şükela:  tümü | bugün
  • "galip sayılır bu yolda malup."

    fransa 68'in tekmil kapitalist formasyonu baştan ayağa dönüştürme, devrime vardırma çabasın içerdiğini sanmıyorum. 68, ki bir itiraz kuşağı, karşıyaşam kültürü, edebi ihsan etti, şehveti bir başkaldırının kendisini amaçsallaştırmıştı. esrikçe ve sonul noktasını düşünmeksizin direnmekti, otoriteye, baba"ya itirazın kendisiydi mühim olan. direnmenin estetiğine meftundu o kuşak. doğaçlamaydı, hesapsızdı. iktidarın çatıkkaşlılığının rağmına güleryüzlüydü, dil çıkarandı. devrim gibi büyük bir insan mühendisliği projesine varmadı. doğrusu buna pek gönül de indirmemişti. zaten iktidar denilen tehlikeli oyuncağı kumanda etmeye muktedir değildi o kuşak.
    anakronik, son kullanım tarihi geçmiş bir anıt olarak de geulle'ün kartlaşmış, granitleşmiş poposuna bir şarlo tekmesiydi 68. kara mizahın, alaya alan, nanik çeken bir yaramaz, fırlama kuşağın öfke fışkırmasıydı. kendiliğinden bir kültür evriminin harekete geçiricisiydi.
    efsanevi öğrenci liderlerinden cohn-bendit, artık avrupa parlementosu'nda yeşiller temsilcisi, "68'i unutun" demişti. ancak hafızaların kaldırım taşları nisyanın sırça köşklerine fırlatılıyordu alain krivine tarafından: "çıkarlar sağladılar, refaha ulaştılar, kasıldılar, artık hiçbir şey beklemiyorlar. sağ elleri artık çalışmıyor, dilleri damaklarına yapışıyor. ağızları lahit, mumya ve kefen kokuyor. onlarla aşağı yukarı aynı yaştayım, ama politikada yaşları takvimler göstermiyor. insanın yaşı inançlarına, tutkularına, savaşlarına ve beklentilerine bağlı.
    bazı insanlar kökleriyle, gelenekleriyle burjuvadırlar, bazıları da seçimle, özentiyle, taklitle, sosyeteye katılma hırsıyla burjuva olur. bunlar piçtir, yarı kültürlüdür, burjuvazinin kötülüklerini ve niteliklerini paylaşırlar. en tehlikeli olan bunlardır..tutucu topluluklar bunları kendilerine ideolog olarak seçerler.
    cohn-bendit, "biz devrimi çok sevmiştik", diyor, ama biz devrimi hala çok seviyoruz."

    sarkozy de, erdoğan'ın gezi saplantısı gibi, günahların tüm doğuruculuğunu 68'e isnat etmekte. 68 sembolik bir şeytan taşlama anıtıydı. yenilgisine, toyluklarına karşın laf anlamaz, söz dinlemez, inatbaş çocuklardı. ancak aydınların tarihteki belki de en mobilize olduğu kesittir bu. raymond aron gibi statükocu organik aydınlar için, "bu haçsız bir haçlı seferi'dir, amacı olmayan bir seferdir" ve bir azınlığın türettiği bir terörizmin karşısında akademisyenlerin ve entelektüellerin edilgin konum alışlarına karşı tepki duyduğunu söylemişti.
    paris 68, bir başkaldırı festivaliydi. toplumsal kurguyu radikalist bir tutumla topyekün dönüştürmeye tevessül etmeseler ve iktidarı nasıl kullanacaklarını bilmeseler de, evrimci bir anlayışla kapitalist rejimin zaaflarını teşhir ettiler. sovyet tipi devlet kapitalizmi ve sovyet imparatorluğu'nun totaliterizminden ötürü iktidarlaşmaya karşı huylananların sayısı hiç de azımsanamazdı aralarında. kapitalizm bütüncül bir kötülüktü. iktidar ise iktidar olmak için istenemezdi. başkaldırının kendisi gayeydi. üstelik anakronik ve arkaik kalan iktidar olma güdüsü özdenetim, özyönetim birimleri şeklinde kendini açmalıydı.