*

şükela:  tümü | bugün
  • suriye sinirlari icinde,sam in yaklasik 200 km kuzeyinde bulunan antik bir sehir; romalilar tarafindan insa edildigi sanilmaktadir.
  • suriye collerinin kuzeyinde sam ile orta firat arasinda kurulmus eski bir vaha kentidir.roma cagindan kalma buyuk yapilari, kalintilari, yazitlari ve ozellikle mezar anitlari ile unludur.
  • palmyra'dan getirtilmis bol miktarda sarkofaj bezemesi istanbul arkeoloji muzesinde sergilenmektedir. bu heykeller rolyef seklinde olup, genelde gomulmus kisiyi betimlerler. hatunlar etli butlu bol takili olarak resmedilmeyi tercih ederken, beyler daha ziyade donemin modasina uygun sekilde sade birer toga giyerek poz vermislerdir.
  • "suriye’nin tadmur çölü’nde, iki bin yıl önce, dünyanın en güzel, en görkemli şehirlerinden biri yükseldi. kimsenin değildi bu şehir. hiçbir kralı ya da kraliçesi yoktu. ipek yolu’nun bu çöl kavşağında bir serap gibi doğdu.
    ...
    palmira’ya, çölde saatler süren bir yolculuk sonrasında, akşam güneşi bütün bir kenti tatlı bir pembeliğe boyadığı bir saatte girmiş idim. aslında bir günde bile gezilebilecek bu şehrin büyüsü, beni orada beş gün tuttu. aynı yerleri, aynı sütunları, tapınakları gezdim, ama her seferinde farklı bulutlar, farklı, gökyüzü, farklı rüzgar vardı.

    palmira, çöldeki tek şehir değil tabii ki, ama hiçbiri de palmira olmuş değil. belki palmira’yı en çok kıskandıran çöl şehri, güneyde, ürdün sınırında, birkaç gün önce ziyaret ettiğim basra şehri olabilir ya da daha güneydeki petra. ama bunlardan sadece palmira’ya çölün gelini adını vermiş eskiler." özcan yüksek
  • aramilerin büyük tanrı bol için için inşa ettiği, tadmor adı ile de bilinen antik şehir. 1980 yılında unesco tarafından dünya kültürel mirasına alınmıştır.
  • suriye'de bulunan muhteşem sütunları ile en güzel roma kentlerinden biriydi. burada isa'nın dili aramice konu$uluyordu. sokaklar develer ayakalarını incitmesinler diye kaldırımlarla kaplanmı$tı. tapınaklarda baal gibi sami tanrılara tapılıyordu. önce iskender'in sonrada romalılar'ın hakimiyetine geçti. zamanla hindistan'dan akdeniz'e giden yolun kontrolünü alarak önem kazandı
  • pensilvenya'da kucuk bir kent ayrica. ne kadar otel varsa hintliler isletiyor.
  • suriye halki tapinagin bulundugu bolgeye tedmur der. kalintilari gezmeye gitmeden once muzesinin ziyaret edilmesi onerilir. antik sehir bombos colun ortasinda hala sahiden bir gelin gibi suslu ve guzel durmaktadir. yoneticilerinden en cok "zennube" sultan nam salmistir.
  • şam'dan veya humus'dan minibüs veya otobüslerle doğu istikametinde iki üç saatlik bir yolculuk sonrası varabileceğiniz; yüzyıllar içinde muazzam bir şekilde korunmuş, kısmen hala ayakta kalan roma şehridir.

    çat pat ingilizce konuşabilen bir taksici ile anlaşmanız durumunda, onun da rehberliği ve iyi bir kitap ile bir gün içerisinde antik şehrin tüm kalıntıları, biraz ilerisindeki tepe üzerinden tüm vadiyi izleyebileceğiniz fahrettin kalesi, üçer katlı kral aile mezarları, arkeoloji müzesi ve tapınakları gezilebilir. pazarlık mutlaka yapılmalıdır, sıkı bir pazarlıkla, oran olarak fikir vermek gerekirse; ilk başta 3 lira dedikleri hizmetler 1 liradan alınabilir.

    eski antik şehrin hemen yanındaki yeni yerleşim yeri ise bir hayli küçüktür. yiyecek bir şeyler bulabileceğiniz bir kaç lokanta veya alışveriş yapabileceğiniz üç beş dükkanın olduğu merkez alan 200 metrelik bir ana cadde ve ona paralel bir kaç ufak sokaktan oluşur. bu bölgenin haricinde yerel halkın evleri dışında bir özelliği yoktur.

    bu arada iki üç pansiyon ve bir kaç ufak oteli dışında kalınacak en kaliteli ve güzel oteli dedeman otelidir. burada görünce bir hayli şaşırdığımız dedeman otelleri zincirinin sanırım en ücra halkasıdır dersek yanlış olmaz.
    (bkz: dedeman palmyra)