şükela:  tümü | bugün
  • mağazalarında fotoğraf çektirmemek gibi saçma bir uygulamaları var.
  • istanbulun vapurları arasında en eski, en büyüğü (uzunluk olarak değil, grosston olarak), en güçlüsü ve hızlısıdır. 1952'de italya'da yapılmıştır. görüntüsü ile tanınır çünkü üst katın ön tarafı açık ve diğer vapurlardan daha uzundur. bahçe tipi olan 3 vapurdan fenerbahçe ile dolmabahçe kardeş iken bu büyük ağabeyidir birnevi. 2 adet her biri 1600 beygir üreten sulzer 10 td 36 dizel motora sahiptir. içinde ay tanrıçası artemis'in heykeli bulunmaktadır. yapıldığı yerden römorksuz kendi başına 2,5 günde istanbula gelmeside geminin bir başka özelliğidir. geminin eski kaptanı mehmet kepçe'dir. şu anda beykoz'da geminin ismi verilen bir iskelede tadilat görmektedir. bu süreçte içinin mescit olarak kullanıldığı söylenmektedir lakin kesin bir kanıtı yoktur. müze olması düşünülmektedir.
  • çocukluğumda önemli bir yeri olan anadolu yakası'nın güzide semtlerinden biri..
    paşabahçe koyu 'ndan adını alır, hemen merkezinde küçük bir meydanı vardır.. sahil kasabasını andırır.. beykoz mevkii'nde beykoz devlet hastanesi 'nden sonra en bilindik hastaneyi barındırır (bkz: paşabahçe hastanesi).. şirin, sevimli, hastanenin yoğunluğuna göre kalabalık veya tenha bir semttir.. benim için yaşanılası mekanlardandır..

    edit: şimdi aldığım bir bilgiye göre beykoz devlet hastanesi ile paşabahçe ssk hastanesi birleşmiş.. zira eskiden çok vasattı, herhalde şimdi daha iyi olmuştur birleşme ile..
  • mağazasını gezmek oldukça eğlenceli. herkese göre bir şeyler var.

    hediye paketlerinin üzerine hayat en güzel hediye çıkartması yapıştıran firma.
  • özlediğim vapurdur. havaların soğuması ve vapurlarda salep kokuları dolanırken onu özlememek mümkün değildir. adam akıllı vedalaşamadık bile kendisiyle. en son beykoz taraflarına giderken yanılmıyorsam yine paşabahçe durağının oralarda demirlemişti.
    şimdi ne yapar?
  • istanbul'un ismini en cok sevdigim semti. osmanlinin son donemlerindeki yilgin ama vakur havayi melankolik bir sekilde adinda tasir sanki bu semt.
  • ankara tunalı şubesi yenilenmiş olan kurum. her zaman ışıl ışıl, şık ve çok sevdiğim bir yer.
    estetik konusunda gözünüzü eğitmek için sürekli ziyaret etmeniz gereken bir mekan.
  • defolu çıkan ürünü değiştirmek için gittiğimde ürünü fabrikaya gönderip bir ay beklemem gerektiğini söyleyen firma.

    yani ürün sağlam olsaydı anında değiştirebilecektim, ama şimdi mağdur olduğum halde bir ay beklemem gerekiyormuş! bunu kendilerine söyleyince bırakın yardımcı olmayı, üste bile çıkmaya kalktılar. neyseki ben daha üste çıktımda anında değişim yaptılar.
  • yaşadığım tek tecrübeyle müşteri hizmetlerinin on numara olduğunu söyleyebileceğim çok şık ürünleri olan firma.

    bir kaç hafta önce aldığım yatak başı sürahi takımının bardağını büyük bir beceri gösterek kırdım ve internet sitelerindeki iletişim formundan ürünün yedeği var mı nasıl alabilirim temalı bir mail attım. bir kaç saat içinde dönüp hemen aradılar ve el yapımı ürünlerde normalde yedekleri bulunmadığı ama fabrikayı kontrol edip bir tane bulduğunu ve temin edebileceğini söyledi ("normalde yok ama size var" müşteri memnuniyeti için söylenen klasik bir yalan da olabilir tabi) ve istediğim paşabahçe mağazasına teslim edebileceklerini oradan ismimi vererek alabileceğimi söyledi. kargolayın diyince de narin bir parça olduğundan önermediğini ama sorumluluğu üstlerine almadan kargolayabileceklerini söyledi. ben de peki x şubesine yollayın ben oradan alırım diyince bir kaç gün içinde oradan alabileceğimi söyleyip sorunumu çözdüler.

    sözlükteki diğer tecrübelerin aksine bir tecrübe olduğu için ayrıca şaşırtmıştır beni. sanırım mağazalar ve merkez arasında uçurumlar var. satış asistanlarına ve mağaza müdürlerine müşteri memnuniyetine odaklanmaları söylenmesi yeterli olacaktır kanımca.

    edit: bardağımı dün bir arkadaşıma aldırdım para da almamışlar bir dolu da mail trafiği olmuş mağaza ile merkez arasında bana anlatılan. tekrar teşekkür ediyorum kendilerine
  • paşabahçe ahalisi karşıdan karşıya geçmeyi bilmiyor. vallahi bak. sallamıyorum abicim. oturdum izledim lan herifleri. köpek gibi içgüdüleriyle hareket ediyor birçoğu. geçeceği caddenin yanına kadar normal adımlarla geliyor önce. asfalta yaklaştığını seziyor. arabaların geçtiğini görüyor çünkü. bi tehlike var belli. dümdüz karşıya bakıyor. tam karşıya. kafayı 1 mm sola sağa çevirmek yasak ama! :)) sadece ve sadece karşıya bakıyor. sonra adımını atıyor. sonra yolun ortasındayken adımları çabuklaştırıp koşmaya başlıyor. taksi duraklarının oradaki ışıklara gidin de bakın. yemin ederim bedavaya yaşıyorlar. allah koruyor onları.***