şükela:  tümü | bugün
  • bir yazar.
  • hakkında yazılanlara dair bir şeyler söylemek isteyen kişinin mahlası.

    3-4 gün önce yazdığım siyasî bir yazıdan dolayı bu başlıkta anneme küfredildi. ben o yazımda hiç kimseye hakaret etmemiştim, burada yazdığım yazılarda zaten hiç kimseye doğrudan veya dolaylı yolla hakaret etmedim. farklı zamanlarda birkaç defa özel mesaj yoluyla edilen hakaretler bir tarafa, son olarak da en galiz şekliyle buraya yansıyan küfür canımı sıktı. sosyal medyada ne kadar küfredildiğinin farkındayım ancak benim ilk kez başıma geldi. annemin sağlık sorunlarıyla tek başıma uğraştığım şu dönemde, bu iş canımı sıktı.

    hep şu soruyu sordum: ne hakla?

    alçaklığın pervasızlaştığı zamanımızda, belki de bu soruyu sormak bile hata.

    birkaç saat önce bütün yazılarımı silerek sitedeki üyeliğimi iptal etmeye karar vermiştim. entrileri silmeye başladım ama bir tanesini sildim diğerleri bir türlü silinmiyordu. yazarların mesajlarını silmesini güçleştiren bir engel bulunduğunu fark ettim. bu blokaj yüzünden 100 civarında yazıyı silmek için en az birkaç saat harcamam gerekecekti.

    kararımdan dönmeye niyetim yoktu. akâmete uğrayan temizlik işlemi yüzünden yazdığım eski yazılara baktım. bu yazılarda pes etmemekten, hayatın güzel yanlarına bakmaktan söz ediyordum, yapmaya çalıştığım eylemle söylediklerim arasında açık bir tutarsızlık vardı. işin komik tarafı da aslında belki aklî dengesi bile yerinde olmayan bir edepsiz yüzünden bu işlere girmekti. hem burada aklı başında insanlar da vardı, onlarla mesajlaşmış, karşılıklı film ve kitap önerilerinde bulunmuştuk.

    ****

    küfretmeye gelenler, belki sövmeden okumak isterler, dünya görüşüme dair bilgi vereyim. babamın solculuk geçmişi nedeniyle siyasî bir çevrede geçti çocukluk ve ilk gençlik yıllarım. sıkı bir marksist-leninisttim. gorki’nin ana’sı, barbusse’ün ateş’i, zola’nın germinal’inden çok etkilenmiştim ve tabiî ki nâzım hikmet ve orhan kemal en çok sevdiğim yazarlardı. o yıllar toplantılar, paneller, gösteriler ile geçti. çok şey öğretti aşka, dostluğa kısacası hayata ve insana dair. o zamanlar hayat, siyah ve beyazdı, onlar ve biz vardı. sonra bir sürü şey oldu, hiçbir şeyin o kadar açık ve basit olmadığını öğrendim. beyaz o kadar beyaz olmayabilirdi, siyah da sanıldığı kadar siyah. hem ayrıca başka renkler de vardı, dikkatlice bakınca görünüyordu. lenin ve stalin’den başka şeyler söylüyorlardı. russell, fromm, weber, adorno, benjamin, popper, kuhn ve arendt…

    demokrasi, insan hakları kavramlarını farklı gerekçelerle küçümseyen solcular olmuştur. belki de sol örgütler içerisinde demokrasinin bir türlü yerleşememesi, eski türkçeyle söylersek, ekinleşememesi bundandır. insanlığın çok önemli bir kazanımı olan demokrasi ve insan haklarının hayati bir önemi olduğuna inanıyorum. türkiye’nin geleceğine dair pek ümidim yok ama bir şeyler düzelecekse bence bu, en başta demokrasi ve insan haklarıyla olacaktır. bu bilinçle; kadınların, azınlıkların, kürtlerin, ekolojistlerin ve lgbt hareketinin verdiği mücadeleye destek veriyorum. bir politikacı olarak atatürk’ün, türkiye’nin batılılaşmasında çok cesur adımlar atan, eklektik bir tarafı olmakla beraber aklın ve bilimin hâkimiyeti için büyük mücadele vermiş, türkiye’nin bilim, kültür ve sanat alanlarında ilerlemesindeki büyük bir aktör olduğunu düşünüyorum. öte yandan ulus devlet inşa sürecinde kürt meselesinde hatalar yaptığı düşüncesindeyim. ismet inönü’nün de en büyük kabahati kürtler konusunda olmuştur. ancak şunu da özellikle belirtmek isterim ki, kurtuluş savaşı dönemindeki mücadelesi ve katkıları bir yana ismet inönü sırf türkiye’yi ikinci dünya savaşı’na sokmamakla bile büyük bir kahraman olmayı hak etmiştir.

    geçmişte ödp, chp ve hdp gibi partilere oy verdim fakat bu, hep mecburiyetten oldu. mevcut siyasî partilerden hiçbirini desteklemiyorum, desteklediğim veya eleştirdiğim politik tavır ve tutumlar var. memlekette her şey kötüye gidiyor, sosyal medyaya hapsolmuş bir muhalefet var. ümitvar olmak için pek az şey var bu ülkede. akıl ve ruh sağlığımızı koruyarak devam etmenin yolu gözlerimizi güzele ve iyiye çevirmek, ümitlerimizi korumak. henri lefebvre’nin çok sevdiğim bir sözü var, ki direnmenin de bir biçimi bu: “insan, ancak bir insan dünyası yaratarak insanlaşır”. hem ne diyordu şair:

    yaşamak görevdir bu yangın yerinde
    yaşamak, insan kalarak

    meramım budur, savgı ve sevgiyle...