şükela:  tümü | bugün
  • paranızı çaldırdığınızda da öyle olur.
  • geçmiş kredi kartı ekstrelerine bakılarak anlaşılabilecek durumdur.
  • paranın değerini çok çabuk kaybettiği bir ülkede yaşamak en önemli sebebidir.
    (bkz: türkiye'de yaşamak)

    herkes geziyor ben karnımı anca doyuruyorum diyorsanız, öncelikle kimin nereden ekonomik yardım aldığını ve ek kazancı olup olmadığını bilemezsiniz. yani para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.

    aynı işte çalışıp aynı gelire sahip insanların yaşam standardının aynı olmamasının nedeni budur.
    anadan babadan emlak zengini değilseniz, ekstra gelir getiren ek işler yapmıyorsanız, yüklü bir birikiminiz yoksa maalesef ay sonunun zor getiren talihsiz kesim arasında yer alıyorsunuz demektir.
  • alışveriş fişlerini saklamadığınız takdirde başınıza gelecek olan olay. tabi vergi iade zarfları doldurma zımbırtısı bittiğinden beri fiş tutan kaldı mı orası muamma.

    en iyisi debit kartla alışveriş yapıp haftalık olarak hareketleri kontrol etmek.

    sonra bir bakıyorsunuz ki ulan ben bunca şeyi nasıl niye almışım veya oha azıcık şey almışım tutan paraya bak diyorsunuz.

    paramızın kıymeti gün geçtikçe azalıyor. eskisi gibi rahat alışveriş yapamıyoruz. hükümetin devletin suçlu olup olmamasını bir kenara bırakarak artık daha verimli alışveriş yapmamız gerekiyor.
  • artık tam bir rant ekonomisinin hüküm sürdüğü ülkemizde, maaşlı çalışanların içerisine düştüğü durumdur.
    uzun yıllardır, düşük gösterilen enflasyon yüzünden maaşlı çalışanların gelirleri harcamalarından az arttı, emlak zenginleri, aracılar, ihale kovalayanlar ve bilimum rant ekonomisi aktörleri ekonomik pastadan gitgide daha fazla pay almaya başladı.

    sonuç; işsizlik zirve yapmasına ragmen işçi bulamayan fabrikalar (zaten çalışsa bile açlık sınırında yaşayacak biri niye günde 12 saat ter döksün?) , azalan verim ve ekonomik gelir sebebiyle yavaşlayan tüketim gücü, yavaşlayan ekonomi, bunların sonucunda ortaya çıkan likit para kıtlığı ve hayat pahalılığı. bunun maaşlı çalışanlara yansıyan bireysel gözlemi ise, gelirlerin giderleri karşılamaması, fakat hükümete yaslanmış bir azınlığın ve emlak zenginlerinin gittikçe daha lüks bir hayat sürmesi.

    özetle daha da artacak, zenginler bmw x5 den inip rangerover'a binecek, sen artık ucuzluk marketlerinden bile değil akşam pazarından yapacaksın alışverişini orta direk kardeşim. bir gün gelecek tüketici kitle kalmayınca (daha doğrusu tüketim gücü tamamen bitince) o range rover'a binen patronunda şirketleri batacak, emlak zenginlerinin evlerinin değeri çakılacak.
  • benimkiler kitaplara gidiyor.ama bundan şikayetçi değilim.aksine çok mutluyum.aynı kıyafeti yılarca giymek kabulum ama kitaplara harcadığım paraya hiç acımıyorum.ruhum tok dursun yeter ki.
  • muhtemelen barınma ve kiraya gidiyordur.

    tüik’in verileri 2016 yılını kapsayacak şekilde duyuruldu. buna göre hanelerin harcamalarında en çok payı kira ve konut harcamaları aldı. bu kalemi sırasıyla gıda ve ulaştırma kalemleri takip ediyor. 2002-2016 arasında gıda harcamalarında azalma olduğu görülürken, ulaşım harcamalarında belirgin bir artış olduğu dikkat çekiyor.

    seçim sürecinde dile getirilen vaatlerin bir kısmı emeklileri ve ücretlileri hedef alıyor; peki bu kesimlerin gelirleri en çok hangi kalemlere harcanıyor? bu sorunun cevabı her iki grup için de aynı: gıda ve barınma harcamaları. ayrıca emeklilikler bu iki harcama kaleminde de daha çok harcama yapıyor.

    gelirden en az pay alan %20’lik kesimle, en çok pay alan %20’lik kesimin harcama yaptığı kalemler incelendiğinde; fakir hanelerin en çok harcamayı barınmaya, en zengin kesimde harcamaların lokanta ve oteller ile barınmaya yapıldığı ortaya çıkıyor. ilginç olan nokta ise en fakir kesimlerin en zengin kesimlere göre gıda ve alkolsüz içeceklere oransal olarak daha çok harcama yapması.

    detay: en çok nerelere harcama yapıyoruz?