şükela:  tümü | bugün
  • nev-i şahsına münhasır bir hastaliktir. nörodejeneratif bir hastalık olduğu tanımı artık parkinson hastalığını tanımlamak için yetersiz kalmaktadır. beyinde saptanan patolojik değişimlerden önce diğer sistemlerde bozulmalar görülür. bu nedenle nörodejenerasyonun hastalığın ilerlemesi sırasında görülen ekstra bir bulgu olabilecegi savi da son zamanlarda dillendirilmektedir. bir çoklu organ hastalığı gibi düşünülebilir. bu nedenle semptom yelpazesi oldukça genistir. genel olarak hareket ile ilgili bozukluklarla insanların aklına gelir ancak hareket bozuklukları hastalığın yalnızca çok küçük bir bölümüdür. öncesinde 10 yıla hatta 20 yıla kadar uzayabilen bir dönemde duyusal, gastrointestinal, genitouriner, noropsikiyatrik, uyku bozuklukları gibi pek çok rahatsizlikla kendini gösterir. anlamlandiramazsiniz, önemli gelmez, yaşlanıyoruz ya der geçersiniz. hareket bozuklukları başladığında ise gercekten geçmiş olsundur. ustune bir de belirtilerin ortaya çıkış paterni, varlığı ya da yokluğu çok fazla heterojenite gösterir. yani bir parkinson hastasinda bulunan belirtiler bir diğerinde hiç bulunmayabilir.
    radyolojinin ilerlemesi ile erken dönemde tani olanakları artmistir ama kesin tani ancak ölüm sonrası koyulmaktadır.
    kesin tedavisi yoktur, klinik duruma göre tedavi planlanir. tedavide oral l-dopa halen, ya da öncelikle dopamin agonistleri, altın standarttir ki zaten sebebi orta beyinde hareket ile ilgili beyin bölgelerine dopamin projeksiyonu gerçekleştiren nöronlarin kaybidir. kaybolan şeyi yerine koyan bu replasman tedavileri başlangıçta mükemmel sonuçlar verir. hatta, 1960'larda oliver sacks adlı nörolog encephalitis lethargica hastalarına uyguladığı dopamin sonrası hastaların katatonik durumdan çıkmasını mucize olarak tanimlamistir. söz konusu nöroloğun günlüğünden esinlenilerek robert de niro'nun baş rolünde oynadığı 'uyanış' (awakenings) filmi beyaz perdeye dahi konu olmuştur. ancak bu tedavi bir yere kadar fayda sağlar. bu tedavice başlıca dopaminin beyinde etkilesimde olduğu diğer nörotransmitter sistemler göz ardı edildiğinden, başlarda mucize yaratan etki ortalama beş altı yıl sonrasında hastayı daha berbat hale getirir (bkz: diskinezi). hatta başlangıçta dahi motor semptomlari iyilestirirken motor olmayan semptomlardan bazılarını kötüleştirebilir. sonrasında cerrahi tadavi uygulanır ancak bu da en fazla on yıl gider.
    erken tanı yok, gec dönemde kesin tanı post mortem (her ne kadar klinik belirtiler şüphe birakmiyorsa da kitaben), kesin tedavi yok. patogenezi bilinmiyor, tabii bilinen seyler var lakin tek bir baslik altinda toplanamayan çeşitli etkenler. bu açıdan klinik tıptaki en karmaşık hastalik olabilir. hatta bence oyle. tam olarak ilk cümlede belirttiğim gibi nev-i şahsına münhasır.
    kimilerine göre prion benzeri yayılım gösteren, enfeksiyöz bir hastalığa benzemektedir. belki de öyledir. sebep olan bilinmeyen bir etken bireydeki predispozisyon faktörleri ile birleşince ortaya çıkmaktadır. kimilerine göre tamamen genetiktir, kimilerine göre genetik ve çevresel etmenlerin birleşimi ile ortaya çıkmaktadır.
    son olarak, ömrümü yemiştir. lakin tarafimca çalışmaktan da vazgecilememektedir.
  • tedavisi için burun spreyi dağıtımının ufukta gözüktüğü söylenen nörodejeneratif hastalık.

    york üniversitesi'ndeki bilim insanları tarafından parkinson hastalığı için bir burun spreyi tedavisinin geliştirilmesinde önemli ilerleme kaydedildiği belirtiliyor.

    levodopa, şu anda parkinson hastalığını tedavi etmek için kullanılan bir ilaç. bu ilaç beyinde dopamine dönüştürülerek parkinson hastalarındaki dopamin üreten hücrelerin açığını azaltıyor. ancak uzun süreli kullanımlardan sonra vücut levodopayı beyne ulaşmadan parçalamaya başlıyor ve bu nedenle daha yüksek dozlar gerekiyor. dolayısıyla bu durum, tabletler yerine ilacın enjekte edilmesi gerektiği anlamına geliyor. bununla birlikte, burun spreylerinin, ilacı doğrudan beyne ulaştırmanın çok daha etkili bir yolu olacağı ortada.

    levodopayı bir burun spreyi yoluyla uygulamak için, ilacın yeterli bir doz salacak kadar uzun süre burun dokusuna yapışabilmesi gerekiyor. bu araştırmada bilim insanları, levodopanın yanı sıra burun dokusuna yapışabilen ve doğrudan beyne salınmasını sağlayan yeni bir jel de geliştirmiş oldular.

    şimdiye kadar elde edilen sonuçlar, jelin levodopanın burun içindeki dokuya daha iyi yapışmasını sağlayarak kan ve beyinde alım seviyelerinin artmasına yol açtığını göstermiş. araştırmacıların şimdi de spreyi insan klinik deneylerine ilerletmek için çalıştıkları söyleniyor.
  • ilk kez james parkinson tarafından "shaking palsy" (titrek felç) olarak tanımlanmış, beyindeki "substantia pars compacta" bölgesindeki dopaminerjik nöronların kaybı ile karakterize nörodejeneratif bir hastalıktır. genetik geçişli ve yaşa bağlı olabileceği gibi çevresel risk faktörleri (pestisitlere maruziyet, obezite, stres, kafa travmaları vs.) de söz konusudur.

    yavaş ve sinsi ilerleyen hastalık, ilerleyen zamanlarda hareket bozuklukları ile kendini gösterir. en yaygın belirtileri istirahat tremoru (dinlenme halinde iken ellerde, parmaklarda - para sayma tarzında -, çenede vs. titreme), hareketlerde yavaşlama (bradikinezi), ayakta duruş bozukluğu (postural instabilite) ve kas katılığı/sertleşmesidir (rijidite). hareket bozuklukları ile birlikte non-motor semptomlar da denilen çeşitli bilişsel bozukluklar (depresyon, anksiyete, unutkanlık, uyku bozuklukları, koku duyusunda kayıp vb.) da hastalığa eşlik eder.
    hastalık ilerleyici bir özellik taşımaktadır. mevcut tedaviler (ilaç tedavisi, derin beyin stimülasyonu (dbs), cerrahi) hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya ve hastanın gündelik yaşamını kolaylaştırmaya yöneliktir.
    erken teşhis bu hastalıkta oldukça önemlidir. özellikle ailede parkinson hastalığı öyküsü olanlarda, genç-yaşlı farketmeksizin; yürüme, yazma, konuşma bozukluğu, koku almada azalma, ellerde titreme gibi belirtilerle karşılaşılması halinde nöroloji uzmanlarına başvurulmalıdır.