şükela:  tümü | bugün
  • yine son derece fakir ve yıkık dönemlerimden birindeydim.

    mahallemizin bakkalı suat abi'den en ucuz salam ve kaşardan birkaç dilim kestirip benim için mükellef diye tabir edebileceğim kahvaltılardan birini yapmak üzereydim.

    her şey o an başlamıştı ben o esnada farkına varmasamda,

    bir kulağında telefon varken, ajan sen beş dakika kasaya bak ben geliyorum hemen diyerek, hızla mekandan ayrıldı.

    ne yapacağımı bilmez bir halde, çekingen adımlarla kasanın diğer tarafına geçtim, aman tanrımdı, hep gördüğüm ama bana hep uzak kalan bu dünyaya ani bir giriş yapmıştım. bakkal dediğime bakmayın, bir zombi istilası olsa, bahsettiğim bakkala kendinizi kapatsanız, 5-6 yıl burada hayatta kalabilirdiniz. sadece lüks marketlerde gördüğünüz ürünlerden tutun, hemen her bakkalda bulunabilecek sakızlara kadar her şey vardır burada. suat abi dükkandan çıkar çıkmaz içeri tozlu kumaş kokan bir amca girdi. yarım kilo eski kaşar ve biskrem istedi. biskrem benim de aşina olduğum bir lezzetti, hemen arkasındaki raftan alabileceğini söyledim fakat eski kaşar?

    bir bakkalda olmasından şüphe duyacağınız kadar büyük olan buz dolabına yöneldim. panikle elime gelen kaşarların son kullanma tarihlerine baktım.

    garip kokan amcanın bu kamil bi siki beceremeyecek bakışları altında kaşarları hızlıca karıştırıyordum.

    üzerinde, 80'li yılların futbol takımı formalarının reklamları kadar büyük puntolarla halis gouda peyniri yazan kaşar görünümlü şeyi amcanın önüne koydum. sabancı'nın mı bunlar dedi. sanmam dedim. sonrasında amcanın, tahminen 9 dakika süren tiradını dinlemedim. borcum ne kadar dediğinde, hiç borç vermemiş bir insanın alışkanlığı olacağı üzere, sen o burcu 15 temmuzda ödedin dedim. amca hiçbir şey demeden, elindeki beyaz garip dokulu poşedi göğsüne bastırarak gollum gibi çıktı gitti dükkandan.

    yaklaşık 3 dakika sonra geri gelen suat abi, bana son derece samimi bir ses tonuyla neler sattığımı sordu. ben de biraz kaşar ve bir tane biskrem sattığımı söyledim. emeğine sağlık dedi ve dükkandan istediğimi alabileceğimi söyleyerek beni kasanın diğer tarafına aldı.

    13 kalem üründen oluşan alışverişimden petito isimli vizyonsuz çikolata denemesini, bu müessesemizden diyerek hesapladı.

    borcumu, kendi borçlarımın bir kısmının üzerini çizdiğim veresiye defterine yazdı.

    babana selam söyledi.

    suat abi babam 11 sene önce öldü demedim.