şükela:  tümü | bugün
  • bir pazar öğleden sonrası uykusu düşünüyorum.
    bütün hafta çalışmışım, sahil kasabasında yaşıyorum. yorgunum ama annem var, babam var yanımda. o zamanlar hala yaşayan itim var. anneme yardım etmişim sabah erken kalkıp, turşu kurmuş, temizlik yapmışız, babam iti gezdirmiş, it gelince bana sarılmış özlemden. düşünüyorum oğlum, elimde değil. uykumun arasında kurabiye kokuyor, annem bütün haftasonumu ona yardıma ayırdığıma kıyamayıp kurabiyeye boğmuş evi. babam gitmiş bana çağla çalıyor bir ağaçtan. özlüyorum olm, duramıyorum ben.
    basıp gidiyorum. daha iyi ne yapılır bilmediğimden lan, valla sizi bırakıp gittiğimden değil.
    istiklal'de yürüyorum heyecanla. ay dur sigarası yoktur belki deyip sigara alıyorum, yanına çikolata, sevmesine gerek yok, kardeşlere çikolata almak zorunludur, gidiyorum yanına, mal mal çalışıyor, bi sike yaradığım yok içip içip onu izliyorum, kahve yapıyor bana, sigara yakıyor. durup durup gurur duyuyorum. kardeşlerle gurur duymak zorunludur, bir şey yapmasına gerek yok. sadece duruyorum, seviyorum, o kadar. özlem, kendiliğinden geliyor.
    ben tülin'i özlüyorum sonra lan. olm valla seni az sevdiğimden değil, ben tülin'i çok özledim.
    kalkıp gidiyorum. kapıyı açmadan kahve suyunu koymuş oluyor. ama kahveleri ben yapıyorum. ayarını biliyorum. benim, içtiğim kahvenin ayarını bilen insana duyduğum sevgi genel insana duyduğum insanın toplamından çok. bununki şekersiz, %25 soğuk su. koyu. tek kişilik yatağı elti evine çevirebilecek kudrette dizi izliyoruz sonra. o kadar çok dizi izliyor ve temizlik yapıyoruz ki çalışmayan televizyon kendiliğinden kafasına dantel örüyor, vileda banyoda kendine madalya töreni düzenliyor gururdan. gülerken çok ciddiyiz de, ağlarken çok üzülüyoruz lan.
    peki ne oluyor, tabiysi özlüyorum.
    ben halamı özledim.
    halam çok artistir benim. hiç ona çekmemişim. 198 yaşındadır, 32 görünür, 1.60 boyu vardır, 1.80 kafa tutar, halam gibi görünür, ablamdır. bazen sadece yemek yaparım mutlu olur. bazen basıp giderim, git lan tabi der arkamda durur. ben abla nedir bilmeden ablam yok diye üzülebilecek kadar mal bi insanımdır, bu kadın bunu bile tahmin eder, ablam olur. ben onu anlarım da, özlediklerim vardır, gidiveririm.
    göksun'u özlerim çok pis. arkasından ''karı temiz kalplilikten ölcek mına koyim'' demişliğim olabilir. o benim ayıbımdır. bu da bana koyabilir. ondan uzakken pazarda gezerken taze sebzelere bakıp göksun burada olsa ne kadar sevinirdi demiş olabilirim. patlıcana baktım seni andım dediğim kim olsa -göksun hariç- beni dövebilir. olur hep bunlar.
    ama acil çıkarım, birilerini özlemişimdir, o anlar, anahtarını cebime koyar. giderim.
    3 tane insanlık dışı yaratık var bir de. onları ben yanımdayken de özlerim. yanlamasına uyurum yanlarında, hayatımda olmadığım kadar huzur hissederim. olm ben sizi çok özledim lan yamuklar. isminizi vermeme sebebim sarih piçler.
    olm siz hepiniz, kendinizi iyi biliyorsunuz da, ben sizi çok özlüyorum lan öyle bi sıkıntım var.
    bir adam olsa, bu yukardakilerle beraber eda olsa, özge, fatih, uğur, peri, ilksen, ayşe, merin, enes, ünsal,ezgi, ciyan, emre,özden, dahsin, engin, tuğrul, nefin, hasan, onur, ebru, mehmet, baran, cengiz, tuba, melih, arif, zafer, serpil hepsi hepsiolsa daha ne isterim. hepinizi o adaya kapatırdım ibneler.
    ama benim sadece adım var amına koyayım. o da özlem.
    bir tane daha isim var zikredemediğim, hah, ben aslında onu da çok severdim ibneler.
    olm aşırı özlemesem arardım lan.
    adımı sikiim.
  • "bazen insan öyle bir özlenir ki...
    özlenen bilse, yokluğundan utanır."

    aziz nesin
  • özdemir asaf şiiri:

    bir gece,
    gecede bir uyku.
    uykunun içinde ben.
    uyuyorum,
    uykudayım,
    yanımda sen.

    uykunun içinde bir rüya,
    rüyamda bir gece,
    gecede ben.
    bir yere gidiyorum,
    delice.
    aklımda sen.

    ben seni seviyorum,
    gizlice..
    el-pençe duruyorum,
    yüzüne bakıyorum,
    söylemeden,
    tek hece.

    seni yitiriyorum
    çok karanlık bir andan.
    birden uyanıyorum,
    bakıyorum aydınlık;
    uyuyorsun yanımda..
    güzelce.
  • oruc aruoba'nın uzak isimli kitabinda ozlem cekene kılavuz diye bir bolum bulunur, ne guzel anlatmistir ozlem cekenin ve ozlenenin durumunu. oradan bir ornekleme belki uygun olacaktir su anki durumumuza:

    özlediğin, gidip göremediğindir;
    ama, gidip görmek istediğin

    özlem, gidip görememendir; ama
    gidip görmek istemen

    özlediğin, gidip görmek istediğin-
    ama gidip göremediğin

    özlem, gidip görmek istemen-
    ama, gidememen, görememen;
    gene de, istemen

    oruc aruoba
  • karşılıksız istektir.

    en güzel tanımı da oruç aruoba tarafından yapılmıştır:

    "özlem, örneğin, işitmeyeceğini bildiğin birisine, yalnızca ona; ama, kendi kendine, "neredesin?" diye seslenmendir."
  • whatsapptan saatlerce çevrimiçi oluşunu izlemektir. aynı ekrana onun da baktığını bilerek sevinmektir. buna bile mutlu olmaktır.

    sabırla beklemek, bir gün dönmesi için dua etmektir.
  • uzak'tan alıntılarla tarif edilmesi biraz daha kolaylaşan duygu. acıtır:

    ben burada: sen orada- dayanılmaz..
    böyle başlar özlem: dayanılmazlığı, iki ayrılmışlık duygusunun birlikteliğinden gelir- özleyen, özlenen adına da çeker özlemi, ve, tersi: özlenen, kendisi de, özleyeni özlemektedir.
    özleyen ile özlenen arasında fark yoktur-özlenen ile özleyen aynıdır..
    bu da dayanılmazdır-iki kez!
    özlem, dayanılmazdır-
    özlem, dayanamaz..

    ***

    özlem, şimdi- burada, senin bulunduğun yere yağan yağmurun, onun bulunduğu yere de yağması konusundaki ikircikliliğindir: "keşke, burada yanımda olsa da, yağmur birlikte yağsa üzerimize- keşke, orada, yağmur yağmasa üzerine de, ıslanmasa.."

    ***

    özlem, ne -yalnızca- sen, ne -yalnızca- ben
    dir- özlem,
    biz
    dir.
    özlem
    biz
    iz.

    ***

    özlem öyle olur ki, sanki dünyanın ortasında, her şeyi anlamsız kılan bir boşluk uzanmakta; gelip özleyenin de içinden, bir kesit gibi, geçmektedir. özleyen, bunu duyduğunda, bütün dünyaya sanki bir sisin ardından bakar gibi olur; bir şeylerin olması, ne gereklidir ne de anlamlı- boşluk, uzanır, her şeyin -dünyanın, özleyenin- içinde..

    özlem her şeyi kaplayan boşluktur.

    ***

    özlem, birdenbire içinin boşalmasıdır.

    ***

    özlem, özleyenin bütün varoluşu içinde, boydan boya, uzanır: sanki bütün dokularına, en küçük hücrelerine varasıya, "içine" işler- öyle olur ki, özleyen, tek bir büyük özlem ateşi gibi hisseder kendini. bu yüzden de, yakıcıdır özlem.

    ***

    özlem, bütün dünyanın grileşmesidir: her şeyin renksiz bir arkaplan haline gelerek, yalnızca o geçmiş rengin, bütün dünya içinde tek renk olarak görülmesi- bütün dünyaya ancak onun renk verebilmesi.. özlem, dünyaya rengini veren griliktir.

    ***

    özlem, özlediğinle ilgili her şeyi unutsan da, özlediğini unutamamandır. özlediği'ni ve özlediğini- özlemekte olduğunu..

    özlem, ol'duğun
    dur.
    özlem ol'ur
    sun.
    ol
    dun.
    özlem
    ol.

    ***

    "copy paste değil alınteridir özlem."
  • özlem, kağıdın mürekkebe kavuşmak için beklentisi, toprağın suya tutkusu, ağaçların çiçeklerini açacağı anı beklerken hissedebilecekleri tek duygudur. özlem bir boşluğu işgal eden sular gibi duru bir anıdır kalbinde aşkın. bir bıçak yarasının bıraktığı boşluktan kanamaktır, sessizliğin daha sessiz, kalabalıkların daha ıssız, yaşamanın daha anlamsız olduğu andır. özlem bahara duyduğun istektir, güneşi yüzünde hissettiğinde içinde duyduğun neşedir. aşkın vazgeçilmez bir parçasıdır, özlemeden aşık olamazsın, onun tamamladığı yerde onsuzluğun bıraktığı ıssızlığı hissetmeden onunla olmanın mutluluğunu bilemezsin. gece yarısı başlayan yağmurlarda uyanmak gibi, özlemin gözyaşlarına ihtiyacı vardır bir aşkın .
    aşk ne kadar tutkuysa, tutkun olunana duyulan özlem o denli güçlüdür. özlem düşlerle desteklenir, kurulan düşlerle kendi dünyasını yaratır insan kalbinde. özlem bir yolculuktur, tıpkı aşkın kendisi gibi, yol aldıkça geçmişten uzaklaşmak, keşfedilmemiş yanlarını keşfetmek ve kendi içinde yanan bir ateşle aşkın acısının bir yönünü farketmektir. ruh kendisini özlemleriyle keşfeder, nefes almak, uyumak, üşümek gibi bedenin kendini tanıması için gerekli olgular kadar ruhun da kendisine ilişkin, belki daha gizli, daha mistik, anlaşılması daha zor ama daha yaşamsal anlamları vardır.
    özlemeye başladığını ilk hissettiğinde, hiçbirşey anlamazsın.. yüreğinde birşeyler sıkışmaktadır, önce derin bir sıkıntı içinde hissedersin kendini, saniyelerin geçmediğine takılırsın; anlamsız hareketler, dalıp gitmeler, sabırsızlıklar, sessizlikler.. sanki bir uyuşturucu bedenini sarmaktadir ve sen kendinden uzaklaşarak bir başka ruha bürünmektesindir. mutsuz olduğunu düşünürsün, yaşamdan tat almak, gülmek, daha önce seni mutlu eden şeylerle yetinmek olanaksız olmuştur. mutsuz olduğunu, onu sevmediğini, aşkın olmadığını düşünürsün; dalgaların ardı ardına geldiği kumsalda, kumları kaldırıp rüzgara savurmak gibi yüzüne gözüne kum taneleri dolmaya başlar, deniz açılan boşluklardan işgalini daha büyük bir hırsla sürdürür, delicesine aşık olduğunu ve özlem duyduğunu o an farkedersin. özlem kendisini içinde genişleten bir duygudur, farkında olduktan sonra da büyümesini sürdürecektir. dakikalar geçmez, oda hızla soğumaktadır, gece ıssızlaşır, göl yüzeylerinde fırtınalar kopar, aylarca sürecek susuzluklar,açlıklar, uykusuzluklar, düşsüz uykular, gölgesiz karanlıklar başlayacaktır.
    özlem sevişmektir kendi bedeninle, acılarınla var olmaktır. özlem kendi içinde aşkı keşfetmektir, kalbini dinlediğin ve sessizlikte onun adının fısıldandığını hissetmektir. özlem kendi içinde çıkılan bir yolculuktur, ıssız bozkırlarda hissedilen yalnızlıktan daha kesici, gece ayazlarından daha çok ürkütücü kimi zaman.

    gözyaşlarına boğulup pencere camlarından dışarıya bakıp onun ismini fısıldamak ve gözlerini yumarak ona eriştiğini düşünmek.

    sessizlikler daha çok can yakıcı olmuştur, biran uzaklaştığında dünyanın dönüşünü durdurmak istersin, tek başına karşılamak istemezsin zamanı ve yaşamı. güzel olan herşey onu hatırlatır sana.
    (bkz: ask)
  • her şey gibi gelip geçicidir.

    geçtiğinde yeniden gelmeyeceğinin, geldiğinde yine geçmeyeceğinin garantisi yoktur. iyi ki de öyledir. diğer türlüsünü kaldıramaz insan fıtratı...

    aslında özlemin de kaynağı bellidir de, işte insan, eni konu çamurdan yaratılmış, bir yanı eşref-i mahlukat, diğer yanı esfel-i safilin neticede...tıpkı bu satırları yazan gibi gaflete çabuk kapılır. gaflettendir, hep yanlışı özler..

    derler ki; göz cemal ister, insan bu yüzden özler. aks-i sada bulmazsa sözler, özler...var olduğumuz için özlüyoruz kısacası. o yok olduğu için değil.

    bir yok olabilsek, özlem de bitecek...
  • bu isim pek konmuyor artık çocuklara sanırım. kıymetli şeyler pek özlenmiyor, kıymetsizlere pek kolay ulaşılabiliyor.