şükela:  tümü | bugün
  • henüz mezarlıkların yüksek duvarlarla örülmediği, tıbbiye caddesi'nde tramvay bekleyip harem'deki birahanelerde gönlümüzce içebildiğimiz ve mütemadiyen eskiyi özlediğimiz günlerde; işten, tüp kuyruğundan ya da yazılamadan dönmüşsek eğer, kapıdan girdikten sonra ayağımızdan çıkardığımız pabuçlarımızı işte buralara koyardık! yalnızca bununla da kalmazdı üstelik pabuçluk sözcüğünün kullanımı. bazen eve getirilip bağcıklar çözülürken bir sebepten burada unutulan eşyalar, sözgelimi büyük dayımız suphi bey'in tamir ettirdiğimiz karamela kutusu, alakasız bir vakitte hatırlanır, odadan odaya bağıran aile fertlerinin arayışı içlerinden birinin "pabuçlukta yahu!" demesi ile son bulurdu.

    ayrıca sabahın beşinde, öykü yazarken tekrarlaya tekrarlaya yabancılaştığım, anneannemden dilime yapışan, yaşamadığım geçmişi özletebilen bir sözcük. yaşa pabuçluk!