şükela:  tümü | bugün
  • ilk kez bugün itibariyle denk geldiğim ve pkk'nin ajansı fırat news'ta kullanılmış bir tabir..

    gülen cemaati'ni kastederek, derin devlet yapılanmasına alternatif bir kullanım olarak sunulmuş.

    yani, iktidar akp ama esas devlet biziz tandansında bir bakış ile, mevcut iktidar devlete paralelde hareket eden bambaşka bir yapılanma.

    benim kavram olarak çok hoşuma gitti. kavramın kullanım biçemi çok doğru. kelime de çok yerinde seçilmiş.

    ilerleyen günlerde çok sık duyacağız gibi bu kavramın bu kullanım biçemini..

    ak parti- cemaat çıkar ortaklığının sonuna gelindiği için, yepyeni bir süreç ve bambaşka ilişkiler bekliyo hepimizi.

    alllah sonumuzu hayretsin..

    http://www.firatnews.biz/….htm#.ux-_5l4pgjm.twitter
  • fırat news agency, bu kavramı isabetli bir şekilde gülen cemaati için kullanırken, gülen cemaati ve çevresi de (savcılar dahil) bu kavramı kck için kullanıyor.

    bir türkiye şakası.
  • 17 aralık 2013 ihale ve rüşvet operasyonu ile bir kez daha peydahlanan devlet içinde devlet tanımı.
  • yepisyeni derin devlettir.
  • 10 yıldır cemaatin elindeydi. bu süre içinde cemaat istediği gibi at oynattı bu ülkede. şimdilerde akp'ye kaptırmamak için çırpınıyor. beddualı muhtıralar filan havada uçuşuyor. bakalım ne kadar direnecek şıhımız.
  • 3 temmuz şike operasyonunu da bu yapılanma yapmıştır. ki buna inanan büyük başkan aziz yıldırım yargıtaya temyizde bulunan davanın yeniden yargılanması amacıyla avukatlarıyla istekte bulunmuştur.
    http://www.ensonhaber.com/…-yapildi-2013-12-23.html
  • daha dün okyanus ötesine ''neyinizi eksik ettik ha? bizden önce devletin içinde şu kadar adamınız vardı, şimdi şu kadar adamınız var'' diyenlerin, bugün utanmadan sıkılmadan peydah ettiği oluşum.

    ulan akşam akşam güldürüyorsunuz ya! sanki bu paralel devleti meydana getiren adamlar 15 dakikada paraşütle indiler devletin tepesine. senelerdir malum güçlere devlet içinde imtiyaz tanıyan sizdiniz. ne cürretle olduğunu bilmesek de emniyeti, yargıyı tepsiyle sunan da sizdiniz.

    hayır, kontrolü bu kadar bırakmadan önce hiç mi aklınıza gelmedi günün birinde çıkar çatışması yaşayabileceğiniz. şimdi istiklal savaşı diye süsle dur, keriz avına çık, yazık.
  • paralel devlet sandıkla indirilmez de seçilmez de. bugün akp'ye yapılıyorsa başka partiye de bok fırlatabilecek veya destekleyebilecek bir örgütlenmedir. derin devlettir. daha önceleri bir elinde tabanca birinde tüfekle olan derin devlet şimdi takkeli , abdestli , hacı sakallıdır , sonuç yine aynıdır. içerde asıl devlete aykırı illegal hareketlerde bulunan organize manyaklıktır , atraksiyonludur (tahminen) .

    vatan ve milletin menfaati için yapıldığı zaman yararlı , şahısların toplu olarak kendi çıkarları için kulanabilecekleri organizasyon olarak kullanıldığında zararlıdır.

    zararlıya örnek : cemaat

    yararlıya örnek : jitem , abdullah çatlı olayları , mahmut yıldırım ( yeşil ) vs...

    (bkz: paralel lavuk kime denir)
  • oktan keleş'in konuya iliskin "paralel hat paralel siyonizm" isimli orjinal belge ve fotograflarla desteklenmis analizinden br bolum asagidadir. fotograf ve belgeleri gormek isteyenlerin icin kaynak: http://www.onaltiyildiz.com/…aber.php?haber_id=2914

    "...paralel devlet diye başlık koymadım yazıma. çünkü hiç bir büyük devlette paralel ya da korsan, ismine ne derseniz deyin, devlet olmaz, olamaz! buna hiçbir devlet ve o devletin yönettiği millet izin vermez. çünkü ona o zaman “devlet” denmez. çok başlı ejderhanın yönettiği güç, milletin hiç bir konuda güvenliği kalmamış demektir. böyle bir durum, vatandaşların sosyolojisini, psikolojisini ve devlete bakış açısını tamir edilemeyecek şekilde yıpratır. bir örnek, başbakan diyarbakır’daki malum konuşmasında pkk ile çarpışan kahraman mehmetçiği ve tüm kahramanları kapsayabilecek şu cümlesi, “boşuna öldüler!” halk sokaklarda… “ben evladımı bundan sonra askere göndermem” diyen sesler duyduk. daha örnek çok ama anlatmak istediğim konuya örnek teşkil etmesi açısından sanırım yeterlidir.

    şimdi “yolsuzluk operasyonu” ile başbakanın istifa eden bakanı, başbakanını da istifaya çağırdı. bu başbakan, şiddetle gelişen bu olaylarda, “devlet içinde çete var, paralel devlet var,” diyerek tüm yandaş kalemlerle beraber ve solo olarak tvlerde bağırdılar, çağırdılar. başbakan, devletin icra makamındadır. baş danışmanı ve milletvekili yalçın akdoğan’ın “milli ordu ve kurumlarına kumpas kurdular” demesi, dehşet bir itiraftır! erdoğan bağırarak, “bunu açıklayacağız” diyor. evet açıklamalı ve derhal gereğini yapmalıdır. bu paralel hat meydana çıkarılmalı, teşhir edilip en ağır cezalar verilmelidir bu cürete karşı! çünkü hükümet devlet değildir, devletin icra organizasyonudur. bu şer yapıyı da bu organizasyon, derhal çıkarmalıdır, görevi budur! ama esip gürledikten sonra bir kaç garibanı, börekçiyi, çörekçiyi “işte yakaladık” diye kamuoyunu tatmin etmeyecek ve inandırıcılığını da sorgulatacak şekilde değil! aksi takdirde paralel hattın bir ucunda kendilerinin olduğu bir tablo sırıtır. “uluslararası operasyon var mıdır?” tabii ki vardır, olur da. dış güçlerin işi bu. hükümetin işi de bu operasyonları savmaktır! tüm hükümetlere dış operasyon yapılmıştır ama devlete yapılan bu operasyonları şahsileştirmek komiktir. asıl olan devlettir, siyasetçi, politikacı değildir! erdoğan gider, mertdoğan gelir. devlet ebed müddettir.

    bu ülkeyi yöneten başbakan, bu ülkede paralel devlet, kumpasçı, dış güçlerle bağlantılı bir yapıdan haber vermiştir. artık bu yapıyı derhal meydana çıkarmalı ve cezalandırmalıdır. aksi takdirde suç işlemiş olur. bunu yapmazsa, millet böyle bir devlet anlayışına neden saygı, bağlılık, güven duysun ki? bundan dönüş yoktur! derhal bu yapı çıkarılmalıdır! ifşa edilmeli ve hak ettiği cezaya çaptırmalıdır! bu yapının kumpasları yüzünden mağdur olan, özgürlükleri gasp edilen herkesin hakları da iade edilmelidir.

    türk devleti, tavşanı kağnı arabası ile yakalar.” (türk atasözü)

    hükümetin ve başbakanın samimiyeti bu yapıyı ortaya çıkarıp, teşhir edip, hukuki olarak cezalandırırsa hiç değilse bu konuda sorgulanmaz. hatasını kabul anlamı taşıdığından, sempati bile kazanır.

    milli güvenlik belgelerinin, peçete kâğıdı gibi sağda solda yayınlanması rezalettir. kendi güvenliğini koruyamayan bir kurul, nasıl milleti korusun? sorumlular derhal bulunup, ibreti âlem için cezalandırılmalıdır. “gazeteci yayınlarmış, kamu yararı varmış,” hadi oradan! yayınlayacaksan başka yararlı belgeler yayınla! neden bir tane vatikan aleyhine, israil, ab, abd veya diğerleri aleyhine bu gazeteciler belge yayınlamaz?

    mesela ben bir tane örnek yine yayınlayayım, hain dış güçlerin, ingiliz hainliğinin belgesi. gazeteciler bilsin ki asıl bunda kamu yararı var. (ingilizce belgelerin çevirilerini altta veriyorum.) kaynak: http://www.onaltiyildiz.com/…aber.php?haber_id=2914

    mesudiye gemisini osmanlıya yapıp satıyorlar ve bu zırhlıyı batırmak için osmanlı devletine teslim edildiğinden beri fırsat kolluyorlar. maalesef b11 denizaltısıyla çanakkale açıklarında torpille batırıyorlar. geminin batırılacağı istihbaratını almış bizim o zamanki istihbarat teşkilatı. işte ingiliz alçaklarından ele geçirmiş, hem ingilizce hem osmanlıca olan bu belge. (not: bir ay içinde denizcilik askeri müzesi isterse hibe ederiz bu belgeyi. neden bir ay; çünkü hibe ilanından sonra 2 yıl geçtikten sonra isterlerse belgeyi belki başka yerlere değerlendirmek için veririz vs. yalancı olmamak için. bir ay süre, tüm hibe ederiz ilanı ettiğimiz belgeler için de geçerli.)

    konumuza devam edelim; paralel devlette çıkarılmalı, ayakkabı kutusuna giren adalette. yolsuzluk kesinlikle bahanelerle örtülemez, sorumlular mutlaka cezasını çekmeli, ucu kime giderse gitsin!

    paralel siyonizm

    ...şimdi gelelim başka bir konuya. -istisnalar hariç- allah, peygamber, kur’an ağzından eksik olmayan, bazı iktidar olabilmiş meşhur islami muhafazakar parti ve heyetlerinin ve onları seçenler üzerindeki algısına: “bunlar mücahittir, seçilmiş kutsal kişiliklerdir.” bazı seçmenleri bunlara; halife, mehdi gözüyle bakarlar. bu bakış açısında bazı cemaat ve tarikatların payı vardır. orada bir takım şeyh efendiler üflerler kulaklara bu tip şeyleri. tabi istinaslar hariç demiştik. neyse devam edelim: bunlar, israil ve siyonizm’in, masonların, abd vs düşmanıdır. hep bunların ayaklarını, bu şer güçler kaydırmak ister.(doğrudur) devamlı bu şer güçlerle mücadele ederler,(doğru değildir) daha birçok argüman da var ama uzatmaya gerek yok. aslında olay şudur; siyonistler operasyon yapacakları ülkelerin bu iktidar sahiplerine öyle hatlar çekerler ki, ülkesinde, -teşbihte hata yok- milletin gözünde eğer sağ ve islamcı muhafazakâr partiye oynayacaklarsa; mücahit lider vs gibi görülsün diye milletin önce eşeğini kaybettirirler sonrada operasyon yapacakları lidere eşeği buldururlar. o ülkenin bu kesimi için kahraman hazırdır artık, o yolsuzluk da yapsa, hukuksuzluk da “onun bir bildiği vardır.” zaten seçmenlerin bir kısmının bağlı olduğu falanlar filanlar kulaklara da üflemiştir bunu. “ilahi kaderdir, bak bu liderleri allah göndermiştir.” falanlar filanlar vs. oysa zaman geçer, yıllar sonra aslında başlanıldığı yere geri dönüldüğü görülür ve bir dahaki yönetime, operasyona da malzemede çıkmıştır. “bak aslında şu adam tam bunu yapacaktı da filanlar engel oldu, vay zındıklar vay vs.” buradan şu sonuç çıkmasın; hükümetleri hep siyonistler mi idare eder? hayır! edileni vardır. sebebi ise onlarla içli dışlı dost olduklarındandırlar. kendilerine hattı da içteki uzantıları çekmiştirler. “onlarla aynı hatta yürüdük biz” şarkısı ile kullanım tarihinin sonuna kadar “beraber ıslanırlar bu yollarda.”

    şimdi, mesela merhum menderes hala nasıl anılır; ezanı arapça okuttu. iş bitmiştir artık. menderes öyle bir kahramandır ki artık kendi iktidar sürecinde yaptığı hiç bir yanlışlıklar görülmez. rahmetli özal 163. maddeyi kaldırmıştır, bu onun kahramanlığına yeter de artar. erdoğan bir “one minute” demiştir. bu onun için yeterlidir kahramanlığına. oysa gerçeklerin bir kısmı şöyledir; dış güçlerin masonların, siyonistlerin papalarla içli dışlı dostturlar, one minute dediğinin ertesi günü; “ben onu modarötöre söyledim” denir ve mayınlı araziler israil’e verilmeye kalkışır. faiz lobisi ile en büyük ilişki hükümetindir, buda doğaldır; ekonomi maliye bakanlığına bağlıdır bu lobiler, detaya girmeye gerek yok. şu anda bu ülkede kaç tane israilli şirket ve onlara bağlı kuruluş bu iktidarla doğrudan görüşmede merak ediyorum. başbakanımız hala israil ile uğraşıyor diyenlere, ben de diyorum ki, neden ilk müslüman lider olarak yahudi madalyasını göğsünde taşıyor? papanın dev heykeli önündeki imzayı atanlar kim? “bop eş başkanıyım,” diyen kim? biliyorum, duyar gibiyim, “onların bildiği vardır” diyenler var hala. sende kimsin lo dimi… dimi, istanbul büyükşehir belediyesi kendisi açıkladı, cemil ipekçi’ye kaç yüz bin dolarlık kıyafet tasarımı işi verdiğini. yani cemil ipekçi kadir topbaş’ın belediyesine giydirdi. eee ne var bunda? şu var, bunlara anti gibi bakıp el ele kol kola ticari, hatta akrabalık ilişkilerine kadar girilip, seçmenlerine bu işi farklı algılattırmaya dikkat çekiyoruz. biliyorum, “paranın dini imanı yoktur” falan denecek bazılarınca ama işte paralel siyonizm’in püf noktası da buradadır. şimdi demeyin “diğer ideolojik partilere niye laf etmedin?” benim amacım burada islam baz alınarak yapılan siyasete ve siyasetçilere dikkat çekmektir. mücahit, mehdi, halife, evliya gibi kavramlarla anılanlara… diğerlerinin argümanları zaten farklı. onları da kendi argümanlarıyla fazlasıyla eleştirecek malzeme bol.

    maziden bir fotoğraf: http://www.onaltiyildiz.com/…aber.php?haber_id=2914

    (bu defile için acaba kaç milyon dolar devletin kasasından çıktı. bush, türkiye ziyareti şerefine düzenlenen defileden çok memnun kaldı. bush, hakko defilesindeki fotoğrafları teşekkür için imzalı yolluyor. fotoğrafta bush ve eşi, mesut yılmaz ve eşi özal ve eşi var. birde kim var o gün masada ilerleyen saatlerde gelen. orası kalsın….)

    yer dolmabahçe saray’ı: rahmetli özal, baba bush, eşi, mesut yılmaz defile izliyorlar. etkinlikler, gösteriler vs. merhum özal öpücük gönderiyor gösterici kızlara. masadaki zalim bush ve tebaası tabi ki devlet protokolünde en iyi karşılanacak bunda bir sıkıntı yok. dikkat çekmek istediğim merhumun orada kime defile gösterisi yaptırıp, genel sekreteri aracılığı ile de bu övgüyü pekiştirmesi en üst düzeyde, hemde o günlerde!?

    yani yapılanla, halka, seçmenine algılatılan şeyler tezattır anlatmak istediğim. yoksa biz, kimin ne gösteri yaptığı ve kimlere defile yaptığı ile ilgili değiliz. o günle ilgili olarak şu soruyu da sorayım: o gün masada seronomik “kızıl elma” bush’a neden ısırtıldı. hani “bir koyup üç” alınacaktı ya neyse anlatmak istediğim ortada. ama ben o gün orada olsam; bursa kılıç kalkan ekibine gösteri yaptırırdım. bizim anadolu yiğitleri, şöyle kılıcı kalkana bush’un önünde vursunlar ki kılıcın paslanmadığı görülsün! "olur mu yav gerici adam" demeyin. yav olur, bak sayın demirel’in karşısında kabile, kendi “haka dansını” nasıl yapmıştı, hatırlayın…

    peki cemaate terörist örgüt, çete, paralel devlet diyen sayın erdoğan ve medyası şu test sorusuna bir cevap versin allah aşkına: başbakan yardımcısı arınç diyor ki; “hoca efendi ve cemaatini allah bizden, bizi onlardan ayırmasın.”

    bunun anlamı ne?

    şimdi seçenekler:

    a: münafıklık

    b: strateji

    c: art niyet

    d:samimyet

    e:paralellik

    f: hiçbiri

    şu da yanlış anlaşılmasın, ismi geçen devlet büyüklerimizi yermedim, başta merhumlar olarak. sonuçta türk devletinin başındaki makamdalar. algı ve realiteye ve tezat algılatmalara dikkat çekmekti maksadım.

    bir de aklıma şu sözler geldi : “dostum bush.” “dostum obama’nın sesini özledim.”

    sözlerimi ab’ye, abd’ye vatikan’a güvenenler için şu ayetle bitirmek en iyisi diye düşündüm. siyaset, ticaret, diplomasi ayrı, hissi dostluklar ayrı…

    “ey iman edenler, yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostlaridirlar. içinizden kim onlari dost edinirse, şüphe yok ki oda onlardandir. muhakkakki allah o zalimleri hidayete, doğru yola ulaştirmaz.” maide 51.

    saygılarımla…

    oktan keleş"
  • "başbakana şirk koşmak" şeklinde özetlenebilir sanki...
    koşan kişi bugün kck'dır yarın gezi direnişçileridir, yok cemaattir. fark etmez. bu şekilde yönetilmenin ülkeye bir beden dar gelen bir gömlek olduğunu sandıkta teyit edilene kadar "lütfen şirk koşmayınız, koşanları uyarınız..." (tırnak içindeki kısım kamu spotu tonlamasıyla okunacak)