*

şükela:  tümü | bugün
  • sosyal, bilimsel, sanatsal vs.. yonlere bakis acisi ile cok guzel islenmis bordo kapakli guzel kitap.
  • yayıncı p.j. hetzel tarafından buna inanacak kimse çıkmaz tepkisine maruz kalınca jules verne tarafından rafa kaldırılan, 130 yıl sonra bulunan kitap, jules verne buradaki bazı öngörüleriyle beni ileri görüşlülüğüne hayran bırakmıştır
  • tübitak yayınlarından ho$ bir baskısı vardır...
  • hala okunmak için başucumda duran kitapların arasında(1.5 ay) olan jules verne eseri
    (bkz: ömrümü yedin şolohov)
  • yirminci yuzyilda paris. jules verne'in 1905'teki olumunden uzun yillar sonra 1989'da bir aile kasasinda bulunan el yazmalarindan derlenen romani. yayincisi tarafindan "tutmaz" diye reddedilen roman yazildigi 1863 yilinda, 1960'larin paris'ini anlatir.

    roman jules verne'in agdali dilinden dolayi gunumuz okuru icin bayici ve ilginc bir hikayeye sahip olmaktan cok uzak olsa da jules verne'in muthi$ öngörü kabiliyetini burada da goruruz. atsiz arabalar, asansorler, bankacilik i$lemlerinde kullanilan bilgisayarlar (calculating machines diye geciyor) gibi pek cok enteresan kavrama deginir.

    tum bu etkileyiciligine ragmen bir roman olarak ba$arisiz ve bayik. bitsin diye dua ettim her gece. manuscript'te eksik kisimlar var o kisimlara cevirirken "burasi bo$ birakilmi$" diye yazmi$lar o bir gizem katiyor i$in icine romanin kendisinden daha heyecan verici. sanki arkeolojik metin cozuyoruz. "burasi okunamadi". vay be ne yazacakti acaba oraya jules verne diyoruz heyecan doluyoruz.
  • jules verne'nin paris'ten toprak ve ev satın alan ingilizler için savaşta kazanamadıklarını parayla alıyorlar eleştirisi ile tarihe geçtiği romandır ayrıca. muhtemelen çok ama çok hayırlı oğlunun;
    diğer ölümünden sonra derlediği macellanya ve diğer kitapları gibi katlettiği bir kitap olmaktan çok öteye geçememiştir.
  • "azizim verne, pegamber bile olsanız, günümüzde getirdiğiniz vahye inanacak çıkmaz" yazmıştır yayıncısı p.j. hetzel, verne'in kendisine verdiği yazma metnin kenar boşluğuna bunun üzerine verne 1863 yılında, yirminci yüzyılda paris'i rafa kaldırmıştır. kayboldu sanılan eser yüz otuz yıl sonra bulunmuştur. jules verne'in diğer kitaplarına göre biraz farklıdır, okunması gereken güzel bir kitap..
  • jules verne'in bu gençlik romanının öngörülerine insanın kendini kaptırmaması hemen hemen imkansız gibi görünse de bunun dışında çok önemli bir hatası vardır kitabın şöyle ki baş kahraman michel kitabın büyük bir kısmında içinde yaşadığın çağın olaylarına şsşılacak derecede yabancıdır, hayret eder, anlam veremez hatta bütün büyük 19yy yazarlarının isimlerini ve eserlerini ezbere bilir ama kendisi dışında kimse duymamıştır onları hatta 16 yaşındaki bu genç bir kitap evinin yetkililerini epey uğraştırır bu yazarların kitaplarını aratırken... yani genel olarak michel geçen yüzyıldan zaman makinesiyle gelmiş veya hep o zamana ait bir yaşam sürmüş gibidir, oysaki yaşadığı yer pratik eniştesinin evidir...

    keşke yayımcısı böyle bir kesinlikle reddetmeseydi bu kitabı belki verne üzerine çalışıp bu ve bunun gibi hataları giderebilirdi.
  • doğru söylüyorsun çocuğum! o güzelim fransız dili yitip gitti. leibniz, büyük frederik, ancillon, humboldt, heine gibi ünlü yabancıların, düşüncelerini ifade etmek için seçtikleri; goethe'nin yazılarında kullanamadığı için üzüldüğü o harika ifade aracı; on beşinci yüzyılda yunanca veya latince, catherine de medici ile italyanca, iv. henri saltanatında ise gaskonca olmasına ramak kalan o zarif ve ince dil, şimdi iğrenç bir argo olup çıktı. önüne gelen, dilde rahatlık ve akıcılığın zenginlikten önce geldiğini unutarak, her yeni çıkan şey için kendine göre bir terim uydurdu. doğa tarihi, bitkibilim, fizik, kimya, matematik alanlarında çalışan bilim adamları korkunç sözcük bulamaçları yaptılar; mucitler icatlarına verdikleri en kaknem adları gidip ingilizcenin dağarcığından aldılar. at cambazları atları için, jokeyler yarışları için, arabacılar arabaları için, filozoflar felsefeleri için fransız dilini fazla yoksul bulup yabancı dillere üşüştüler! pekâlâ! böylesi daha iyi! büsbütün unutsunlar fransızcayı! yoksulluğu içinde daha da güzeldir benim dilim, zengin olacağım diye sokağa düşmemiştir hiç değilse! bizim dilimiz, çocuğum, yani malherbe'in, moliere'in, bossuet'nin, voltaire'in, nodier'nin, victor hugo'nun dili, iyi yetişmiş gayet görgülü ve terbiyeli bir kızdır; onu hiç çekinmeden sevebilirsin, çünkü yirminci yüzyılın barbarları onu bir saray yosması haline getirmeyi başaramamışlardır!
    ...................................................................

    - devam, devam; dedi michel.
    - tabii, kıskıs gülüyorsun! cebinde beni yalancı çıkaracak bir şeyin bulunduğunu sanıyorsun! genel kuralın dışında kalan küçük istisnacığım orada hazır bekliyor! ama fazla umutlanma, sonunda sen de bu kuralı doğrulayacaksın! ben bunu derim vesselam! hatta daha da ileri giderim: hangi sınıfa mensup olursa olsun hiçbir kadın, ırkın uğradığı bu bozulmadan yakasını kurtaramamıştır! nazlı ve çapkın çalışan kız tipi tümüyle ortadan kalktı. yosma tipi ise, birinin kapatması olarak bile iyice sönükleşti; şimdi ahlaksızlığını da ciddiyetle yapıyor. sakar ve aptal, ama tertipli ve düzenli yaşayarak ve tutumlu davranarak servet yapıyor, kimsenin onun uğruna varını yoğunu harcamasına gerek kalmadan. varını yoğunu harcamak mı dedim? hadi canım sen de! bu deyim eskidi artık! şimdi herkes zenginleşiyor, iki şey hariç: insanın bedeni ve kafası...
    - yani sen şimdi yaşadığımız devirde gerçek bir kadına rastlamanın imkânsız olduğunu mu iddia ediyorsun? diye sordu michel.
    - elbette; doksan beş yaşının altında böyle bir yaratık bulamazsın. sonuncular da bizim ninelerimizle birlikte öldüler. yine de...
    - ha! evet, yine de..?
    - saint-germain taraflarında bunlara rastlanabilir belki. koca paris'in bu küçük semtinde hâlâ bazı nadir bitkilerden, örneğin öğretmeninin diliyle söylersek, şu puella desiderata'lardan (latince, arzu uyandıran, cazibeli kız) yetiştiriliyor; ama sadece orada.
    - demek ki, dedi michel biraz alaycı bir gülümsemeyle, kadının nesli tükenmiş bir ırk olduğu fikrinde ısrar ediyorsun?
    - ee, oğlum, on dokuzuncu yüzyılın büyük moralistleri bile daha o zaman bu felaketi hissetmişlerdi. balzac, ki bilirsin bu konuda uzmandı, stendhal'e yazdığı ünlü mektupta dolaylı da olsa bunu anlatıyordu. ne diyordu orada? 'kadın edilgenliktir, katlanıcıdır; erkekse etkenliktir, eyleyicidir; bu yüzden erkek kadına tapar.' ama şimdi her ikisi de eyleyici oldular ve böyle olunca da fransa'da kadın kalmadı.
  • batı uygarlığının yozlaşmasını büyük bir cesaretle 156 yıl önce saptayan kitaptır.

    avrupa'nın büyük devletlerinden fransa'nın henüz tekelci emperyalist aşamaya geçmeden önce, adeta geleceği yeri okuyucusuna bildiren, bu nedenle zamanında yayıncısının basmayı reddettiği kitaptır.

    yirminci yüzyılda paris, edebiyat ve sanatın ve bu alandaki klasiklerin küçümsendiği, herşeyin teknik ilerlemeciliğe indirgendiği bir dönemi resmeder.