şükela:  tümü | bugün
394 entry daha
  • güney kore filmi.

    son 10 dakikası gereksiz olan film. bahçedeki sahnede bitirip kafalarda bazı soru işaretleri de bırakarak sonlanabilirdi.

    8/10 puan verdim, baş yapıt olduğunu düşünmüyorum. ömer üründül’ün tabiriyle bloklar arası geçişlerde sorun ve kopukluk vardı. rıdvan dilmen’in dediği gibi “bir joker değil”.
  • ben bu filmi yaşıyorum hergün hatta sadece ben değil herkes.. hayatlar hayatlarımız.. hırs kötü bişey. ama ben zengin olsaydım yemin ederim çok iyi olurdum.(swh)
  • mesajlar güzel, film de renkli ve sürükleyici. biraz göze sokulmuş bazı şeyler, haliyle sırıtmış ama fazla alegorik olmasından da iyidir neticede. uzakdoğu filmlerinin havası başka gerçekten. beğendim ben.
  • birçok kişinin bahsettiği gibi son 5 dakikasının gereksiz olduğunu düşünmediğim film.

    8/10
    --- spoiler ---

    bahçedeki katliam sahnesinde film bitmiş olsaydı, sonrası için ucu açık ve çeşitli kurgular ortaya atılabilirdi. ancak, son beş dakikada filmimizin kahramanlarinin asıl derdinin fakirlik ya da daha doğru ifadeyle işçi sınıfına ait olmanın getirdiği zorlukların toplumsal yansıması değil, sadece bir üst sınıfa geçmek olduğunu anlıyoruz. liberal düzenin en temel vaadi budur zaten, yeterince x olursan sen de bir gün x olursun (yeterince uslu olursan şirinleri görürsün).
    kısacası, düzeni değiştirmek için yapılan herhangi bir mücadelenin temel hedefi aşağıdakileri yukarı çıkarmak değil, asagiyi da yukariyi da yok etmek, dümdüz etmektir.

    --- spoiler ---
  • çok güzel bir film, hastası olmamak mümkün değil. bayıldım. ve umarım aday olduğu 6 oscar'ın 6'sını da alır.

    filmin isminin işaret ettiği parazitliğin altını biraz açmak istiyorum.

    spoiler olabilir.

    filmin asıl parazitinin kim olduğunu uzun süre göremiyoruz. ta ki filmin ortalarına kadar. o parazit, sığınakta yaşayan adam.

    özellikle parazitin ilk göründüğü sahne, sığınağı evin bağırsakları gibi kodlayacak gibi çekilmiş. yani o bir kıl kurdu, bir tenya (artık hangisiyse.)
    konağında fark edilmeden yaşamak istiyor ve bunu başarıyor da.

    ta ki bir istilayla karşılaşana kadar.

    hikayenin konu ettiği diğer aile, daha çok virüse benziyor. konağına yerleşen ilk virüs, ingilizce dersleri veren evin erkek çocuğu oluyor. ve kendisini (dna'sını paylaştığı ailesini) klonlamaya başlıyor. sayıları birken iki, ikiyken üç, üçken dört oluyor ve konağın artık yaşam fonksiyonlarını etkilemeye başlıyor.

    burada (genel anlamıyla) parazitlik ve virüs arasındaki ayrıma dikkat çekmemiz lazım.
    çünkü parazitler konaklarında olabildiğince uzun süre yaşamak isterler. bu sebeple fark edilmemek için kendilerine özgü yöntemleri vardır. filmin "asıl" paraziti uzun bir süre fark edilmeden konağını sömürüyor.

    virüsler ise girdikleri hücreyi yok edene kadar çoğalmaya devam ederler. eğer önlem alınmazsa tüm sistemi çökertebilirler.

    bu sebeple metaforik "parazit", virüsleri öldürmek istiyor. ve bunu başarıyor da. çocukları öldürdükten sonra sıra anneye geliyor ama başaramıyor.
    dikkat ediniz, parazitin öfkesi "asla" konağına yönelmiyor. aksine, o hep minnettar. hatta o denli minnettar ki evin sahibi evde yürürken ona ışıkları açacak kadar (belirtmeliyim ki, evin sahibesi, o ışıkları sensörlü zannediyor.)

    ama virüsler konakların ölümüne sebep olabilirler. bu açıdan kızını kaybeden baba, konağını öldürmekte tereddüt etmiyor.

    filmin son bölümünde bu defa virüsün parazite dönüştüğünü (-geriye-evrimleştiğini*?) görüyoruz.

    filmin sınıf farklılığını işleyiş biçime bayıldım. görsel dili, kurgusu ve hikayeyi anlatırken hiç acele etmemesi ama gerilimi ve kara komedisinde elini korkak alıştırmamasının hasta oldum.
  • toplumdaki sınıf farkını bu kadar harika göz önüne seren, ve bunu yaparken sinema tekniklerini nerdeyse kusursuz olarak kullanan başka bir film izlediğimi hatırlamıyorum. sinema seven ve görsel hikaye anlatımı nedir nasıl yapılır hakkında fikir sahibi olmak isteyen herkesin bir kaç kez izlemesi gereken bir film.

    yazmayı unuttum editi: en iyi film dalında oscarı alması gereken film. diğer tüm aday filmleri izledim ve bu çapta orijinal bir film yok.
  • ben de bu filmin jokeri geçeceğini düşünenlerdenim. konu gayet iyi işlenmiş oyunculuklar gayet iyi ancak bazı sahnelerde filmin gerçeklikten yoksun olduğunu düşünüyorum. yine de genel olarak izlerken kendimi olayı yaşıyor gibi hissettim ve her şeyi saati saatine planlamaya çalışıp sinir hastası olan bana tam da verilmesi gereken mesajı verdiği için puanım 8.5/10.
  • filmin ilk on dakikası fakir aile ortamını çok güzel anlatmaktadır.
  • uzakdogu absurtlugunun beyaz perde yansimasi.

    filmde dikkatimi ceken tek sey kiz kardes rolunde oynayan kizin guzelligi oldu. abartildigi kadar iyi film olmadigini, en iyi film dalinda oscar adayligini abarti buldugumu soyleyebilirim.

    ama guzel film tabi, izlenebilir.
  • son 10 dakikası sayesinde sadece iyi değil başyapıt olduğunu kanıtlamış film.
56 entry daha