şükela:  tümü | bugün
  • sertab erener'in demir demirkan'la ortak yürüttüğü proje.
  • (bkz: ebru sanatı)
  • ilk albümü olacak olan ebru'nun kayıtlarının neredeyse tamamlandığı proje. stüdyodan bildirmek gerekirse: çıkan sound'a ve oluşan kompozisyonlara kulaklar inanamamış, hop oturulup hop kalkılmasına yol açmıştır.

    ilk konseri ise kayıttaki müzisyenlerin bir kısmının da katılımı ile 29 ekim gunu bruksel de gnl entertainment tarafından yapılacak.
  • yalan olan sertab erener albümü. hani nerede?
  • sessiz sakin nabiz yoklamaya baslayan ve devam eden projedir. bruksel'deki tanıtım konserinden sonra, davos'da seyirci karsina cikip cok olumlu tepkiler almistir. sirada paris theatre des champs elysee'de expo 2015 izmir oylamasindan once bir defa daha boy gosterecektir.
  • nisan 2009'a gümbür gümbür gelen projedir.

    http://www.motema.com/photos/pow_1_hi.jpg
  • projesini yapanlara buradan "haaaaaaaayıııııııııııııııııııırrrrr duruuuuuuuuun n'ooolur yapmayııııın!!!" diye bağırmak isteği uyandırıyor bende. abartmak istemem ama muhsin ertuğrul sahnesi'nin yıkılması kadar yıkıcı olmuştur benim için. tamam, muhsin ertuğrul sahnesi gitti, o türkülerse hala geleneksel halleriyle duruyor ama, birileri o haliyle dinleyecek, kayıtlar düzenlemeler o haliyle çok kaliteli olduğu için geleneksel halleri herkese daha da kötü gelecek. bunca yatırımı bu türküleri en saf halleriyle, en temiz şekliyle, en iyi koşullarda kaydederek yapsaydın, tüm dünya türk müziği neymiş görseydi olmaz mıydı be sertab? ille de batı müziği havalarına, gamlarına mı sokulması gerekiyor yapılan işin? bir de sözler ingilizce... offfff ne yaptın be sertab.
  • yaz aylarında çıkması beklenen sertab erener, demir demirkan birlikteliğinin ortak ürünü ''painted on water''ın altı şarkısının kucağıma düşmesi; elektroniğin içinde boğulmuş olan bendenizi dünyada akustik işlerin de yapıldığı konusunda yüzüme bir tokat gibi çarptı.bu albüm için uzun yıllardır hummalı bir çalışma yürüten ikili, bilindik anadolu türkülerini ve ezgilerini caz, rock ve blues formunda ingilizce olarak yorumlayacak.yemen türküsü, kaşık havası, çökertme bunlardan sadece birkaçı.türkülerimizin ingilizce olarak icra edilmesi sizi pek memnun etmeyebilir; ancak bu, melodilerimizin dünya insanı tarafından duyulması, özümsenmesi açısından yararlı olacaktır ki sertab erener'in de hayalinin bu olduğunu söylemeden geçmeyeyim.dinlediğinizde siz de göreceksiniz ki kült albüm ''sertab gibi''ye en çok yaklaşan albüm bu olacak.onun kadar özgür, onun kadar duygulu ve onun kadar sahici.bir sevindirici haber daha! sertab erener ve demir demirkan, albümün gelecek yılki grammy ödülleri'ne aday olabilmesi için canla başla çalışıyor.kulağıma gelen dedikodulara göre, grammy otoritelerince albümün hakettiği başarıyı sağlayacağı söyleniyor.bu, ödül mü olur; yoksa popülarite mi bilinmez.varın, siz düşünün.

    not: ''before the night'' mutlaka dinlenmeli.
  • pervasız "sentez"lerin çok çok uzağında, çok daha titiz bir proje gibi gözüküyor şahsıma şimdilik. amacı türkü sevenlerin kanına girebilmek için türküleri kullanmanın aksine, türkülerden haberi olmayanlarla buluşturmak. bir parça nasıl ki sözüyle, melodisiyle, çalınan enstrümanıyla, söylenen vokaliyle vs. hepsiyle bir bütün olarak karşımıza çıkar; painted on water'ın yapmaya çalıştığı türkünün özünü alıp, türküyü son haline getiren bütün ayrıntılardan temizlemek, ve en baştan bambaşka bir yolculuk kazandırmak o türküye, sanıyorum. şu an ulaşabildiğim örnekler de bu amacı destekliyor gibi. bu yüzden bu işe sıradan bir "yeniden yorumlama" projesi olarak bakılmamalı kanımca. uzun soluklu bir çalışmadan bahsediliyor. bundan bir kaç sene önce bir magazin programında sertab ve demir ellerinde gitar "atem tutem ben seni"yi ingilizce sözlerle söylerken manzara sadece ve sadece komik gelmişti, doğrusu "öff sertab, şimdi de bu mu yani" demiştim, ama görüyorum ki müzikal anlamda daha içerikli bir durum varmış ortada. umarım aynı ivmeyle, aynı titizlikle devam edebilir bu çalışmalar.
    ha pragmatik açıdan bakarsak da, ister kabul edin ister etmeyin kulak alışkanlığı diye bir şey var. bugün türkçe müzik dinleyen biri için afrika yerlilerinin müziği nasıl ki eğlenceli değişik bir tat olarak görünüyorsa, batı formlu müziğe alışık kulaklar için de türk müziği muhtemelen sadece öyle görünüyor (özellikle ilgilenenlerden bahsetmiyorum tabii ki). ve türk melodilerine bu şekilde çok kolay tavlanabilecek bir çok kulak bu sayede ister istemez buralardaki müziğin etnik ilginçlik perdesini aralayıp içerilere girmek için daha hevesli olacaktır. bu da, türk müziğini tanıtma adına, 3 dakikalık bir şov için doğu nefeslileri, darbuka ve göbek şov hazırlamaktan çok çok daha gerçekçi ve temeli güçlü bir yol olsa gerek.
    grammy alırlar mı almazlar mı bilemem, zaten albüm bile çıkmadı henüz, altı dolu olan her çaba gibi muhakkak bir yerlere geleceğine inanıyorum. umarım hayâl kırıklığı yaşanmaz.