şükela:  tümü | bugün
  • ing. [isyanı] bastırma
  • evcilleştirme, ıslah etme.
  • kafa açıcı kavram.

    birçok türkçe sol yayında passivization veya passivation ile karıştırıldığı için edilgenleştirme/pasifleştirme anlamında kullanılsa da kavramın kökeninin passive sözcüğüyle alakası yok. bir nüfusun, bölgenin, toplumsal sınıfın/grubun pasifizasyonu (to passivize) ile pasifikasyonu (to pacify) dendiğinde farklı şeyler anlaşılmalı.

    pacification, nato menşeli askeri terminolojide başlığı açanın yazdığı gibi isyanı bastırma (counter-insurgency), uluslararası ilişkiler ve hukuk literatüründe ise peace-making (barış yapma) süreçlerine işaretle kullanılıyor. bu çakışmada gören gözler için ibretler vardır.

    kavramın etimolojik kökeni peace, pacisci, pact, pax gibi sözcüklerin tarihsel akrabalığı dolayımıyla (pax romana, pax brittanica / americana örneklerindeki gibi) bir siyasal egemenliğin mutlak askeri ve diplomatik tahakkümü altında gerçekleşen barış ve güvenlik koşullarına işaret ediyor. örneğin pax brittanica adı verilen ingiliz barışı, ingiliz sömürge kuvvetlerinin avrupa'nın büyük güçleri haricinde dünyanın geri kalanında savaşmadığı tek bir toprağın ve dönemin olmadığı bir yüzyılın* adıydı. [peace ve pax arasındaki benzer bir ilişki akraba sözcükler olan sulh ve ıslah etmek arasında da düşünülebilir].

    bu savaş mantığı altında barış inşası, savaşın/ihtilafın yokluğu, ya da karşılıklı bir anlaşmanın yapılmasından çok, galip tarafın savaş yoluyla başardığı ve farklı iktidar, şiddet, kontrol biçimleriyle devam ettirilen hegemonya ve hakimiyetin empoze edilmesi olarak anlaşılmalı. yerel halkın direnişini saf şiddetle bastırmanın yanı sıra, onu güvenlik, eğitim, ticaret, refah vb. politikalar aracılığıyla düzene dahil eden, açıktan savaşmak yerine direnişin varoluş imkanlarını baştan ortadan kaldıracak politik, ekonomik, ideolojik koşulları inşa eden, içerdiği sistematik şiddeti büyük ölçüde askeri tekniklere eşlik eden diplomasi, hukuk, mülki idare ve polis eliyle 'barış ve güvenlik' adına yürüten ve yürütmeye dönük her tür modern yönetim tekniği, pasifikasyon genel adı altında kavramsallaştırılabilir. bu tür bir mercekten bakıldığında modern burjuva devleti, liberal ideolojinin iddia ettiği üzere güvenlik ve barışın tesisi yoluyla şiddet sorununu bertaraf etmeyi amaçlayan bir kurum olmaktansa, sınıfsal çatışma alanlarını ve kapitalist ticaret ve birikim biçimlerinin gelişebileceği koşulları devamlı olarak yapılandıran, düzene potansiyel tehdit olan unsurların düzene yeniden içerilip 'üretken'leştirildiği esaslı bir güvenlik ve polis projesi olarak incelemek mümkün hale geliyor.

    [ayrıntı yayınları çevresi kavramı anlam dünyasına sadık kalarak barışçıllaştırma olarak çevirdi, oldukça isabetli. kapitalist devletlerin iç içe geçmiş güvenlik-polis-savaş-barış tertibatıyla (bkz: mark neocleous) sınıf perspektifinden ilgilenenler için ayrıntı dergi ve yayınlarındaki çalışmalar tavsiye olunur.]

    kavramın latince kökenindeki ikili anlam çok daha eskilere dayansa da aslında barış inşasının yeni savaş stratejisi olarak benimsendiği ilk örneklerden biri, rastlantı değil, erken kapitalist döneme dayanıyor. ispanya kralı ikinci philip'in yerli halk katliamıyla sürdürülen kıta aşırı sömürge keşiflerinin bundan böyle fetih olarak değil, pasifikasyon olarak adlandırılacağını vazettiği tarih 1573. burjuva devlet aklının 20. yüzyıl itibariyle kavramı yeniden keşfinde ve onu sefer, fetih, işgal veya savaş'a ikame etmesinin altında barış ve tahakkümü eş zamanlı düşünmeye iten bu sihirli köken yatıyor olsa gerek. nitekim soğuk savaş döneminden bu yana pasifikasyon, amerikan ulusal güvenlik ajansı tarafından bir savaş doktrini olarak çalışılmakta ve yeni iktidar teknolojilerini kapsayacak biçimde sürekli geliştirilmekte.

    soğuk savaşın emperyalist ayağının özel yetiştirilmiş bir devleti olarak özel harp dairesinden tutun, ülkücülerin komünist avı için tasmalarının salındığı suikast, provokasyon, sabotaj vb eylemlerini doktrine eden kontrgerilla talimnamelerine dek (bkz: fm 31-15) her nevi savaş stratejisi, psikolojik harp ve propaganda tekniğini nato el kitapçıklarından edinen türkiye'nin anti-emperyalist takılan yazarlarının dahi bugün yürütülen savaşın propaganda ayağını eksik bulurken kullandığı "kalpleri ve zihinleri fethetmeliyiz" şiarının amerikan ulusal güvenlik manuellerinde geliştirilen, yüzbinlerce sivil katliamına neden olan savaşlara eşlik eden askeri konseptlerden mülhem olması şaşırtıcı değil. "pacification is the more formal term for winning hearts and minds". örn. vietnam, afganistan, ırak. sivil katliamları, insan hakları ihlalleri ve muhtelif işkence yönteminin meşrulaştırıldığı bu üç savaşta da abd teröristlerle ve demokrasi düşmanlarıyla barış adına mücadele ediyordu. ortadoğu ve afrika'daki işgal kuvvetleri halen peace-keepers, peace-enforcers, insani müdahale veya küresel polis güçleri olarak isimlendiriliyor. "terörle mücadelede zihinler ve kalpler önemli" diyerek emperyalist bağımlılık ilişkilerinin karşısında ve yeni bir şey söylediğinizi sanıyorsanız epey cahil olmanız lazım.

    resmi gerekçesi barış ve huzurun tesisi olan 12 eylül, yahut başka ülke topraklarının ilhakına zeytin dalı, barış pınarı gibi süper zeka isimlendirmeleri örnekleyecek biçimde, bir savaş doktrini olarak barışçıllaştırma yaklaşık beş yüzyıldır söylem düzeyinde meşrulaştırıcı bir ideolojik işlevi hedefliyor.

    fakat meşrulaştırıcı işlevinin ötesinde bir önemi olduğu söylenebilir. barışçıllaştırma merceği, bize esasında burjuva devlet aklında barış inşası denilen olguyu sürgit savaş mantığında yürütülen ve bir dizi pozitif iktidar tekniğinin devreye sokulduğu bir toplumsal düzen inşası olarak düşünmeye teşvik ediyor. o yüzden açıktan muharip söylemlere her daim eşlik eden barışçıl gelecek ve inşa tahayyülünü savaş-sonrası düzenlemeler yerine, aynı savaşın bir diğer yüzü olarak görmekte fayda var. "suriye'de terörden arındırılmış yeni bir şehir kuracağız", veya "sur'u toledo gibi inşa ve ihya edeceğiz" tipi söylemlerle işaret edilen kolonyal askeri valilerin savaş doktrinlerinden miras bir 'savaş olarak barışın' inşası, ve yahut 'barış, huzur, esenlik, düzen, güvenlik' ile şifrelenmiş savaşın devamıdır esasen. bu yönüyle barışçıllaştırma, yıkıcı olduğu kadar yapıcı ve inşa edici bir savaşı işaret eder; en başta sermaye birikiminin (imar, inşaat, ticaret, hizmet sektörleri) ve yerel halkın politik kimliğinin (uysal, itaatkar, apolitik, üretken bedenler) inşası.

    tam da bu nedenle türkiye tarihinin en bilinçli, kapsamlı, programatik barışçıllaştırma projesi olan ve dönemin polis dergisinde huzur ve barış günü ilan edilen 12 eylül için barış kavramı basit bir meşrulaştırıcı söylem olmanın ötesinde, bu rejim altındaki barışın bir tür savaş anlayışıyla inşa edilme süreçlerini işaret etmekteydi. öyleyse barış ve huzur söyleminin basit bir ideolojik aldatmacadan ibaret olduğu söylenemez. 12 eylül gerçekten de barış ve huzur getirmiştir, çevrenize, topluma bakın göreceksiniz: 1980 öncesindeki grevleri savaş ilanı olarak okuyan ve sıkıyönetim komutanlarını göreve çağıran patronların dillerinden düşürmediği sosyal barış, çalışma barışı, iş barışı adı altında çalışan sınıflar üzerindeki ekonomik ve politik tahakkümün, ve yanı sıra her şartta devletine iman eden, dünyanın en berbat iş-yaşam dengesine tabi yaşadığı halde kendi varlığını devletine borçlu gören mütevekkil öznelliklerin yasal, kurumsal, ideolojik inşa sürecinin adıdır barış ve huzur.

    12 eylül'ün en radikal formu olan akp rejiminin savaş pratiklerinde harekete geçirdiği kendi barışçıllaştırma politikasını da saf şiddetten ziyade söz konusu inşa boyutuyla anlamak elzem. çok açık ki yıllardır ana siyaset mevzii olan terörle mücadelenin en az iştigal ettiği konu terör, doğrudan alakalı olduğu şey ise toplumsal ilişkilerin akp iktidarı etrafında yeniden tanzimi, düzenlenmesi. savaş negatif ve yıkıcı değil, pozitif ve inşa edici bir edim olarak devreye sokuluyor: neoliberal sermaye birikiminin güvenli ve barışçıl koşullarda sağlanacağı ufku bucağı olmayan bir pax erdoğan barışının inşası. 12 eylül'ün temel ideolojik ve idari (güvenlik gerekçeli imtiyazlar) parametrelerine yaslandığı ölçüde bundaki başarısı yadsınamaz. gerçekten de, savaş siyasetinin resmi söylemsel mevzilerini dünden razı benimseyen ve kendi iradesiyle yeniden üreticisi haline gelen 12 eylül çocukları memleketteki kan ve sömürüyle akan barış pınarlarının da akp rejiminin de nihai sigortası görünüyor. kendi kendini barışçıllaştırmak için devlete ihtiyaç duymayan özneler herhalde kendi barış projesini siyaset-üstü addeden kenan evren ve cuntasının hayal edebileceğinin çok ötesindeydi.