şükela:  tümü | bugün
  • adios paco...

    kendisi ile tanisikligim 21-22 yil oncesine dayanir ki 32 yasindayim.

    gitara baslama sebebimdir. kayseri'nin 8000 nufuslu bir ilcesinde kolay degildi bu isler 20 sene once.

    flamenko?

    salt flamenko ile kisitlanamaz paco de lucia. veya ezberden jazz ile iliskileri vs. laflari da degildir.

    paco jazz calmamistir, calanlarla beraber calmistir. haliyle muziginde etkileri gorulmustur.

    brezilya'nin da etkileri gorulmustur.

    rabello'yu cogu kimse bilmez, cok genc yasta olen bir brezilyali gitaristti. benim bu yasimdayken, once trafik kazasi geciren, ardindan aidsli kan verilen ve olen bu genc adam, paco de lucia'ya derin bi ilham vermistir. arastiranlar, bu genc paco de lucia'nin insan otesi performansi ola tico tico yorumuna ve ustadin gence nasil hayranlikla baktigini da bulur.

    ama o genc paco'nun yaninda heyecandan olmek uzeredir.

    mutevazilik budur, kendine hayran olan birini bile hayranlikla izleyebilmek.

    paco flamenkonun disina ya digerleriyle, ya da klasik gitar literaturunun en bilinen eserleriye cikmistir.

    en bilinen eserlerle cikmak, populerlik kaygisi degil, aslinda meydan okumadir.

    mutevazilik, meydan okuma ile bozulmaz. bunu karistiran coktur.

    gelelim asil meseleye, flamenkoya.

    flamenko ritmik muziktir. tum karakterini ritm belirler. melodi cok cok cok geri plandadir.

    hatta, genel kaninin aksine, gitar once dansci, sonra sarki siralamasinda 3. muhim ogedir.

    evvela sabicas ile baslayan gitari one alma surecinde isi tepe noktasina oturtan en onemli isimdir. bu sirada tabii ki bir baska paco olan paco pena da cok buyuk isler yapmistir. ama asil paco olarak bilinen paco de lucia'nin isigi yoktur onda.

    yillarca enstruman ve icrasini incelemek insani bazi sonuclara goturur. bu sonuclarin cogunu paco de lucia sayesinde fark etmektir olay biraz da.

    sanatta yaraticilik sadece ilham midir, yetenek midir?

    cogu kisinin goz ardi ettigi sey tekniktir. paco de lucia o alzapualari, o picadolari, ritmik varyasyonlari teknigi sayesinde calmis, olusturmus, turler arasinda uygulamis, icinden gecen her seyi gitarina dokebilmistir.

    bulerias bulerias olali almoraima gibisini gormemistir mesela. veya moratio chico, manolo sanlucar, tomatito tangoslarda bir paco de lucia cesitliligine asla ulasamamistir. la canada gibi bir eserin yanindan gecememislerdir.

    hele zyryab gibi bir eserin dunyada esi benzeri yoktu, taa ki paco ile yasit bir gitarist bir eseri besteleyene kadar. o da bizim dogan canku'dur ve hic de onun altinda kalmaz. ama o eserdeki bariz zyryab etkisi aciktir.

    paco da etki altinda kalmistir tabii, egberto gismonti, chick korea gibi isimlerin muziginden, coryell, meola, mclaughlin gibilerinin tekniginden cok sey kapmistir.

    ama etkilendiginden fazla etkilemistir.

    light and shade isimli belgesel aslinda cok guzel anlatir onu.

    iyi de bu adam neden buyuk bu kadar? sadece iyi caldigi, iyi beste yaptigi, yeni tekniklerin yolunu actigi icin mi?

    paco de lucia'nin klasik gitar dengi andres segovia'dir bir bakima.

    nasil segovia klasik gitari konser salonlarina sokmus, klasik muzik literaturune katmis, en burnu buyukleri karsisinda diz cokturmusse, paco de lucia da flamenkoda bunu yapmistir.

    tek basina royalbilmemnede sahneye cikmis, bunu bir album yapmis ve biz de variz bu dunyada, demistir.

    cogu isim flamenkonun dirilisini almoraima ve bir rhumba olan entre dos aguas eserlerine baglar. haksiz da sayilmazlar, ama bu birden parlama degil, gostere gostere gelen bir adamin en sik goludur.

    paco de lucia'nin teknigi gecildi gecilecek. hatta bana gore tomatito sadece flamenko icrasinda onun duzeyini yakalamis bir adamdir. ama kalanlar? suphelidir tabii.

    paco'dan daha hakim adamlar hep vardi gitarda, bana kalirsa klasik gitarist olmasina ragmen paco'dan fersah fersah ileride bir kazuhito yamashita vardir mesela.

    ama paco'yu farkli kilan salt icraci olmayisidir.

    hem icraci, hem besteci, hem "inovatif" anlamda agustin barrios'tan sonra dunyaya gelmis tek kisidir. elektrikli muzik aletlerini bilmem, onlardan ornekleri tanimam. ama konustugum turlerde bu bayragi devralmaya en yakin isim vicente amigo'dur. 3 yasindan beri paco'nun dizinin dibindedir zaten. soguk nevaledir ve artizin onde gidenidir.

    paco de lucia, benim icin hayran olunan, takip edilen, arastirilan, taklit edilen vs biri degildi. cok daha fazlasi, hayatimi sekillendiren en onemli adamlardan biriydi.

    2 hafta once epeydir yasadigim ispanya'dan geldim, cunku ispanya paco yuzunden bir hayaldi.

    en son birinin olumune 1995 yilinda aglamistim. paco icin agladim. o benim 20li yaslarimin en onemli figuruydu ve o zamalarin geride kalmasini kabullenmek demek olmesi demek.

    izledim, gordum, tanidim.

    hayatima etki eden biriydi.

    flamenkoya paco ile baslarsiniz. sonra flamenkoyu kesfeder, paco'yu bir miktar unutursunuz bu arada. ama doner dolasir, yillar icinde yeni birikimlerle, daha olgunlasmis bir bakisla tekrar ona doner ve yeniden kesfedersiniz. daha derine inersiniz.

    hakkinda tum soylenenlerin kaynagina inersiniz.

    paco seri picadolarin siirsel icracisi vs. degildir. onu yapan binlerce adam var dunyada. paco o isin michelangelo'sudur.

    adios maestro...
  • atari salonuna gidersiniz street fighter oynamaya, bakarsiniz makina dolu biri oynuyor. kafayi uzatirsiniz abinin sagindan bakarsiniz ki abi zangief'le oynuyor. ulan zangief'te bok gibi karakterdir insan ken'i alir aduketleri dizer depdepleri cakar diye gecirirsiniz icinizden. o sirada abi sagat'tan biraz dayak yemeye baslar. siz de kulakta tiger . tiger . tiger uppercut sesleri yankilanirken gencligin verdigi heyecanla abi abi geceyim mi veya abi yanina gireyim mi diye sormadan tek jetonunuzu atarsiniz makinaya here comes a new challenger nidalariyla. abi size bakmaz bile. alirsiniz ken'i yencem ben abiyi kim tutar depdep'i gaziyla. abi'de gider blanka'yi falan alir nebliyim. sora mac baslar ve abi acimadan 30 saniyede size hayat dersi gibi 2 tane perfect ceker. siz daha olayin sokunu atlatamadan anlarsiniz ki abi her adamla tek jetonla oyunu bitirmis bir tek en sona zangief'le bitirmek kalmis. iste arkadaslar o abi paco de lucia'dir. o abi adami bir cilginlik edip sker ustune bir de kalbini kirar.
  • küçüktüm ufacıktım abim dinletmişti, bilbakiim kaç kişi çalıyor demişti... en az üç cevabını verincede gülmüştü.. sebebini çok sonra anladım.
    (bkz: en iyi olmak)
  • o güne kadar gitar hiç bir orkestrada kabul görmezken bir gün ispanyadan andres segovia denilen bi adam çıktı ve o günün hatırı sayılır müzik otoritelerini karşısına alarak onlara gitarıyla kusursuz bir dinleti verdi ve ardından 'gitarda piano ve keman gibi bir orkestra enstrümanıdır!' demiş ve kimsede ağzını açamamış ,bir anlamda gitar dünyasında bir dönüm noktasına imza atmıştır.
    andres segovia öğrencilerine mezuniyet plaketlerini verirken sıra john williamsa gelir...segovia williamsa :'bak john bugüne kadar gitar bağlamında hiç bir şyden korkmadım ,senin dışında...' der.john williams'sa daha 17 yaşındadır ve 'senin adın hergün gitarın adının bir adım önündeydi ve ben hergün senden nefret ettim!' der.....
    bir gün bir konsrede paco be john williams bir araya gelir..önce william çalar..bitirdiğinde paco mikrofonun başına gelir ve 'müzik dinlediniz....' der..(paconun bu lafının taşıdığı derinliği tahmin edin ve john williamsa olan büyük saygısınıda...) ve nihayet sıra pacoya gelmiştir.inanılmaz rasguadolar,apoyandolar,legadolar...williamssa 5 yaşındaki bir çocuk gibi seyirciye arkasını dönmüş ,elini yanağına koymuş pacoyu dinlemektedir..paco (konsantre olmuştur)bitirirken williamsı görür ve şaşırır...williams mikrofona yönelir ve 'tanrı gelseydi gitarı böyle çalardı..'der....
  • iki gece ustuste konserine gidip cicek verdikten sonra, sehrin sokaklarinda karsilasinca "sen bana cicek verdin" demesiyle eriten adamdir..
    utangac gulumsemesi aklima kazinmis..
    flamenko askti, biz de cocuktuk, kucuk sevinclerimiz vardi iste..
  • canlı dinlemenin doyum olmadığı mükemmel şahsiyet..
    flamenko jazz ın asla ölmeyecek yıldızı
    vcd sini her taktığımda.. kendimden utanıyor iğreniyorum.. tutuğum gitara bakıyorum..
    parmaklarıma bakıyorum ve intihar edesim geliyor.. böle bişi olmaz.. yahu..
    türkiyeye sessiz sedasız geldiğinde.. onu dinlemeye gitmediğim için kendimden utanıyorum..

    dandirik bilgi üniversitesi konservatuarına ben giremezken.. o adamın al di meola ile ders verdiği börkli üniversitesine asla gidemeyeceğimi biliyorum.. ama olsun.. hayal kurmakta zevkli..
    ahh ulan ahhhh

    " solo quiero caminar " şarkısını herkez dinlemeli.. tam bir klasiktir.. aynı zamanda bu şarkıyı levent yükselde yorumlamıştır.. " tuana " bağlamında..
    al di meola dan sonra en hoşuma giden gitaristtir..

    gitarda palavra yapmaz..
    hamersız pull suz.. saniyenin 64 te birinde 20 nota iner.. ben vücudumun hiç bir uzuvuyla adama yetişemem

    bide burda paco ya bir sözüm var..
    ulan allahın cezası ne güzel akor akor giderken bir anda ne garip notlar girersin aralara anlamam.. olmadık yerlere olmadık şeyleri sıkıştırmanın anlamı varmı şerefsiz..
    uzaylısın olm sen uzaylısın..
  • 26 şubat 2014 tarihinde vefat etmiştir flamenko'yu herkese sevdiren insan. en iyi performanslarından birisi: http://www.youtube.com/…ch?v=2oyhlad64-s&feature=kp
  • yeni dunyanin orta bati sehirlerinden birinde verdigi konserden sonra ucube bir restoranin tuvaletinin girisinde tanistigi iki sarisin kizla tuvalete dalmasi ve iceride 45 dakika kalmasiyla dikkatimi cekmisti. ertesi gun soz konusu sehrin telefon rehberindeki tum cinsel munasebet rahatsizliklari doktorlari (bevliye de lucia'cilar) arayip iclerinden hangisinin ispanyolca bildigini test etmistik.
    capkin gitarist paco, yeni bir under the missouri sky aksami henuz gul memelerini gosterir, gunes kansas uzerinde batarken, aniden parmagini dudaklarina goturup sessizlik istemisti. ben oyle sanmistim. ya da bir sizisi olmaliydi. aci cekiyordu. doktordan henuz donmustu. sarisin, kucuk goguslu orta bati kizlari paco'ya iyi gelmemisti. organlari sallantidaydi ve parmaklari dert gormustu. acisi ondandi belki. hayir, hayir, sus dedi, bir ses duydum. kulak kesildim. mississippi kiyisinda yorganlarini yikayan zenci kizlarin gulusmeleri duyuluyordu. tom sawyer de lucia hemen dogruldu ve suya atladi, karsi kiyiya kizlarin yanina dek yuzdu. caldigi en iyi bulerias'yi da o bataklikta tingirdatti.
  • annesi portekiz asillidir paco'nun, luziadir ismi o yüzden. parmaklariyla degil, kalbiyle caldigi icin konserlerinde agladigi görülmüstür*.
    al di meola ve john * ile calismaya basladiktan sonra ufkunun cok genisledigini bizzat itiraf etmistir*.
    son yillarda turnelerden arda kalan zamanda meksika'daki* evinde keyif sürüyor.
    hakkinda hazirlanan bir belgeselde "sanatci yaratma sürecinde aci ceker" lafini etmis, belgeselin en sonunda ise hamaga uzanarak "aslinda hepsi palavra, gercek sanatci aci falan cekmez, iste böööyle hamaga uzanip bütün gün yatar" deyip uykuya dalmistir.
    chick korea hayranidir ve onun icin "ispanyol veya cingene olmayip bizim müzigimizi bu kadar anlayabilen baska insan yok bu dünyada" demistir.*
    yeni baslayanlar icin antologiasi tavsiye edilir.
  • içinde yaşadığım ülke soyuluyor, olsun biliyorum zaten soyuluyordu. şaşırmadım. çalışmaktan iflahım sikiliyor köpek maması gibi para alıyorum, evet bundan da haberdardım. velhasıl kelam bir kere daha yüzüme vurulunca buna da şaşırmadım. terbiyesizlik, çiğlik, izansızlık, kokuşmuşluk almış yürümüş; evet son zamanlarda daha da gözüme sokuluyor ama bu da üç aşağı beş yukarı belliydi. bana yalan söylenmiş; eh hayat kerhanesinde sermayelikten peçeteciliğe kadar her departmanda çalıştım; aslında domuz gibi biliyordum.

    ama paco'nun ölümü çalışmadığım yerden geldi. herhangi bir gitarist ya da müzisyen olsa "dolan vade"den bahsederim ama paco gidince, ne bileyim, demirbaşı eksilmiş oda gibi oldum birden. insan evladı gibi çalmadığından mıdır, flamenko ile özdeşleştiğinden midir, gitar, hele hele flamenko gitar dendiğinde demirbaş gibi saydığım isimlerden biri olduğundan mıdır, yoksa o olmadan al di meola asla yeterince flamenko olmadığından mıdır, bu dünyada demirbaş gibi gördüklerimden biri oldu paco hep. eksilemez. eksildi mi hesabı sorulur.

    ve fakat hiçbirimiz demirbaş değiliz. bunu unuttun muydu, "bir sonrakine giderim" diye ayağına gelen tüm fırsatları erteledin miydi sana eski kayıtlardaki hoş bir sedadan başka bir şey kalmıyor. kader sana, anılarına, hayatının fon müziğine nanik yaparcasına, sahilde iki çocuğu ile oynarken çekip alıyor paco de lucia'yı. nasıl lan diyorsun, nasıl amınakoyim, gitar kursunda "sağ serçe parmağınızı kullanmayın" diyen hocaya burun kıvırttıran koskoca de lucia nasıl ölür. kavramlar nasıl ölür, fenomenler nasıl yok olup gider?

    halbuki deniz demirbaş, kum demirbaş, sen değilsin. bilmen gerekirdi ama işine gelmedi. o yüzden "ömürcüğü o kadarmış" diyemiyorsun.

    "nasıl ya, öldü mü?"

    he ya.