şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---
    filmdeki çarpıcı ve sert seks sahnesi, ilerleyen dakikalarda sanki bir tecavüz vakasıymış gibi yansıtılıyor. ama ortada tecavüz filan yok. beril karakteri, diğer üç gençle dehşetli bir orgye doğru yol almaktaydı. kiraz alıp şuurunu kaybetmesi de gerekçe gösterilemez. zira diğer gençler de şuursuz olarak kabul edilebilir ve yaptıklarından (cinayet dahil) sorumlu tutulamazlar aynı bakış açısıyla. uzun lafın kısası çatır çatır vermiştir yani.
    --- spoiler ---
  • osman sinav in uzun metrajli 5. filmi pars: kiraz operasyonu. cok ozenli hazirlanmis olan guzel bir fragmani oldugundan ve su ulkede kalburustu isler cikartan bir yonetmenin elinden cikmasindan oturu belli bir kesimce buyuk bir ilgiyle bekleniyordu bu film.

    filmin acilisi 90'larin basinda bir narkotik baskiniyla yapiliyor. idealist bir narkotik sube komiseri ertugrul'un komutasinda duzenlenilen baskinda, buyuk uyusturucu baronlarindan birisi de olu halde bulunuyor. polis'e kostebeklik yapan hashasi once baron'u oldurdukten sonra, narkotikci komiserimizi ve esini cocuklarinin gozleri onunde olduruyor (ugur polat cok kisa bir sure once sis ve gecede yine karizmatik polis memuru olarak gormustuk, bu rollere cok yakisiyor kanimca). kardesi tayfunla birlikte kacmayi basaran atilla tum ailesini kaybetmistir. babasinin izinden giden atilla gozu kara bir narkotikci olmustur. asena ile birlikte buyuk operasyonlara imza atan atilla, birilerinin canini devamli suretle yakmasindan oturu kizaga cekilmek istenilmektedir. tayfun ise eski ecstacy bagimlisi sevgilisine kol kanat germeye calismaktadir.

    uyusturucu, politika ve gencler hakkinda bir seyler anlatmayi amaclayan film, aksiyon olarak nitelendirilmek isteniyor. bir aksiyon filmi olarak fena olmayan bir sahneyle acilsa da, arada sadece turk filmlerinde oluyor herhalde boyle seyler cinsinden seyler oluyor (tir sahnesinde oldugu gibi) daha sonrasinda aksiyondan eser gorebilmek maalesef mumkun degil. filmin sonuna kadar da goremiyoruz zaten (onun aksiyonu da tartisilir zaten). daha fazla konusmak agir spoiler statusune gireceginden bu konuya ara veriyorum.

    senaryoya genel olarak bakildigi zaman osman sinav 5 senedir bu senaryoyla ugrasiyorduysa gercekten zamanini fena heba etmis demektir. cok ahim sahim bir senaryomuz yok, tam tersi aksiyondan yoksun hantal bir yapidaki monolog yiginlarimiz var. anlatim biciminden ote anlattiklari da cok bir sey degil aslen. "bir intikam oykusu". tamam gercekten onemli bir toplumsal mesaji da var es gecmeyelim.

    senaryo'nun surpriz sunma arzusu var ama bir turlu tam manasiyla basaramiyor bunu. birkac gercekten sok edici yer var ama diger surpriz araclari hep bir atlamislik hissi uyandiriyor. onun disinda bol bol delikler mevcut senaryoda. aslen sorun tam olarak senaryoda mi yoksa kurgudan mi kaynaklaniyor secebilmek mumkun degil. filmin suresi bu kadar uzun olmasina ragmen, tahminimce ilk kurgu sonrasi bu sureden daha uzun, belki 3 saatten fazla, bir sey ortaya cikmistir. zira nedensiz sahneler, kopuk olay orgusu, dusuk seviyedeki aksiyonu (sadece 2 sahne?) sadece senaryoya yormak tamamen acimasizlik olur, osman sinav bu kadar da kotu bir senaryo yazmis olamaz. filmin cekimlerdeki genel kalite (mikrofon ve kamera degil yonetim) masada can vermis olarak dusunmek istiyorum.

    filmde oyuncu bollugu var resmen, ama cogu filme hizmet etmekten uzak karakterleri canlandiriyor. tabiri caizse figuranliktan ote degil cogu yuz, sadece arada bir gorunup kayboluyorlar. derinlemesine islenmis bir karakter zaten yok filmde. filmin uzun suresine ragmen bu kadar yavan bir yapi sunmasi, filmin maalesef icini bosaltip izleyiciyi sikiyor. sure kesinlikle daha kisa olmaliymis bunca bosluktan oturu.
    filmin monologlari gayet yerinde yazilmis ama birazdan bahsedecegim bazi oyuncu secimlerinden oturu bu monologlarin etkisi cok zayifliyor. bir aksiyon filminde bu kadar cok konusma olmasini da insan garipsiyor acikcasi.

    eminim osman sinav uyusturucunun zararlariyla ilgili guzel bir ders de vermek istemistir, ama pelin batu'nun canlandirdigi rehberlik ogretmeni "inci" gercekten cok gereksiz bir karakter. hic olmasa olurmustu, hatta daha guzel bile olurmustu. hele ki atilla ile aralarinda anlamsiz bir ask dogurtulmak istenilmis ki bununla filmi canlandirip kiskanclik ucgeni yaratilmak istenmis. fakat can cekismekte olan film burada son nefesini veriyor.
    her neyse aski meski bir yana birakirsak, sozde uyusturuya karsi savasmak isteyen ama elleri kollari bagli ogretmen olarak sunuluyor bize inci ogretmen, ve fakat inandiriciliktan cok uzak bir performansla bayginlik geciriyoruz. oldum olasi pelin batuyu sevememisimdir, ustune bir de boyle itici bir karakter sonrasi nefret ettim desem yeridir kendisinden. hele ki o kendinden buyuk laflar hic yakismamis kendisine. aslen diyaloglarda kullanilan uslup hos fakat oyunculara, mimiklere, durusa uymuyor diyaloglar. oyuncu seciminde bir? hata yapilmis olsa gerek.

    karakterler hep sisli, puslu olarak veriliyor bize. iyi veya kotu olarak bilmekten oteye gecemiyoruz. derinlemesine islenebilecek bir asena (nida safak) bile oylece gecistiriliyor. hos bas karakterimiz atilla (mehmet kurtulus) bile oylece gecistirilirken diger karakterlerden bir zenginlik beklememiz ab-i hayal olurdu zaten. filmde duygusal bag kurulabilecek herhalde 1 karakter var. haluk piyes tarafindan canlandirilan ufak kardes "tayfun". kaldi ki o bile belli bir noktaya kadar bir sey ifade etmiyor izleyiciye.

    filmin suresini duyunca aslen biraz korkmustum. bir aksiyon filmi icin 2 saatin uzeri her daim buyuk risk demektir. bir insani kapali bir ortamda 2 saatten fazla tutabilmek gercekten guc bir is. aksiyon filminden bahsediyorsak bunu baska seylerle de desteklemeniz gerekir ki aksiyon sizi baymasin. yoksa sarf aksiyon da bir sure sonra yine o bayiltici etkiye maruz birakir izleyici. bu film her ikisini de yapamiyor. ne aksiyonu devamli suretle yuksek tutuyor ne de baska bir seyle destekliyor yonetmen filmi.

    ozel bir yer ayirmak istedigim bir adam var sonuna kadar adini anmadim. udo kier. boyle muthis bir aktoru filme dahil edip ona sadece bir kilic cekme sahnesi verecek olursaniz, size kufredeler (ben ettim sahsen). takip edenler bilir, herhangi bir filmde bile belli bir seviyeyi yakalatabilecek bir oyuncudur udo kier. kadraja girdigi andan itibaren farklilik yaratabilecek bir aktoru sadece arz-i endam etsin diye yerlestirmek izleyiciye buyuk bir saygisizliktir, ayrica kaynaklarin yanlis kullanimidir. ozellikle onu oturtup uzak cekimle gostermek. ah ki ne ah osman sinav!

    --- spoiler ---

    filmde bahsi gecen bir seyi anlayamadim. ecstacy'yi icen bir hatunla sevisiyor adamlar. ama bu kiza bunu zorla icirme gibi bir durum soz konusu degil. ucuyor oldugundan kizinda bununla ilgili bir sikayeti zaten yok. gayet hosuna gidiyor gorunuyor? hos diger elemanlar da ucuyordur muhtemelen (ayiliyorlar gerci). her nasil oluyorsa sonradan kizi; olayi anlatmama gibi bir .rospuluk yapmasina ragmen "meryem"lestirmek gibi cok adice bir numara yapiliyor. ben sahsen tiksindim o kizdan. bize her daim umut vardir hikayesi olarak sunulmasina da igrendim, anlamlandiramadim... boyle davranilarak ayrica uyusturucunun kotulugune vurgununda sekteye ugradigina inaniyorum.

    --- spoiler ---

    filmin en rahatsiz edici yanlarindan birisi, filmlerde gormekten en cok rahatsiz oldugum seylerden birisi ayni zamanda, tepeden gorunen mikrofonlar ve aynalardan yansiyan kamera/manlar. bu filmde o kadar cok tepeden sarkan mikrofon goruyorsunuz ki bu kadar da olmaz kardesim demekten kendinizi alamiyorsunuz. oyle ucundan falan gorunmuyor mikrofon, neredeyse o sahnenin icinde rol aliyor. bu kadar buyuk capli bir yapimda olmamasi gereken seyler bunlar. baskalarini bilemem ama bana durup durup tepeden mikrofon izlemek ters etki yapti. kurguda bunlari gormeyen arkadasi da ayrica tebrik etmek isterim.

    yeri gelmisken bir bilgiyi de vermeden edemeyecegim;
    son on 10yilda istanbulda yakalanan ecstacy miktarlari soyledir;

    yil - adet
    -------------
    96 - 1.570
    97 - 13.855
    98 - 3.912
    99 - 4.996
    00 - 28.540
    01 - 33.757
    02 - 75.828
    03 - 195.226
    04 - 514.337
    05 - 353.958
    06 - 1.266.212

    (kaynakca: aktuel)

    her seye ragmen anlattigi sey dolayisiyla onemli bir turk filmi. filhakika cok daha ozgun ve guzel bir sey ortaya cikabilirmisti...

    edit: ozdek'in uyarisiyla: bu mikrofonun gorulme olayinin sinema salonu (makinist) veya kopya kaynakli olabilecegini de ekleyeyim.
  • gerçekten filme bok atmak için yazmıyorum -nitekim film genel olarak başarılı olmuş bence- ama bu kadar rezil bir şekilde sürekli mikrofonun görünmesi tüm filmin ciddiyetini silip süpürüyor. yukarıdan görünen mikrofonlara önceki birçok filmden alışmıştık ama bu kadar sık ve bariz şekilde görünen mikrofon can sıkıyor. hele ki filmin bir yerinde ekranın tam ortasına kadar gelen bir sopa ve ucunda da mikrofonu görünce ciddi anlamda bunun bir şaka olduğunu ya da filmle bağlantılı bir olay olduğunu düşündüm ama değildi. benim anlayamadığım şu: madem o kadar para harcayıp özel efektler kullanıyorsunuz ve güzel bir film yapmak istiyorsunuz; o zaman şu filmi bir daha izleyin de bu sahneleri tekrar çekin be kardeşim. kaliteli iş yapın.

    edit: bu filmden değil gösterilen sinemadan kaynaklanan bir sorunmuş, bunu öğrenmiş oldum. mesaj atan arkadaşlara teşekkür ederim. yalnız şöyle bir şey var: bir sahnede abartmıyorum ekranın ortasına kadar geliyordu mikrofon çubuğu. hem de sağ üst çaprazdan: yani sırf yukardan değil sağdan da görünüyordu. ayrıca bu filmi izlediğim sinema salonu beyoğlu afm idi. geçen yılın en iyi sinema salonu seçilmiş bir de. o zaman buna şaşırmam gerekmiş asıl.
  • = dikkat spoiler içerir =

    mehmet kurtuluş (pars) ve nida şafak'ın (asena) başrollerini paylaştığı polisiye türünde bir osman sınav filmi.

    = filmin artıları =
    film akıcı bir tarzda, sizi sıkmıyor, sonuna kadar izlemek istiyorsunuz. hikaye çok sağlam. gerçekten çok önemli olan uyuşturucu konusu işlenmiş. filmin yurtdışı çekimlerinin de katılması filme ve konuya derinlik kazandırmış. tek çekim sahneler oldukça etkileyici özellikle pars'ın kamyon üzerinde dublör kullanmadan gerçekleştirdiği (tır'a atlayan dublördü ama) takip sahnesi filme kalite katıyor. filmin başında 1990 yılında pars'ın ailesinin başına gelen hikaye giriş için oldukça etkileyici. filmin tutulursa seri film olacağı kesin zira bilerek bir çok konu açıkta bırakılmış. pars, asena'yı mı yoksa çıtı pıtı öğretmen (pelin batu) hanımımıza mı varcak. çünkü ikisine de mavi boncuk dağıtıyor.

    = filmin eksileri =
    mehmet kurtuluş'un türkçesi bozuk. bazen konuştuklarını anlamak için alt yazı gerekiyor.
    nida şafak aslında rol için çok uygun fakat ne bileyim amerikan sineması hep bayan polisleri çok seksi ablalardan seçtiği için balık etli (hafifde kalın) nida ablamız biraz "yerli malı yurdun malı" kaçıyor fakat bence rol için (asena böyle olur tabi) uygun. zira pars ve asena uyumu gerekiyormuş, cuk oturmuş.
    sanırım sahnelerde kesintiler yapılmış. pars kardeşinin katillerini teker teker yakalayabilirdi mesela, daha da keyifli olurdu. herkesin aslında görmek istediği (sinema olduğu için ve insani gözle baktığımız için) "polislik görevini" yerine getirmekten çok "kişisel intikamını" almasıydı. hani o yöne ağırlık verilseydi daha tatmin edici olurdu.
    filmde duygusal yönden eksiklikler var. soğuk bir film olmuş bu açıdan. pars'ta anlık duygusal değişimler var. bu karakter değişimleri çok keskin. eğer devam filmi yapılırsa bu konuya dikkat etmek gerekir.

    = filmden yaran bir sahne =
    pars kızağa çekilmiştir. çalıştığı narkotik'ten masabaşı bir göreve verilmiştir.
    teknik takip biriminin (ya da telefonları dinleme biriminin) kapısında iris tarayıcı optik kilit vardır.
    pars'ın teknik takip birimine giriş izni iptal edilmiştir.
    pars teknik takip biriminin kapısına gider. tarayıcı iki üç kez gözündeki iris tabakasını tarar fakat kapı açılmaz.
    yurdum insanı pars ne yapar? kapıyı çalar.
    kapıyı açan polis arkadaşına "içeri girebilir miyim?" der ve polis arkadaş da "tabi ki" der.
    bu sahne yarıldığım sahnedir. yurdum insanını güzel bir tespitle ekrana getirmiş osman abi.
    düşününce gerçeğe yakın görünüyor.
    sen binlerce dolarlık iris tarama sistemi al,
    benim memurum o kapıdan girecekse "girer" abi.

    = son söz =
    polisiye film de çekebileceğimizi görmüş olduk. teşekkürler osman sınav ve tüm ekibi.
  • bilumum holywood filmlerinde gorebileceginiz osuruktan bir kovalamaca sahnesine sahip filmdir.

    ayrica inci sozlukte filmin adina dair yapilan bir yorum beni benden aldi:

    kiraz operasyonu

    valla amına koyım o ne öyle toplanıp ağaca dalcaklar gibi
  • osman sınav'ın taban kitlesinin (deli yürek,kurtlar vadisi) beklediği türden çok uzak, aksiyon filmi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacak bir polisiye "pars kiraz operasyonu" . "yapımcı / yönetmen / senarist" osman sınav'ın beklediği ve filmin bütçesini karşılayacak ( 6 milyon$ - 2 milyon izleyici) gişe hasılatına ulaşamayacak gibi duruyor ve muhtemelen önümüzdeki aylarda televizyon ekranlarına geçiş yapacaktır. kötü yanları başrol oyuncusunun aksan sorunundan kaynaklanan, türkiyedeki en iyi oyunculardan belki de başında olan birinin(mehmet kurtuluş) filmde özellikle de pelin batu ile diyalogları sırasında yaşadığı zor durum. karşılıklı anlaşamayan iki oyuncu gerçekten kötü olmuş. ilk oyunculuk denemesine göre nida şafak garip bir şekilde sırıtmadı filmde. yan rollerdeki tüm oyuncular gerçekten iyiydi.
    görüntü yönetmeni torben forsberg bazı sahnelerde inanılmaz işler çıkarmış. osman sınav ve torben forsberg çok uyumlu çalışmışlar ve bana göre filmin en iyi yanları bu ikilinin şu ana kadar türk sinemasında görmediğimiz sahneler çekmeleri. başrol oyuncusu komiser atilla'nın kardeşinin okulundaki cenaze töreninde kameranın dönerek 20 metre kadar yukarıdaki 3. kata çıkması ve gerçek zamanlı olarak komiser asena'nın bahçeden içeri girip atilla'nın olduğu odaya girmesi ve kameranın tek planda odaya girişi şu ana kadar izlediğim en iyi sahnelerden biriydi. filmin sonundaki helikopter çekiminde de neredeyse tüm istanbul'u gösterip sonunda mezarlığa inişi çok başarılıydı.
    otoyolda tırı takip sahnesi biraz yavaş geçse de başarılıydı, aksiyon yönünden tatminsiz olmuş sadece. komiser atilla'nın haşhaşi'nin terkedilmiş şaraphanedeki kapışmasında da aksiyon olarak başarısız olsa da görüntüler ve dekor inanılmaz derecede başarılıydı. filmin genelinde sanat yönetmeni sırma bradley çok başarılı işler çıkarmış, istanbul'da çekilen hollanda sahneleri (kayman'ın fabrikası) yanımda izleyen hollandalıları bile inandırmıştı. müzikler genelde vasattı ve bu kadar büyük bütçeyle çekilen ve yılın filmi diye lanse edilen bir filme hiç yakışmıyordu.
    koşarsan yorgun ölürsün repliği de filmde bin kez tekrar edildi de delta force oyununun kapağında da yazıyordu başka bir yerlerden de hatırlıyorum..
  • gösterime girdikten sonra en geç altı ay sonra ulusal kanalların birinde bol reklamlı ve bol sansürlü sekilde izleyebileceğimiz film. eğer altı ay bekleyemiyorsanız filmin sadece ilk yarım saatini izlemeniz yeterli olacaktır. yani "grup seks" sahnesini izledikten sonra sinemayı gönül rahatlığı ile terk edebilirsiniz. çünkü filmdeki en iyi sahneler ilk yarım saat içerisinde gerçekleşiyor. tıpkı en son gösterime giren james bond filminde olduğu gibi...

    filmde karın doyurucu bir tane diyalog yok. senaryoda yakın zamandaki diğer yerli filmlerde olduğunun aksine kopukluk yoktu. çok düzgün, lineer giden basit bir senaryo var. senaryodaki bazı kopuklukların sonradan alçı ile kapandığını görünüyor ama lineerliği bozmadığı için şükür ediyoruz.

    mesela filmin hem eğlendirici hem de öğretici yanlarını bulunması lazım değil mi? filmin bir yerine öyle denk geliyor ki kahramanımız uyuşturucu zehiri hakkında ders vermek zorunda kalıyor. (çok da iyi yapıyor.) rivayet edildiğinin aksine bana bu senaryo 5 günde yazılmış gibi geldi çünkü işsiz herhangi bir üniversite mezunu bu senaryo yu 5 haftada yazardı. diyaloglarıyla beraber.

    ama hakkını yememek lazım kamyon kovalama sahnesine verilen emeğe saygı duyuyorum ve sözümü bitiyorum:

    olan zenciye oldu...
  • logosunun thundercats logosuyla benzerliğini farketmek hatırlayanlar için hiç de zor olmayacak.
    http://www.freakshop.com/band-pics/thundercats.jpg
  • kiraz gibi erotik bir operasyon ismi konulmasının nedeni sanırım halk arasında ecstasy e kiraz denilmesi.
  • yapılacak hiçbir işimin olmadığı birgün,izlenebilecek başka hiçbir film olmayınca berbat bir film izleyeceğiz ama hiç olmazsa vakit geçer düşüncesiyle girdiğim fakat oldukça izlenebilir bulduğum film.

    filmin başındaki abartılı aksiyon sahnelerini ve kahraman marifetlerini görünce tam tahmin ettiğim gibi postmodern cüneyt arkın filmi izleyeceğim diye içimden geçirdiysemde film ortalarına doğru epey toparladı;vasatı yakaladı, eh fena değilmiş dedirtti.diyaloglar biraz daha özenli yazılsa,başrol oyuncuları bu kadar kötü olmasa,filmin sonu sarkmasa iyi bir film olarak dahi niteleyebilirdim. ancak bu haliyle bile emek verilmiş,sıkılmadan izlenebilir bir iş olduğu söylenebilir.

    bana göre filmin en başarılı sahnesi ise hiç kuşkusuz seks sahnesi.çok uzun zamandır türk sinemasında bu kadar çarpıcı ve gerçek bir seks sahnesi izlediğimi hatırlamıyorum.filme gitmeden önce cesur bir sahnenin varlığında hiç haberdar olmamam,afişte yaş uyarısınında bulunmaması filmin bir türk filmi olduğunuda göz önünde bulundurunca bu sahnede epey şaşırmama neden oldu.herkesin pek beğendiği kamyon sahnesi ise son derece klişe.

    bu arada film eleştirmenleri içinde bu filme dört üzerinden dört verenler olduğu gibi,dört üzerinden bir verenlerinde bulunması enteresan.