şükela:  tümü | bugün
  • ekvador'un tungurahua kantonunda bulunan banos kasabasındaki şelalenin adı. ingilizce devil's cauldron olarak geçen şelalenin adını şeytanın kazanı olarak türkçeleştirmek mümkün ama ben cadı kazanı demenin daha şık olacağını düşünüyorum.

    and dağları'nın eteklerinde kurulu olan şehrin başlıca turistik gelir kaynağı burası. amazonların kapısı olarak da bilinen şehir ülkenin and vadisi olarak nitelenen bölgesinde kurulu. bu bölgede bulunan irili ufaklı onlarca şelalenin en büyüğü pailon del diablo. sözlükte bugüne kadar başlığının açılmaması tuhaf (kimse gitmedi herhalde).

    şelale yaklaşık 2 bin 500 metre yükseklikte ve oldukça dar, tek şeritli yollardan geçerek ulaşabiliyorsunuz. turlar gayet ucuz, 4 dolar. yolda birçok başka şelalede durup fotoğraf çekebiliyorsunuz. bazı noktalarda basit teleferikler vasıtasıyla kimi şelalelerin dibine kadar giderek yakından görme şansınız var (bu teleferikler de gayet ucuz, 2 dolara hizmet veriyorlar). vadi çok derin ve yoldan bakması zevkli olsa da benim gibi yükseklik korkunuz varsa epey ürpertici olabiliyor.

    vadinin çeşitli yerlerinde bungee jumping yapabilir ya da vadinin iki yakasına çekilmiş çelik kablolarda özel kıyafetlerle yapılan kayma işlemini yapabilirsiniz (yerel dilde canopi ya da canopy diyorlar ama türkçede ne deniyor bilmiyorum. aslında türkiye'de de yapılan bir aktivite ama adını bilmiyorum, mesaj yoluyla söyleyen olursa düzenleme yaparım). bir cesaret çıkıp denemeye karar verdim ama daha platforma çıkar çıkmaz pişman oldum. parayı (10 dolar) bir kez verdiğim için yaptım ama çok korkunçtu. bir daha hiç yapacağımı zannetmiyorum. *

    asıl şelaleye yani pailon del diablo'ya geldiğinizde küçük dilinizi yutuyorsunuz. inanılmaz bir güzellik. şelalenin dibine kadar tahta köprüler ve beton basamaklar sayesinde gitmeniz mümkün. turizm geliştikçe ve dünyanın heryerinden turisler geldikçe, mümkün olduğunca cazip hale getirmek için çeşitli aktiviteler ve düzenlemeler yapmışlar. dağın arka tarafı amazonlar. şelale mütemadiyen gümbürdüyor ve siz zamanı unutuyorsunuz.

    şelalenin iki girişi var ve turlar genelde sadece bir girişi kapsıyor. ben kuzeydeki girişten girdim ilkin ve diğer girişi de tecrübe edebilmek için, tur şirketine beni bırakıp gidebileceklerini söyledim. her iki giriş de ikişer dolar. kuzeydeki girişte tahta köprülerle şelalenin yanına kadar gidebiliyorsunuz. güneydekinde ise bir patikadan girişe kadar gidip, oradan basamaklar vasıtasıyla önce şelalenin yanına sonra da doğal bir tünelde sürünerek dibine kadar sokulabiliyorsunuz. ıslanmamanız mümkün değil, o yüzden bir yağmurluk edinmekte fayda var ama yine de ayaklarınız (belki dizlerinize kadar falan) ıslanacak. yanınızda çanta falan götürmeyin (belki sadece gerekli eşyalar için küçük bir paket) çünkü tünel çok dar ve mümkün olduğunca eğilip bükülmeniz gerek.

    şelaleyi gezdikten sonra, yine bir tahta köprü vasıtsıyla, şelalenin karşısındaki bir özel mülkün yanına geçip şelaleyi bir de karşıdan izleyerek yemeğinizi yiyebilirsiniz. özel mülke girmek yasak ama mülkün sahipleri ziyaretçilerin şelaleyi karşıdan görmek için bir balkon gibi duran giriş kapısına gelmelerine ses çıkarmıyorlar. sandviçinizi alıp bu tarafta yiyebilirsiniz. bir dürbün ile gitmenizi tavsiye ederim. unutmayın sadece şelale değil amazonları da seyredebilirsiniz. otro lado denilen karşı tarafa gidince de anlayacağınız üzere, şelale aslında iki nehrin arasında kalan bir ada-kayanın üzerinde. muhteşem bir görüntü.