şükela:  tümü | bugün
  • ahmet şık'ın cıvıklaşan akp-cemaat ilişkilerini belgelendirdiği yeni kitabının adı. haftaya raflardaki yerini alacakmış. yarınlarda, bugün yaşananlara ışık tutacak önemli bir kaynak olacağı kanaatindeyim efendim.

    kapaktan çarpıcı bir alıntı için: (bkz: akp cemaat kadar çete cemaat akp kadar hırsız)

    arka kapak yazısı:

    "akp ve gülen cemaati, yakın zamana kadar türkiye'yi siyasi ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye çalışan hırsızlar çetesiyle. bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. tuzaklar, hileler, sahteliklerle örtülü soruşturma ve davalar zincirine imza atan bu iki suç ortağı şimdi, 'yeni türkiye'nin savaşan güçleri olarak sahnedeler. tarafların yaptığı savunmalara kimse aldanmasın. bu savaş ne demokrasi ve sivil toplum ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ve sivilleşme için yaşanıyor. sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor. her savaş gibi bu da kirli. bu yüzden ortalığı kaplayan pislik görünen o ki bir süre daha pis kokular yaymaya devam edecek. kötü olmadı. zira bu iktidar paylaşım savaşı patlamasaydı kimsenin kuşkusu olmadığı yolsuzluk, rüşvet, hırsızlıkla örülü akp iktidarının talan çarkı ortaya çıkmayacaktı. gülen cemaati'nin türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalıştığı bu kadar açık anlatılamayacaktı. uzun sözün kısası, akp suçladığı cemaat kadar çete, cemaat suçladığı akp kadar hırsızdır."
  • bir kitabın adı bu kadar mı güzel olur, 2008-2013 arası türkiye'deki politik ittifak bu kadar mı güzel ifade edilir.

    akp'liler bu başlığa çok sinirlenecek, "cemaat bizi kandırdı" diye yalanlar söyleyecekler. onları en iyi yaptıkları işi yaparken seyretmek ne güzel.
  • işi gücü bıraktım, haldır haldır film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden özellikle şu son 12 yıl.

    spoylır içerebilir bundan sonrası.

    necmettin erbakan'ın (allah rahmet eylesin) susurluk sırasında söylediği saçma sapan sözler diye bilirdim sonunu hazırlayan (gerçi artık saçma sapan sözler söyleyen politikacılara darbe yapılmadığını görüyoruz, demohrağsimiz çok ilerlemiş). ama bütün olan biteni art arda okuyunca kitapta; ordunun, cemaatin, dingillerin oyununa gelmişiz kendisiyle birlikte. hele o cumhuriyet ve bayrak mitingleri. insan düşündüklerinden de, yaptıklarından da utanıyor okudukça. görmediklerine, fark edemediklerine hayıflanıyor.

    akp ve cemaatin hala birbirini kullandığını ama cemaatin daha sinsi ve tehlikeli olduğunu, ülkenin onlardan darbe, seçim, hukuk hiçbir yolla kurtulamayacağını fark ediyorsunuz. "devleti ele geçirdi gülenciler" diyen öteki ağabeylerin hepsinin ermiş olduğunu görüyorsunuz.

    edebi olarak bakarsak, cümleler çoğunlukla çok uzun ve ahmet şık'ın yorumları. hani çok fazla atıf, belge ve örnek bekliyorsunuz ya. kitabın uzunluğu çok tekrarlı ahmet şık yorumlarından. ve bu size sanki gerçek bir bilgi (fact dedikleri) vermemiş gibi geliyor. hafızadan "bu böyle olmuştu gerçekten" diye çağırıyorsunuz olayları o yorumlara daldıkça. ya da belki, daha akademik bir şey mi beklentisi vardı bende okur olarak.

    taraflara empati kurulmuş, haksızlık yapılmamış çok. fekat: s.216'da ülkenin tüm sorunları sayılmış. emek sömürüsünden işçi ölümlerine, kadına yönelik şiddetten talana. ve diyor ki; bunların hepsi kürt sorunu çözülmeden çözülemez. tam olarak katılmıyorum buna. o da çözülmesi gereken öncelikli bir sorun. ama ne kadar öncelikli diğerlerine göre? demokratik hak ve özgürlükler en önemli yeri sorunun, ülkenin batısı da aynı dertten mustarip. bilemiyorum.

    kürt sorunuyla ilgili; akp'nin, cemaatin ve daha öncekilerin aksine siyasi olarak yaklaşmasını soruna takdir etmiş ama bunun çoğunlukla bir göz boyama olduğunu da söylemiş. özünde havanda su dövülüyor. seçmen kandırılıyor vs. ve ikilinin yollarını ayıran önemli sebeplerinden biri bu, kürt sorununa çözüm yolu.

    şimdiye kadar gördüğüm yazım hataları: s.185 "herkesler" (argo), s.237 m.kamış makale tarihi 7.8.2014 (2013)
  • kitabın ana fikri tek cümleyle: akp tamam tu kaka, ne adalet ne demokrasi, varsa yoksa yolsuzluk ama bütün bunları eleştirirken, özellikle kürt meselesi ve çözüm süreci konusunda, cemaatin ekmeğine yağ sürmeyelim arkadaşlar.
  • "tarafların kendilerine dair söyledikleri her şey yalan, birbirlerine dair söyledikleri her şey doğru demek" s.586
  • ahmet şık'ı bulsam özet geç piç diyebileceğim bir kitap. meraklısı için belki harikadır ama bu konu hakkında çok okuyorsanız tekrarlar canınızı sıkabilir. hani alırsınız ve 10 yıl sonra okurum yahut gelecekte bebelerim okur diyorsanız kütüphanenizde bulunabilir. sen ne yaptın ahmet?
  • kitapta anlatılan kimi gelişmeler gözlerimizin önünde yaşandığı için çok yabancısı değiliz. ama özellikle devletin suriye politikası ile ilgili adımlarının ne kadar tehlikeli olduğu konusunda kamuoyu yeterince bilgi sahibi değil.

    hem bu tarafıyla hem de çok çabuk unutan bir toplum olmamız sebebiyle akp-cemaat koalisyonunun oluşumu ve sona ermesine dair olayların derli toplu bir araya getirilmesi bu kitabı değerli kılıyor.
  • cumhuriyet tarihinin en büyük devlet içi kapışmasını gün gün anlatan kitap. çok eskilerden başlayarak her iki hareketin (ak parti'nin temsil ettiği siyasal islam ve f. gülen cemaati) köklerinden başlamış anlatmaya ahmet şık. kitabın yayınlandığı güne kadar kronolojik olarak olayların silsilesini detaylarıyla vermiş. cemaatin kopya skandalından sıfırlanan paralara, operasyondan sonra patlak veren mit tırları, öym'lerin kapatılması, binlerce polisin görev yeri değişikliği, vs hepsi kitapta mevcut.

    yazarın tarafsız olmasını bekleyemezdim sonuçta adam bir dönemin süper gücü bu ittifakın kurbanı oldu. gerekli dokundurmalarını satır aralarında bol bol yapmış.
  • akp ve cemaat arasındaki ilişkileri, üstünlük mücadelelerini ve zıtlaşma sürecini anlatan; ve günümüzde yaşadıklarımızı daha iyi anlamamıza olanak sağlayan kitap.
  • ahmet şık neden cnn türk ya da ntv de programlara davet edilmiyor. işte bu yüzden. ahmet şık gerçekleri söylüyor. ve gerçekler herkesin önünde konuşlamayacak kadar utanç verici.

    (ismail saymaz çıkıyor, o da olumlu)