şükela:  tümü | bugün
  • bugün doğmuş on birinci nesil çaylak, canım kardeşim..

    sene 1999.. ktü-trabzon.. aynı sınıftayız.. derse geliyor, sadece sıra arkadaşı ile konuşuyor, ders aralarında ise kulağında discman ile şebnem ferah dinliyordu.. ben de diyordum "soğuk, ukala biri gibi ama keşke arkadaşım olsa".. tanışıyoruz..

    sene 2000.. o, gitarıyla şarkılar çalıyor bize, biz dinliyoruz.. önceleri utana sıkıla 2-3 kişiden fazlasına çalamayan bir adamken zamanla (o'nu zorla insan içine sokmamızdan sonra), o utangaç sıkılgan halinden eser kalmıyor.. hatta artık çal demeden çalmaya başlar hale geliyor.. arkadaşımdı, dostum oluyor, sonra da kardeşliğe terfi ediyor..

    sene 2001.. o'na hayatını mahvettiği için kızgın olduğum zamanlardan birinde, "arkadaşımdın, sonra dostum, en sonunda da kardeşim oldun ama benim için artık bir sıfatın yok!" diyorum.. halbuki bunu söylerken bile içimden, "ah be canım kardeşim, nasıl bu hale geldin sen, nasıl bu hale geldik biz? seni bu sıkıntıdan çekip alamadığım için ne biçim bir arkadaşım ben?" diyorum.. sancılı zamanlar geçiriyoruz, kardeşliğimiz sarsılıyor, konuşmuyoruz..

    sene 2002.. sıkıntılar gidiyor, bir daha geliyor, gidiyor, bir daha geliyor.. biz ise eski halimize dönmeye çabalıyoruz, kolay olmuyor tabii.. ama o kurduğum cümlenin ağırlığı altında eziliyorum ben hep.. kendisi bunu bilmiyor..

    sene 2003.. canlı müzik yaptığı bir yerde, programın sonunda bir iki arkadaşımız dışında kimse kalmadıktan sonra, zorla mikrofon başına geçirtiyor beni.. evet zorla.. zar zor söylediğim bir şarkının ardından, zorla söylettirmeye çalıştığı ikinci şarkı : aslolan aşk.. "susma konuşalım" diyordu ya şarkının en başında.. ben tam susma demeye hazırlandığım anda, birkaç kişinin geldiğini görünce sustum deyip, mikrofonu bırakıp yerime geçiyorum kaçarcasına.. çok gülüyor, ilk ve son sahne deneyimimin nadir tanıklarından biri oluyor.. kardeşliğimiz eski günlerine geri dönüyor..

    sene 2004.. babamın cenazesine denk gelen doğumgününde yanımda oluyor.. yılın o'nun için en mutlu olması gereken gününde, benimle üzülüyor, beni güldürmeye çalışıyor ama daha çok susuyor.. o gün giydiği t-shirt hâlâ aklımda.. siyah bir t-shirt, üzerinde dünya resmi var.. benim için de dünya tam kapkarayken, nokta atışı yapıyor yine her zamanki gibi..

    sene 2005.. belki de birbirimizi çok uzun süre görmeden geçirdiğimiz tek yıl.. benim toparlanma yılım, o'nun iş dünyasının acımasız kollarına atılma yılı.. hayat gailesi başlıyor..

    sene 2006.. ingiltere'ye gidiyorum, döndüğümde havaalanında karşılıyor beni.. ben diğer uçuşu beklerken, hasret gideriyoruz.. o'nu ilk kez takım elbiseli görüyorum.. büyümüşüz, o bildiğin bankacı olmuş.. o derece ki, eskiden kotuyla, t-shirt'üyle rahatça girdiği mekanlara artık takım elbiseli diye alınmıyor, çok gülüyorum bu değişime..

    sene 2007.. ingiltere günleri.. bu sefer o da katılıyor benim birleşik krallık serüvenime.. ayrı iki şehirde yaşıyor olmamıza rağmen birkaç günlük bir araya gelişlerimizde el memleketini yuva haline getiriyoruz, kardeşliğimiz pekişiyor..

    sene 2008.. türkiye'ye dönüyoruz, daha bir büyümüş halde.. hayallerimizin bir kısmını orada, bir kısmını yolda bırakıyoruz..

    sene 2009.. aynı işe başvuruyoruz, ikimizi de mülakata çağırıyorlar.. hatta bu benzer hayatların kafada oluşturduğu imaj üzerine; ablamın, cinsiyetimi hiçe sayan kırıcı esprisine maruz kalıyorum : "a little bird told me, farkında mısın bilmem ama bir tek askerliği beraber yapmadınız paradigma kayması ile.. ahahaha.."

    10 yıl, dile kolay.. 10'lu yaşlarımızın sonlarında başlayan arkadaşlığımız, 30'lara doğru emin adımlarla yürüyor.. canım kardeşim, iyi ki doğuyor ve inşallah hep çok mutlu oluyor..
  • belirli bir konuda zihinlerdeki algilarin degismesidir..

    zihinlerdeki algiyi degistirmek icin misal vermem gerekirse, sabit telefonlardan cep telefonlarina gecis, telefon algisinda bir paradigma kaymasına neden olmustur.. i phone da eski tip klasik cep telefonunda paradigma kaymasi yapar..

    bunun gibidir iste bu paradigma kaymasi, bu konuda soylemek istediklerim bu kadar, kafamda bundan baska bir tanim veya verecegim ornek olsa eklemekten cekinmem..

    öle.
  • bilim alanındaki paradigma kayması kavramı thomas kuhn tarafından ortaya atılmıştır.

    bilimde, normal bilim denen kısım paradigma kurallarınca yönlendirilen bir bulmaca-çözme faaliyeti olarak ifade edilmektedir. bu faaliyetler kesintiye uğrarsa, ortaya cevapsız sorular çıkarsa, geleceğe dair öngörülerimiz tutmamaya başlarsa işte o zaman bilim dünyasında kriz denen evre ortaya çıkar. daha sonra bu kriz bir devrimle aşılır, yani paradigma kayması yaşanır. ardından yeni paradigma eski süreçlerden geçer ve onun da çözmeyi başaramadığı anomaliler çıkarsa döngü tekrarlanır.

    (bkz: paradigm shift)