şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: takiyye)
  • sahibinin cibilliyetini ortaya koyan cumle.

    " akp genel başkanı recep tayyip erdoğan’ın bir kaseti daha ortaya çıktı. erdoğan, 1995’teki konuşmasında, verdikleri mücadelenin iktidara gelmesi uğruna papaz elbisesi bile giyebileceğini söylüyor.
    star tv’de yayınlanan kasette erdoğan, kurallarını kendi inancı dışındaki yapının koyduğu bir toplumda yaşadıklarını belirterek, "o kuralları değiştirip kendi nizamımızı getirmenin mücadelesini veriyoruz" diyor. ardından erdoğan mücadelenin yöntemini şöyle açıklıyor: "biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hakim kılmanın mücadelesi içindeyiz. neydi o mücadele? zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun iktidar olmasıdır. bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında gerekiyorsa ne yaparım dedim. papaz elbisesi dahi giyerim. bu var mı usulün içinde? var tabii ki."
    erdoğan yine aynı dönemde bir başka kasette de laikliği "dinsiz bir zihniyetin zulmüdür, bu ülkede müslümanlara yapılanlar" sözleriyle yorumluyor. "

    (bkz: http://www.milliyet.com.tr/…5/30/siyaset/siy07.html)
  • zahide uçar'in soyle irdeledigi cumle;

    "aldatma-kandırma partisi bir ilke daha imza attı: kalpazan pankartla miting yaptı.

    kazli(!) çeşme’de yaptıkları kışkırtıcı toplantıda mhp’ye ait 3 hilalli bayrak açıldı. erdoğan “ülkücü kardeşlerim” diyerek pankartlı katılımcılara teşekkür etti.

    türkiye tarihinde ilk defa bir partinin toplantısında başka bir partinin bayrağı siyaset malzemesi olarak kullanıldı. cehalet ve düşmanlığın çukurunda debelenenler, bir de parti bayrağı kalpazanlığı yaptı.

    buraya kadar düşebildilerse, korku dağları sarmış demektir.

    neden 3 hilalli bayrak?

    erdoğan mhp’nin meclise girdiği genel seçimde seçim propagandası yaparken halka şu mealde bir konuşma yapmıştı;

    “bunlar meclise girerse dtp(şimdiki bdp) ile kavga eder.”

    erdoğan; “bdp’nin rahat etmesi için mhp’nin meclise girmemesi gerekir” demeye getiriyordu.

    mhp meclise girdi. erdoğan “bunların eli sıkılmaz” dedi.

    mhp’yi faşist diyerek avrupa’ya şikayet etti.

    aynı erdoğan referanduma giderken 12 eylül darbesi sonrası asılan rahmetli ülkücü mustafa pehlivanlı için timsah gözyaşı döktü.

    “hedefe giden yolda papaz elbisesi bile giyerim” diyen erdoğan, hedefe varmak için bütün ahlak dışı yöntemleri kullandı. insanların acılarından nemalandı.

    el altından yaptırdıkları anketlerde mhp’nin oyununun hızla yükseldiğini gördü. bahçeli’nin gerçek bir muhalefet yapmamasına rağmen oy yükselmesindeki neden neydi?

    öcalan’ın gündem belirlemesi, bdp ve karayılan gibi pkk sözcülerinin türk milletini sürekli tehdit etmesi, meydanların pkk gösteri ve tacizlerine terk edilmesi…

    türk bayrağına yapılan hakaretler. bayrağın adı değişsin diyenlerin akil olarak ödüllendirilmesi. türklüğe yapılan hakaret ve aşağılayıcı söylemler.

    türk milletinin onurunu incitti.

    ychp’de kılıçdaroğlu ve soros damgalı çekirdek ekibin akp’yi bile geçen kürtçü söylemi kurtuluşu hala seçim ve sandıkta gören halkı mhp’ye yöneltti.

    erdoğan’ın parti bayrağı kalpazanlığı yapmasının altında bu gerçek yatıyor.

    sahi, erdoğan’ın kalpazanlıktan bir fezlekesi vardı değil mi?

    tbmm’de de başbakan hakkında ‘zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak’ suçlarından dokunulmazlık fezlekesi bulunuyor.

    kazli(!) çeşme’de yapılan kışkırtıcı toplantı sayesinde ülkemiz ilk defa bir başka partiye ait “parti bayrağı kalpazanlığına” şahit oldu.

    değerli hemşerim rahmetli kemal çapraz anlatmıştı. erdoğan çalıştığı gazeteye gelmiş. çapraz “türk dünyası masasında” çalışırken erdoğan kendisine;

    “türklüğü bırak, kuran’a gel” demiş.

    zihniyetteki çarpıklığa bakınız. türk olunca kuran’dan çıkmış mı oluyorsunuz?

    türk ile kuran’ı bir arada düşünemeyen hastalıklı düşünce…

    “türkler olmasaydı, müslümanlık mekke ile sınırlı kalırdı” diyenler bir hakikati söylüyor.

    her ülke kendi adıyla müslüman, musevi, hristiyan olabiliyor ama türk milleti türklüğü bırakmadan müslüman olamıyor öyle mi?

    hangi karanlık mahfillerin kucağında bu hastalıklı fikirleri düstur edindiler dersiniz?

    e şimdi biz de;

    “yalanı, haramı, müslüman katliamını, haçlı memurluğunu, kindarlığı, nefsine köleliği, tefeciliği kutsamayı, paraya tapmayı bırak; kuran’a gel, tövbe et, müslüman ol.”

    diye çağrıda bulunsak haksız mıyız?

    şimdi diyeceksiniz ki;

    hangi firavun döndü yolundan?

    e ben de diyeceğim ki;

    haklisiniz.

    sadece beynine giren bir sinektir firavun’u bitiren.

    ortalığa saldılar deliyi.

    camları son defa kırıyor. kendi suç dosyasını kendi camından okuyor.

    ve birileri bir yerde bir deli gömleği dokuyor.

    tımarhaneye çevirdiği ülkede “en deli benim” diye çığlık atıyor.

    yazık!!.

    türk milleti;

    hırsın, kinin, cehaletin insanı düşürdüğü sefaletin üç halini de gördü, yaşadı.

    ilmel yakin(bilgi ile), aynel yakin(görerek), hakkel yakin(yaşayarak) …

    bu sefalet de ibret olmazsa bu millete, daha ne ibret olabilir ki?

    ilk kurşun "

    (bkz: http://www.ilk-kursun.com/haber/149265)
  • götün başını yesin o halde! oldu evet çok güzel oldu şimdi tamam mı!
    (bkz: kızdırmayın oğlum beni)
  • ihale almak için karısını kızını kapatan vatandaşça ayakta alkışlanacak açıklamadır.
  • zaten sozlukte yaziyor bunlar bir dinciden her sey beklenir, haber degildir.
  • politik zekası çok yüksek olan rte sözüdür..

    az bilen çok inanan türk halkından oy almak için türban kelimesi yeterlidir..

    icraatları şu şekildedir...
  • bence gene iyi. ya "iktidar için soyunurum" deseydi? daha da fenası iktidara gelmesinin bunu yapmasına bağlı olduğu bir an gelseydi? şükredin azıcık.