toplumsal ve ekonomik açıdan güven sağlıyor.dolayısıyla özgürlük yadsınıyor-yalnızca hindu , hıristiyan , müslüman tarafından değil- aynı zamanda kurumsal bir dinin sınırlarına yakalanmış kişiler tarafından da."
  • ''insan özgür değildir,geçinmek için emeğini satar.''