şükela:  tümü | bugün
  • muhterem bir arkadaşım sayesinde 30 yaşından sonra edindiğim korku. yalnız benimki korkudan ziyade, palyaço (ki isimlerini 31 yaşına kadar ''palyanço'' diye telaffuz edecek kadar kendilerine karşı kayıtsızdım) gördüğüm yerde ana-avrat küfür etme sureti ile tepki verme haline geldi.

    ***

    şirketin bütün kocabaşları yeni açılan alışveriş merkezindeki mağazaları görmek üzere ankara ziyeretine geleceğini bildirmiş, şehirdeki en yetkili adam olarak mihmandarlık görevi de haliyle bana düşmüştü. en baştan belirteyim ki, öyle istanbul'lu şirket yetkilisi gezdirmek her babayiğidin harcı değildir. bu adamlar özellikle ankara'ya geldiği zaman yüzgeçleri alınmış bir balık, üç yıldızlı brove sahibi bir balıkadam, iki lafın birinde ''e melih gökçek'de çalışıyor canım hakkını yemeyin ehehe'', ''yaw deniz yok bu memlekette nasıl yaşıyorsunuz?''(hee amınakoyim sanki siz günün 6 saati denizden sünger çekiyorsunuz) triplerine girerler. bakın istanbul dışında yaşayan insanlara karşı yaptıkları, medeniyet görmemiş taşralı muhabbetine hiç girmedim bile. 4 ayrı markanın operasyon, marka müdürleri ve direktörlerinden bahsediyorum. bir tane balığı yerken 12 kere elini yıkayan adamlardan.

    gezi boyunca(evet gezi! zira koca başkenti ıhlara vadisini gezer gibi geziyor herifler) hayır biz taşralı değiliz mesajını vermek için göbeğim çatlamış. kah çalışma hayatındaki feedback in öneminden, kah sistem parametrelerinden, kah lokal yatırımların genel merkeze verdiği heyecandan bahsetmişim. yani kısacası ''bu şehir emin ellerde'' mesajını veren geleceği parlak bir genç olarak gözlerinde yıldızım parlamış da parlamış. ama o geleceği parlak geri zekalı bu adamları yemeğe öyle bir yere götürmüş ki, bir hafta evvel çocukluk arkadaşının o mekanın bitişiğindeki eğlence merkezine palyaço olarak istihdam edildiğini unutmuş!

    her iş yemeğinde olduğu gibi, misafirleri savdıktan sonra yenilecek whopper hayali ile, garsonun ''iskendercide salata nalaka'' bakışlarına aldırmaksızın salatamı söylemişim. idealist bir genç olarak yardırıyorum da yardırıyorum.

    dknm: ...aslına bakarsanız personel mutluluğuna fokuslanmak gerekliliğini düşünüyorum. neticede müşteri ile bire bir muhatap olan onlar. onların mağazalarımıza verdiği enerji...
    müdür1: dknm doğru diyor. 10 tane mağazamız oldu. ankara için bir eğitim odası yapmamızın zamanı geldi. ilgili araştırmayı sen yapar mısın dknm?
    dknm: ah-hah ben araştırdım bile. stratejik bir lokasyonda, masraflarımızı minimize edebilecek bir yer var. hem kentsel ulaşımda sıkıntı yaşamayız. (çok feci şirketçe konuşurum)

    bu esnada bulunduğumuz masanın önündeki cam bir tane palyaço tarafından ısrarla tıklanmakta. fakat bu bildiğimiz burnuna top takıp, yanağına hafiften kırmızı sürmüş bir palyaço değil! benim bu detaycı kılçık arkadaşım öyle bir palyaço kıyafeti ve makyajı yapmış ki, bu işi başka memlekette yapsa donald trump'un çocuklarının doğum günlerinde parayı deste ile sayar.

    müdür3: eheh palyaçoya bak. bizimle ilgileniyor.
    dknm: içses: ne ilgilenmesi amınakoyim. herif direkt bana gel gel yapıyor.
    müdür7: dknm seni mi işaret ediyor arkadaş?
    dknm: aaa evet benim çocukluk arkadaşım kendisi, iyi bir tiyatrocudur. burada da part-time çalışıyor.
    müdür12: seni çağırıyor galiba.
    dknm: evet bir şey diyecek galiba? müsadeniz ile yanına bi gideyim.

    palyaço: ne oldu la yarrraaammm utandın mı?
    dknm: olm siktir git lan şurdan. biz iş bağlama derdindeyiz geldin başımıza şebeklik yapıyorsun. bebe belikle ilgilensene lan sen. ne istiyorsun benden yarrak kafalı.
    palyaço: iki tane müdürle oturunca götün mü kalktı lan! şimdi gidip onlara mahallede diz üstüne çöküp ''küçük hüsamettin'' taklidi yaptığını söyleyim mi?
    dknm: lan oğlum ne alakası var. o zaman ergendik. küçük hüsamettin taklidi yaptık diye hayata mı küselim. sırf sen tenkit etme diye bütün üstlerime ''aneeeyyyyy'' mi diyeyim. hadi kaybol şimdi, adamlar taşak geçecek benimle.
    palyaço: eheh niye geçsin lan. ben onlardan fazla para kazanıyorumdur. namusumuzla çalışıyoruz oğlum. niçin utanıyorsun benden.
    dknm: utanırım tabi kulak! (bu son cümlemi duyan palyaço meraklısı çocuklar kaçışmaya başladı) milletin arkadaşı terörle mücadelede başkomser olur, hava kuvvetlerinde f-16 pilotu olur... bizim arkadaşımıza bak!? hadi topla tezgahını siktir git. iki kelime konuşturtmadın adamlarla.
    palyaço: yaaa böyle olduk dimi. arkadaşınla gurur duyacağına dediğin şeylere bak.
    dknm: oğlum iş yemeğindeyim ben anlıyor musun, iş yemeğindeyim. beni sorgulamanın yeri mi lan!?
    palyaço: yazdım bunu olm. yazdım.
    dknm: bak hala yaa...

    dknm: eheh akşam oyunu varmış da ona davet ediyor.
    müdür6: senin de ortamın iyiymiş dknm. eğlenceli arkadaşların var.
    dknm: sormayın çok eğlencelidir. 4 kardeş, bir annesine bakmak için eğlene eğlene çalışır öyle.
    müdür6: fırk!
    müdür1: ne diyorduk; şu eğitim için düşündüğün yeri bi göreblir miyiz?..
    palyaço: tak tak tak... (hala cama vuruyor göt!)

    olm palyaço, bunu okuyorsan topsun olm. ne güzel ben sektörün parlayan yıldızı olarak adamları bağlamıştım. ben kendimi anlatamamışım adamlara, seni nasıl anlatsaydım? şimdi işsizim. götün soğudu mu?
  • ben de düşünmekteydim ki palyaçolardan korkan bi tek benmiyim diye.
    meğer hastaymışım ben.

    bu rahatsızlığa yol açan şey ise küçük yaşta izlenen palyaçolu korku filmleridir. ya kardeşim işiniz gücünüz mü yok palyaçoyla adam öldürüyosunuz.. deli midir nedir bunlar
  • coulrophobia, bir suru fobi gibi teee kucukluk donemine dayalidir. nasil bir kucukluk donemi gecirmissek anasini satiim, ottan kork, boktan kork.. hadi bocekleri anladim, arachnophobia'yi anladim, eli ayagi ayri oynar lavuklarin ama bu sevimli mi sevimli cici palyacolardan neden korkulur?
    sahsim adina soyle aciklayayim: bendenizin kucukken bir haciyatmazi vardi. lavuk ne kadar yatirirsan yatir yatmazdi haliyle. cilinnk cloonnkk diye de sesler cikarirdi tuhaf tuhaf. ben de bu isyankar tavirlarina sinirlendim ve kirdim bu hiyari. ust kismini istedigim gibi yatirip yuvarlayabiliyorum boylelikle. derken bu it, benim hayal arkadasim oldu. elalemin beyaz tavsan, melek, peri gibi hayal arkadaslari olurken, ben bu ipneyle (af buyrun) yatip kalkiyordum. nere gitsem yanimda, annemin bana ordugu hirka icin aldigi ordekli mordekli dugmeleri sobaya attirdi bana, annemden tokadi yedim. annem evi supurdu, pislikleri farasa doldurdu, bu lavuk bana "serp serp hadi annen bise demez" dedi her yere serptim annemden tokadi yedim (30 sene once nerde elektrik supurgesi?? nerde kaloriffer??), sonra komodinin cekmecelerini cektirdi "bas bak ne guzel merdiven oldu, hadi en uste kadar cik" diye, en alttakine batim, dombalak da bir cocuktum, yuvarlandim geriye, ustume komodin dustu, ayaklarim incindi annem basti tokadi, nere gitsek bi ortadan kaybolurdum, annem beni durmadan arardi, halpuseki ben o ipnenin cuvalinin icine girmis ve terliyor olurdum, annem beni bulunca cakardi tokadi, o arada ben nerdeydim aslinda? bunu da bilim aciklasin bi zahmet..
    sonra o lavuk suratinda arti seklinde boyanmis goz kapalari vardi, bole kapali gibi ama acik gibi beyaz beyaz, ondan tirsardim, yanagindaki boyali gozyasindan tirsardim, nere gitsem pesimde bir palyaco! pezevenk insallah olmustur..
    suratlarindaki ifadesizlik evet, sonra cozdum, zaten cozmusler, suatlarindaki ifadesizlik, aslinda guluyor gibi ama gulen o degil, agliyor gibi ama aglayan da o degil, ne tuhaf..
    gecti aradan bin sene, gitti birileri venedik'e. bana da severim diye maske getirmisler venedik'ten. duvara asilan, gozleri oyuk, seramik suslu bisey. paketi bir actim, aha dedim bayiliyorum, toparladim ama haala tirsarim maskelerden. "kukla kebap'a gidek hadi bir iskender yiyek" diyenler dusmanimdir, kuklalar, karagoz-hacivat, herkesi gulduren pinokyo, ellerde iplerle oynanan bi alay lavuk.. hepsinden kose buca kacarim. gittim bi kere kukla kebaba. can aldim can verdim resmen. ne o yemek bitti, ne o duvara oyulmus nisler icinde sergilenen kuklalarin hihohahah deyisleri bitti, bir de ustlerine spot lamba koymuslar, sanki cok guzellerdi de, yukaridan isik vurunca iyice bir cazip oldular.. ya ben nasil anlatiim bilemedim.
    saw -ıı-ııı-ıv-v... hepsine baktim, kandan revandan korktum mu? hayir, adamlari koyun gibi kestiler yuzduler, cirtlattilar korktum mu? hayir, ama ne zamanki o hihahaha diyen kukla pezevenk geldi, o zaman yumdum gozlerimi.
    90li senlerde, ziya gokalp caddesinde yuruyom, gayet cool, rocker biriyim, saclari salliyom, walkman'da slayer bole deli gibi geziom, yuksel'e gidecem. efendim wimpy burger diye bir muessese acilmis, onun reklamini da palyacolar yapiyormus, ben nerden biliim? biri dokundu omzuma, hah dedim tanidik bir rocker, anam bir de donsem kiii... palyaco!!! yesil sacli boyamis yuzunu biri. ne pis bagirdim, rocker durusum zedelendi. diyeceksin ki alice cooper'dan niye korkmuon o zaman? yoook, o ayri, ne alice cooper, ne de cumle glamciler, hicbiri palyaco gibi olamaz. ya bu ayri bisey ben anlatamam. o ifadesiz yuz, o ben buyum ama aslinda bu degilim diyen psikopat bakislar, teaaallabellanizi vere..
    burdan ebevynlerimize sesleniyorum: bebelere palyaco alip durmayin, hiyar gibi sesler cikaran oyuncaklardan almayin, milleti psikopat edip sokaklara salmayin..
    sonra nasil gecti bu korku? gecmedi tabii. hala tirsarim dedigim gibi. ama ne zamanki okuma yazmayi ogrendim, bir suru masal kitabi okumaya basladim, o zaman da rumpelstilzchen ile kirmizi sapkali kiz'in kurdu musallat oldu bana. sanirim palyaco hiyari dovduler ve benim basima onlar gectiler, palyaco yok oldu gelmedi daha. bu son ikisinden de cok korktum ama palyaco gibi degil. kurdun her gece yattigimda ayagimin altina bir cizik atmasina, rumpelstilzchen'in odamin ortasinda dort donmesine razi oldum. yeter ki palyaco pezevenk gelmesin.
  • babam da peruk takip makyaj yapsin, hayret verici kahkahalar atsin; ondan da tirsarim.
    bence palyacolardan korkmaktan daha tuhaf olan halet-i ruhiye, palyaco olmak istemindedir. belki adamlari anlayabilsem... daha da cok tirsarim, kimbilir...
  • aslında sirklerde gösteri yapmak için yaratılmış, uzaktan seyredileceği için
    kocaman makyajlar, uzuvlar yapılmış bir karakteri,
    çocukları eğlendirsin diye ev partilerine sokarsanız olacağı budur.
  • palyaçoların komik olduğunu sanmaktan daha normal bir şey.
  • (bkz: stephen king)
    (bkz: it)
    (bkz: o)
  • stephen king'in "o" adli romaniyla desteklenmis, filminin cevrilmesiyle iyice percinlenmis fobi.
  • palyacodan korkanlar palyaco gibi boyanmis sus bebeklerinden de korkarlar, boyle esyalari asla evlerine sokmazlar, gorunce de urperirler.
    ifadesiz, maske takmis kisilerden hoslanmayan, palyaco gordugunde asla gulmeyen kisilerin sahip oldugu korkunun ismi koulrofobi'dir.
  • buna fobi denmesi yanlış bana kalırsa. çünkü normali, daha doğrusu olması gereken bu.

    yüzüne gözüne abuk subuk boyalar sürmüş, anormal kıyafetler içinde akıl hastası gibi davranan bir insandan korkmamak tuhaf asıl.
    lan adam manyak manyak mimikler yapıyor bir de o halde.

    nesi komik, neresi komik bulunur kim bunları komik diye ortaya çıkarıp pazarlamış merak ediyorum.

    hayır sirk zaten başlı başına bir kabus, saykedelik bir korku kaynağı bana kalırsa, nefret ederim. ama palyaçolar tek başlarına ele alındıklarında bile mantıksız, komiklikten uzak oluşumlar. hiç samimi değil. itici.