şükela:  tümü | bugün soru sor
  • toksikoloji ile ugrasmis emek vermis bir bilimadami, ronesans civarinda yasamistir. zehiri zehir yapan dozdur lafi yuksek olasilikla ona aittir.
  • (bkz: mr bombastic)
  • ''bütün maddeler zehirdir, zehirle ilacın tek farkı dozdur. '' görüşünü ortaya atan bilim adamı.biyolojik etkide doz cevap ilişkisinin önemini vurgulamıştır.
  • şu sözleri söyleyen adam...

    man is not body. the heart, the spirit, is man.
    and this spirit is an entire star, out of which,
    he is built. if therefore a man is perfect in his
    heart, nothing in the whole light of nature is
    hidden from him.

    ayrıca

    (bkz: homunculus)
  • 1493 - 1541 yillari arasinda yasamistir. "hersey zehirdir ve hicbirsey zehirsiz degildir. yalniz dozunda alinan seyler, zehir olmaktan cikar." sozu, kavaklidere yayinlarindan cikan yuksek alkollu ickiler kitabinda girise yazilmistir.
  • "paracelcus" ismini bilindigi kadarıyla tarihte ilk ve son defa kullanan ki$idir kendisi orjinaldir yani.ayrıca kadınlar hakkında döneminin din adamlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde hakaretvari sözler sarfeder, elverdiği ölçüde onları küçümser.cinsel ilişkiyi dahi iğrenç bulur.kadınlara hiçbir şekilde yaklaşılmamasını öğütler.(bkz: celibacy)
  • rivayete göre, alman prenslerinden biri paracelsus'u yanına çağırır ve kendisinin büyük bir bilim adamı olduğunu ve çalışmalarını desteklemek, ona bir laboratuar kurmak istediklerini söyler. paracelsus "laboratuarda ne yapmamı istiyorsunuz?" diye sorduğunda, prens baklayı ağzından çıkarır: "basit metali altına çevirmenizi istiyoruz." paracelsus şöyle cevap verir: "majesteleri, ben sizin yanınızda sadece bir üfürükçüyüm. gerçek bilim adamı sizsiniz. zira, hazinenin size para vermesi için tek emriniz yeterli. bunun yanında metali altına çevirmenin ne önemi var."
    hakim bey aktarıyor bu hikayeyi, bankacılık sistemi ve paranın elektronik ortamlarda dolaşmasından söz ederken..
  • 1493-1541 yillari arasinda yasamis isvicreli hekim ve simyaci. philippus aureolus paracelsus adini kullanmistir her ne kadar gercek adi theophrastus von hohenheim olsa da.

    romali hekim celsus'un yapitlari daha yeni latince'ye cevrilmis ve tip cevrelerinde derin etkiler uyandirmisti. bunu haksiz bulan philippus ustunluk sanisini "celsus'dan daha iyi" anlaminda "paracelsus" takma adini kullanarak gosteriyordu.

    babasi hem iyi bir hekim hem kitap sever idi. bu iki durum onu tip alanina cekiyor, kitapligi tamamen gozden geciriyor ve bu baslangic hizi ile 17 yasinda tip fakultesine giriyordu. fakat belli bir yerdeki bilgiler onu doyurmuyor, bilgi edinebilecegi yer neresi olursa olsun gidiyordu. asiri tartismaciligi aydin cevrelerde uzun sure kalmasini engelliyor, "ise yaramaz eskilerin etkisinde" dedigi bu kisilerden ayrilip gercekleri deneylerden ogrenmek amaciyla cevresini berberler, cellatlar, hamamcilar, cingeneler, ebeler ve falcilar arasinda genisletiyordu. hem bu, 8-10 dili konusabilmesi, halk tababetinin derinliklerine inmesini sagliyordu.

    yalniz hipocrates'i tutuyor, galen ve ibn-i sina'nin eserlerini halkin gozu onunde yakiyor, bu gosterilerle adini yerlestirdigine inanarak hasta kabul ucretini odenemeyecek duzeylere yukseltiyordu; fakat kendi degeri uzerindeki israr uzerine basel kentinden cikariliyordu.

    kendinden once sahte cabir, albertus magnus ve conelius agrippo olmakla birlikte eczacilik biliminin piri sayiliyor hatta inanilmaz yetenekli basil valentine takma adli johan tölde'nin sihirli ilaclarinin temelinde paracelsus araniyordu. cunku simyadan kimyaya gecisin baslangici kabul ediliyordu. simyanin amacinin altin elde etmek degil, hastaliklari iyilestirecek ilaclari bulmak olduguna inaniyordu. daha sonralari bu inanisi "tip kimyasi" adli bir duzen olarak gelistiriliyor, kuskusuz konunun taninip yayginlasmasinda paracelsus'un dusuk ceneli olmasinin buyuk etkileri oluyordu.

    paracelsus'dan once kullanilan maddeler genellikle bitkilerden elde ediliyordu. "laudenum" adini verdigi bitki kokenli uyusturucu eriyigi, ilk kullanan olmakla birlikte madenlerin onemini vurguluyordu. bununla vardigi sonuclarda her zaman sevindirici olmuyor, kendine asiri guveninin yarattigi inadi yuzunden zehirli olduklarini bile bile civa ve antimuan bilesikleri kullanmaya yoneliyordu. simyanin ilac falciligina, egelilerin dort temel elemanina inaniyor, musluman kimyacilarin civa, kukurt ve tuz kuramlarini kabul ediyordu. yasam suyunu (eliksir) filozof tasi kabul ediyor hatta onu buldugunu soyleyerek, olumsuzlugunu one suruyordu. fakat daha elli yasina ulasamadan ictigi meyhanede cikardigi kavgada aldigi uaradan oluyordu.

    cabir ve razi'nin bulduklari guclu asitlerle eczaciliga basliyor, urettigi ilaclar oldukca yaygin basarilar sagliyorlardi. fakat gunes'in kalbi, ay'in beyni, jupiter'in karacigeri, saturn'un dalagi, merkurun cigerleri, mars'in safrayi ve venus'un bobrekleri yonettiklerine inaniyordu. deliliklerin seytanla ilgisi olmadigini savunuyor, inmelerin beyin zedelenmelerinden ileri geldigini soyluyordu.

    zihinsel ve fiziksel gelismenin nedenini dogru bir gorusle tiroid bezi calismasinin aksamasinda buluyordu. paracelsus, ilk kez cinko'yu tanimliyor, meslek hastaliklari konusunda oncu oluyor, hastaliklarin ulkelere farkliliklarini gosteriyor, madensel sulatin analizlerini yapiyor hatta yasami boyunca yaptigi gozlemlerine dayanarak "guclulerin yasayacagi" konusunda darwin'e onduluk ediyordu.
  • kimyasal tıbbın kurucusu olarak kabul edilir. ilerleme için geçmişle ilginin tamamen kesilmesini öne sürmüştür. galen ve ibni sina'nın tıbbına savaş açan paracelcus onların eserlerini yakmakla derse başlarken, "sakalım sizden, sizin yazarlarınızdan daha çok bilir, ayakkabımın tokası galen ve ibni sina'dan daha alimdir" demiştir. bu deli hikmetin bilim adamı versiyonu sadece hipokratı adam yerine koyarmış. bilime birçok katkısı olmuştur lakin paramirum adlı eserinde insanın kükürt, civa ve tuz elementlerinden meydana geldiğini söyleyerek tabiri caizse yamulmuştur.
  • kendisinden sonra peşinden gidenler tarafından dini (?) lider yapılmış kişinin takma adı.

    efendiler; bilir misiniz ki; gül ve haç kardeşliği mevzusunda, aytunç altındal kendisinden bir hayli sözetmiştir.