şükela:  tümü | bugün
148 entry daha
  • buraları okuyor musun bilmiyorum özkan abi. ama geçecek. 24. yaşındayım 2. kez yenmek üzereyim lenfomayı geçecek hepsi. ben sizin konserlere geleceğim siz bizi coşturacaksiniz. biz ise birbirimizi tanımayıp aslında çok iyi tanıyan bi avuç insan olarak çok çok daha fazla tadını çıkaracağız o anların sen sadece inan
  • özkan abi bundan yaklaşık yedi sene önce bu hastalığa yakalandı (bkz: follikuler lenfoma) ve yendi. şimdi ise bir nüksten bahsediliyor.
    içi yaşam enerjisi dolu yerinde duramayan bir insandır kendisi. bu hastalıktan sonra artık kendini biraz da olsa frenlemesi gerekirdi ama yapmadı yapamadı maalesef. kendisini çok ama çok seven birisi olarak acil şifalar diliyorum.
    özkan abinin yeri benim için apayrı çünkü babam da bir senedir kendisiyle aynı hastalığa sahip ve ben özkan abiyi her televizyonda gördüğümde bu hastalığın yenilebilceğini babama gösterip ona moral veriyorum.
    ayrıca buraya lütfen hiç kimse bu hastalık hakkında bilgisi olmadan karamsar yorumlar yapmasın. çünkü kanser türleri arasında tedavi edilebilenler arasında başı çeker lenfoma. ayrıca bu hastalıktan müzdarip olup da buraları okuyan birçok insan var dezenformasyona gerek yok.
    hadi özkan abi bir kere yaptın yine yapacaksın eminim. en kısa sürede aramızda olacağın güzel günlere hep beraber kavuşmak dileğiyle.
  • bu adam her bunaldığında iki eliyle yüzünü iyice sıkıştırıp ''şöför amca otobüsün kapısını aç, yüzüm sıkıştı'' diye bağırıp, sonra da ellerini yüzünden yavaşça çekip rahatlıyormuş..
  • yukarda rahat 20-30 tane entry'de yalan, sahte gibi ifadeler geçmesine rağmen, herhangi bir kaynaktan da teyit edilmemesine rağmen hala "allah rahmet eylesin", "çok üzüldüm" yazan gerizekalı beyin özürlüler var.

    amk evine internet alabilecek, elektrik, internet faturanı ödeyebilecek, ekşi'de yazar olabilecek kadar okuma-yazman, kültürün varsa, bir bok yazmadan önce iki saniye yukarda ne demişler diye okuyamıyor musun?

    amk en basit şeyi algılayacak kapasiteniz yok, araba kullanıyorsunuz, oy veriyorsunuz, fikir beyan ediyorsunuz. sizin gibi mallar yüzünden ülke bu halde.
  • özkan abi yarışma programındaki tavırlarıyla ne kadar güzel bir insan olduğunu tekrardan gösteriyor.

    yanında oturan 40 yıllık arkadaşı, her ne kadar kendisini terslese de, onu bozsa da "eeeeyter be" demeyip, kalp kırmamaya çalışıyor. hatta öyle ki ne zaman arkadaşı onu bozsa suratında çocuk gibi bir üzgünlük ifadesi oluşuyor.

    çok yaşa be abi.
  • hastalığı ile ilgili "ne yani, bu saatten sonra kabakulak olacak değiliz ya! lenfoma olduk" demiş.

    olgunluk bu olsa gerek.

    çok yaşa abi.
  • fuat abi kadıköy'de yan bina komşumuz. durumu iyi.
  • o bir "özkancığım uğurcuğum"

    17 nisan 2015 cuma akşamı mfö'nün bostancı gösteri merkezi'nde konseri vardı.

    arkadaşlarımdan kimse gelmek istemedi. sevmediklerinden değil, zamansızlıktan, fırsatsızlıktan, ekonomik durumlardan falan.

    yalnız gittim.

    daha önce de yalnız gitmiştim ve hiç sıkılmamıştım. o yüzden herhangi bir endişe duymadan gittim.

    nitekim tam da tahmin ettiğim gibi çok eğlendim.

    ve yine özkancığım uğurcuğum'a hayran olarak konserden çıktım.

    konserde çektiğim bir fotoğrafı instagram hesabımda paylaştım. güzel bir fotoğraf sayılmazdı. sıradan bir şey işte. ütüyle çeksem daha bile güzel olabilirdi.

    ama altına en kalbi duygularımı yazdım.

    konserle ilgili düşüncelerimi yani.

    "mfö konserine gidip de özkan uğur'a aşık olmadan çıkan var mı?

    formundaydı yine. gözümü kırpmadan izledim kendisini.

    oturduğum yer itibariyle genelde arkası dönüktü bana. ama olsun arkası da güzel:) bir dahaki sefere daha çok çalışıp daha çok para biriktireceğim, daha iyi bir koltukta oturacağım inşallah dinimiz amin.

    bir de kendisiyle bir fotoğrafım olsa var ya piyuuuu. yalnız bu konuda biraz isteksizler galiba grup olarak. konser bitince bir çift, mfö plağı imzalatmak istedi. görevli, müsaade etmedi. çift de plağı görevliye verdi, imzalatıp getirmesi için. görevli 'söz vermiyorum, deneyeceğim, biraz sıkıntı' dedi.

    gerçi instagramda görüyorum özkancığım uğurcuğum'un bir sürü hayranıyla fotoğrafını. ben de hayranım, saksı değilim ben.

    bir an ali desidero ve sude'yi söylemeden gidecekler sandim. ali desidero'yu söylediler. fakat sude'yi söylemeden iyi gecelerleşip hiç beklenmedik bir çabuklukla sahneden ayrıldılar. neyse ki yoğun "bidaha"lar neticesi tekrar geldiler. kapanışı sude ile yaptılar.

    mazhar alanson yaşlılıklarından dem vurdu biraz. bastonla geldik gibi. gerçekten biraz yoruluyor olmalı kendisi ki vurgun yedim'de çömdü şarkı boyunca.

    fuat güner, her zamanki gibi işini sakince yaptı.

    özkancığım uğurcuğum ise poposunu sallamasıyla olsun (poposunu yerim) çılgın mimikleriyle olsun (mimiğini yerim) bir an bile düşmeyen enerjisiyle olsun (enerjisini yerim) bombastikti.

    seviyorum sizi.

    gene olsun gene izleyeceğim."

    bunu yazıp yattım o gece.

    sabah uyandım.

    ne göreyim? allah aşkına ne göreyim?

    sen özkan uğur, kalk, o fotoğrafı beğen.

    o kadar mutlu oldum ki.

    sanki o kadar mutlu olmam yetmeyecekmiş gibi daha da mutlu etti beni sonra.

    bu arada sadece konser fotoğrafını değil, tek başıma olduğum bir fotoğrafı da beğenmiş. kedi canını senin.

    tabi esasen fotoğrafa değil muhtemelen altındaki yoruma geldi "like" zira fotoğraf, dediğim gibi, sıradan bir şeydi.

    görmemişlikte bir dünya markası olduğum için hemen bu beğeninin de ekran görüntüsünü alıp paylaştım.

    her gün olan bir şey değil neticede. bir doğa olayı benim için.

    bunun da altını döşedim:

    "özkan uğur mu o?

    ama 27 yaşında avukat insana en sevdiği sanatçının posterini astıracaksınız, olacak şey mi?

    'en sevdiğim'
    bunun için bunca zaman beklemiş olmam da garip.

    benim çocukken hiç en sevdiğim şarkıcı olmadı. hani genelde hoşlandığın çocuk/kız hakkında daha çok ipucu elde etmek için düzenlenmiş hatıra defteri ve anketler vardı ya. işte o anketlerdeki "en sevdiğin şarkıcı" kısmına ben yağdırırdım sezen aksu, tarkan, candan erçetin, haluk levent... allah ne verdiyse.

    bir ara bu böyle olmaz, benim de bir tane en sevdiğim şarkıcı olmalı, diye kendime bir tane seçtim.izel. şarkıları falan güzel. bir de etrafımda da çok hayranı olmadığı için bana özgü olur, iyi olur diye düşündüm. dergilerden fotoğraflarını kestim, hayat hikayesini falan okudum. zorla kendimi izel hayranı yapmaya çalışıyordum. sırf "en sevdiğim" olsun diye. olmadı tabi. böyle saçma bir hayranlık olabilemez çünkü.

    sonra nasıl oldu, nasıl başladı bilemiyorum. düşünüyorum, bulamıyorum. gregor samsa'nın bir sabah böcek olarak uyanması gibi bir keskinlikle değil, kendiligimden, zamana yayılmış bir süreç içinde bir baktım özkan uğur hayranıymışım ben. izlemelere doyamıyorum. bir 10-15 sene önce kadar bunun ayırdına varabilseydim doya doya ergen hayranlığı yaşardım. olgunluk dönemime geldi.

    tişikkirler özkan uğur."

    o gün cumartesi idi. arkadaşım ve kardeşimle heybeliada'ya gitmiştik. oturma organımızı acıtıncaya kadar bisiklet sürdüğümüz, ciğerlerimiz patlayıncaya kadar oksijen çektiğimiz çok keyifli bir gündü.

    güzel manzaralı bir tepede durmuş, hem manzaranın, hem kendimizin tekli, çiftli, üçlü fotoğraflarını çekerkene, instagram'dan bir mesaj geldi.

    ta ta ta tammmmm

    ivit.

    ondan.

    üç kız, dev şaşırdığımız ve düpedüz salağa bağladığımız bir andır o an.

    adamın yazdığı sadece şu: "teşekkürler sevgiler"

    bizim buna verecek cevap üzerine düşündüklerimiz:

    - şey yaz, asıl ben teşekkür ederim, çok değerli bir sanatçısınız, başarılarınızın devamını diliyorum, sizi ailecek...

    - tabi mesaja sayın vali, değerli hemşerilerim... diye başlayayım mı?

    - bence cevap verme, havalı ol.

    - tanışalım mı, yaz.

    - bulaşma teklif et.

    - bir konseri için bilet istesene. biz de gelek ama.

    - tamam bir dağılın, ben yalnız düşüneceğim.

    çok ciddiye aldım bu meseleyi. vereceğim cevapla sulu olmak istemiyordum. adamın inceliğine mukabil bir cevap olsun. sıkmasın, boğmasın, "çattık belaya" demesin.

    içimden: "ama sen dev bir kedisin. neden buluşmuyoruz tatlişkom? iki çift lafın belini kırardık. ya da kıramazdık. ben muhtemelen heyecandan konuşamazdım. ya da ne konuşacamayacağım? avukatım ben. tabikisi de konuşacağım. ama tercihimi izlemek ve dinlemekten yana kullanırım. bir de rica edeceğim, fotoğraf çekinelim. sonra ben bunun rüya olup olmadığından şüpheye düşersem elimde belgem olsun. yeri ve saati sen seç. sanatçı adamsın sonuçta, meşgulsündür, ben sana uyarım. gördüğün gibi mesaj atma inceliğini suistimal edip +1'imle kulise gelmece, bir şarkıda düet yapmaca gibi ahlaksız teklifler sunmuyorum. görüşmek dileğiyle, öpüyorum."

    yazmak geçerken

    dışımdan yazdığım ise "asıl ben teşekkür etmeliyim. dev sevgiler benden."

    içimdeki hayvanı bastırabilme yetimi umarım hiçbir zaman kaybetmem.

    daha fazla görgüsüzlük edip bu mesajı paylaşmadım. bu bizim özelimiz.

    tabi şimdi burada paylaşınca gene özel kalmadı, ama bilin yani, böyle güzel bir insan bu insan.

    bu arada bir arkadaşım dedi ki, bu mesajı yazan özkan uğur'un sosyal medyacısı olabilirmiş. ünlülerin oluyormuş ya böyle. çok vakıf değilim o konulara. ünlü diye tabir ettiğimiz insanlardan sadece bu mümtaz kişilik ilgimi çekiyor.

    ama özkan uğur, instagram hesabını, zannediyorum bizzat kendisi kullanıyor. bir sosyal medya uzmanı ile çalışıyor olsa herhalde daha çok paylaşım yapardı. hadi az paylaşım bir taktik diyelim, adamın paylaşımları konser görüntüleri, gittiği sergilerdeki eserler, doğa, kedi falan. uzun zamandır da bir paylaşımı yok.

    twitter'da hesabı var ama hiç tiviti yok.

    facebook'ta da yok.

    sosyal medya uzmanı olsa sadece instagram için mi kullanır?

    sanmıyorum.

    bizzat kendi öz şahsı o.

    seviyorum, sayıyorum.

    uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyorum kendisine.

    herkese de mfö konserine gitmeyi tavsiye ediyorum. keyif alacaksınız. garantisi benim. aynısını ben kullanıyorum.
  • "üç hafta önce ağrılı kitle yakınmasıyla başvurduğum amerikan hastanesi’nde yapılan biyopsi neticesinde, follikuler lenfoma teşhisi konmuştur. folliküler lenfomalar yumuşak seyirli olup, tedaviye yanıtlıdır. doktorum burhan ferhanoğlu’nun ifadesiyle, tedavide başarı oranı yüzde 99’dur. bağışıklık sistemimi güçlü tutmak ve her türlü hastalıktan (gribal enfeksiyon vs.) uzak durmak adına kalabalık ortamlarda bulunmamam gerekmektedir. bu nedenle konserlerime bir müddet ara vermek durumundayım. birkaç aylık tedavi sürecinin, özel hayatımı ve konserlerim dışındaki iş hayatımı etkilemeyeceği doktorlarım tarafından ifade edilmiştir. bir an önce tüm sevenlerimle, konserlerde yeniden buluşmak üzere."
    özkan uğur
  • olduramadım şarkısının videosunun 2. yorumuna koptuğum müthiş adam. http://www.youtube.com/…ljxhxvjbex0&feature=related

    "enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı: '2013 yılında türkiye'nin enerji ihtiyacının? önemli bir kısmını özkan uğur'dan karşılamayı planlıyoruz...' (kaynak: zaytung)"
431 entry daha