*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir de kantin dışında okulda yemek yemeyi yasaklama orospu çocukluğu vardır, kantin bir tostu 4 liraya satar.
    bizim lisedeki orospu çocuğu yerli malını bile yasaklatmıştı. ihalede 35k vermiş kantin için yavşak müdür çanak tutuyordu, sonra fetöden aldılar müdürü.
  • denecek ne var ki.

    bunu yapanlar ve savunanlar için söylüyorum.

    zalimler için yaşasın cehennem
  • "senin pantolonun bizim istediğimiz gibi değil o yüzden öğrenemezsin ve burada bilgi edinmek sana yasak" yazıya dökülmüş hali korkunç
  • umarım hayatı boyunca vicdan azabı çeker ki içinde biraz insanlık varsa bu durumu asla unutamaz diye düşünüyorum.
  • ödevini yapmadığı için derse alınmayan, sınavda başarısız olduğu için derse alınmayan, ders çalışmadığı için derse alınmayan bir öğrenci hiç görmedim. eyyy türk eğitimcisi....ey türk eğitimcisi.... zihinleri donatmak yerine, bedenleri donatarak mı bu ülkenin eğitim sistemini yükselteceksiniz. yere batsın şekilciliğiniz de, insanlığınız da....
  • okul müdürleri ve müdür yardımcıları öğrencileri sıraya çeker ve tek tek bakarlardı. ayakkabı şu renk olacak, gömlek böyle olacak vesaire. zaten şu üst kadro milletin kılık kıyafeti yerine eğitim kalitesine kafa yormadı. zaten çoğu işe yaramaz adam orası da ayrı bir mevzu.
  • aklıma lise yıllarındaki ammmmcık hoşafı hocamı getirmiştir. ismi lazım değil, gittiğim okulda dolarla kitap satıyorlardı.
    tekrar söylüyorum ki durumun manyaklığı iyice belirginleşsin:
    dolarla kitap satıyorlardı.

    durumumuz kötü değildi. annem de babam da üst düzey yönetici o zaman. lakin takdir edersiniz ki götümüze buzlu badem sokup dolar da sıçmıyorduk değerli dostlar. belli bir miktar ayırıp döviz almaları filan gerekiyor. az buz bi para da değil, dolayısı ile biraz zaman aldı.

    bu kancık, bu özgüvensiz, dişlek kaltak; tam da bir çocuğun en hassas dönemi olan ergenlik çağlarında yapılmaması gereken ne varsa, arkadaşlarımın ortasında bana yaptı. teker teker çantamın, botumun, çorabımın markasını söyleyip, bunları almayı biliyosun da kitap almaya mı para bulamıyorsun dedi.

    çünkü ona göre kolejde okuyorsan mutlaka evde puro içip kahkahalar atan bir baban, konken oynayan bir annen vardı. tırnaklarıyla kazıyıp çalışmış kazanmış insanlar olamazlardı. sadece o ara bile olsa zorluk çekemezlerdi.

    bakın ben hayatım boyunca market alışverişi yaparken fiyata bakmama lüksüne sahip bir ailede büyüdüm. bunun nasıl bir şey olduğunu anca büyüyünce anlayabildim. ortalamanın üstünde imkanlarımız olduğunu idrak etmem, anca devlet üniversitesine girmemle oldu. neden anlatıyorum? yaralı değildim. zorluk çekmiyorduk. paramız fazlasıyla vardı, sadece o an bi denk gelmemişti ve kitap almam için dolar veremediler bana. hepsi bu. ve buna rağmen, sınıfın ortasında düştüğüm durum beni öldürdü. aşırı rezil olmuş hissettim. küçük düştüm. şimdi olsa çat çat sokarım o lafları geri ama 13-14 yaşındaki bir çocuk için çok ağırdı.

    size verilen pedagojik eğitime sokiym ben. bir sürü atama bekleyen pırlanta gibi insan varken, kompleksli ve hastalıklı varlıklara öğretmen demek zorunda bırakılıyoruz.

    travmalar nesilden nesile aktarılıyor böylece.

    o timberland botum senin götüne girsin onursuz kaltak. unutmadım o günü, inşallah bir gün bir yerde karşılaşırız.

    edit: çok üzülerek yanlış anlaşılan bir şeyi düzeltmek istedim: asla "bakın benim başıma da bu geldi" niyetiyle yazmadım. bu kadar dandik bi şey bile onur kırıyor dedim. öğretmenler böyle manyaklıklar yapabiliyor diye yazdım. yoksa kalkıp da bu acının yanına kendi hikayemi koyup ikisini kıyaslayacak kadar manyak ve kötü bi insan değilim. böyle düşünenler olmuş, özür dilerim.
  • askerdeyken param bitmişti, ailemden de isteyemedim. şu sıfır boğaz yeşil hakiler var kamuflajın altına giyilen. 2 tanem vardı birini yıkamaya verdim en az 1 hafta sonra gelecek diğeri de yırtılmıştı. sadece elimde beyaz sıfır yaka bir badim vardı. üsteğmen 1. içtima da uyardı bir daha giyme. ikinci içtima da yine aynı tablo. diyemedim de komutanım param yok. üçüncü içtimada da görünce 3 hafta çarşımı kilitledi ve tutanak tuttu.
    bana '' sen böyle yaparsan, diğer askerler de pembe yada mavi atlet giyer, buranın bir kuralı vardır ve sen bu kurala uymak zorundasın '' dedi.

    hiç öğretmen ve yönetimde suçu bulmayın. hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki; okulda giyim açısından bir disiplin vardır ve herkes bu kurala riayet etmek zorundadır. hepiniz siyah pantolon giyerken bir öğrenci beyaz pantolonla gelirse hepiniz isyan çıkarırsınız.

    ama yönetimi şu şekilde suçlayabilirsiniz; bu tip öğrencileri köşeye çekip neden kurala riayet etmediğini sorarsın, çocuğu dinlersin. belki alacak durumu yoktur ve sen o çocuğun bir şekilde ihtiyacını gidermek için seferber olursun.

    evet duygusal yaklaşıyoruz ama bu bir disiplin şartıdır. kurallara uyulması gereklidir.
    asıl suçlular, toplum bu halde iken hiçbir yardım eli uzatmayan ve insanları bir pantolona muhtaç edenlerdir.

    edit: özelden baya saldırı olmuş bana. hatta çaylaklar engelledim demiş kıyamam. hiç kimse asıl bakılması gereken yere bakmamış. bir inanç, bir oyun, bir iş, bir okul hangi alan olursa olsun bir kuralı vardır. ve kurala uymadığınız takdir de düzeni bozarsınız. acı ama gerçek. bakılması gereken yeri ben size söyleyeyim; bir çocuk bir pantolona muhtaç ise, onu bu pantolona muhtaç eden sisteme kızın, asıl çemkireceğiniz yer orasıdır. öğretmen ve yönetimlerde değil. direkt sistemin kendisinde. tabi siz laf kondurmazsınız, asla sistem suçlu değildir, suçlu öğretmendir değil mi?
  • artık derse girebilir. babası ölmeden önce pantolon almış. artık okulun kurallarına uyan bir öğrencileri var ne mutlu onlara. bir aileyi bitirdiniz. buradaki adalete pek güvenmiyorum ama allah'ın adaleti bunun hesabını soracaktır. umarım o çocuk rüyalarınıza girerde uyku yüzü görmezsiniz.
  • kıyafet eğitimi engelleyemez. engellememeli.