şükela:  tümü | bugün
  • enis batur'un kırmızı yayınları'ndan çıkan ve ağırlıklı olarak paris gezilerini (aslında geziden biraz daha fazla, paris günleri demek daha doğru) günlük biçiminde yazdığı 627 sayfalık anı kitabı. kitabın hacmi ve yazıların bir süre sonra kalıplaşması gibi bir problem olsa da yazarın uzun bir zaman dilimi içinde ne gibi dönemler yaşadığını görmek için ilginç bir kitap. fakat bir gezi değil, anı kitabı.
  • sıkı bir düş kırıklığı... büyük umutlarla beklediğim enis batur güncelerinde, yeniyetme yazıcılar gibi (niye saklamalı, benimkiler gibi de diyebilirim) gevşek bir yapı görünce hem şaşırdım hem bozuldum. üstelik daha oylumlu bir bütünün ayıklanmış, yayıma hazırlanıp basılmış, sıkıl(an)mış bölümleri bunlar... "suya seng"ten sonra "suya tirit"* olmuş bu kitap, üzgünüz.

    *

    zamanında yukarıdaki yorumumu pek yakışıksız bulanlar için dört buçuk yıl sonra gelen ekleme : enis batur bu konuya son aylar yayımlanan iki içbükey kitabında da değinmiş. hem "şehir meydanında fıçı yuvarlamak"ta (kasım 2012) hem de "merak cemiyeti tutanakları"nda (ocak 2013), üstelik eleştirilerimi doğrulayan yönde bölümler var :

    "paris güncelerimden, içbükey çıkmaları dışında memnun olmadım bugüne dek. uzun kalışlarımın günlüklerini henüz yayımlamadım bereket. ama pasaport damgaları'nda, ola ki çok daha fazla budamam gerekirdi günlük notlarımı. şimdi böyle görünüyor bana, sonuç." (şmfy, s. 73)

    "(...) günlük konusunda fazlasıyla ikilem içindeyim kendim de: bir o yönde, bir bu yönde yalpalıyor duygu ve düşüncelerim, tartım zorlukları çekiyorum. (...) pd'nin genel dokusu, buna karşılık, çelişkili ölçüler doğurmuştu içimde – yayına hazırlarken de, kitapla ilk karşılaşmamda da." (mct, s. 31)

    "kendi günlüğüyle başı hoş olmayan biriyim sonuçta. pd'yi 'erken' yayımladığımı düşünüyorum." (mct, s. 33)
  • oray eğin'in verdiği coşkuyla aldığım lakin hayal kırıklığı yaşadığım kitap. okuyamıyorum yahu. 2010'da silbaştan azmedip okumaya çalışacağım.
  • pasaportunuzu suya düşürürseniz dağılıyorlar, eğer içine düştüğü suda uzun süre kalırsa tamamen yok olabilirler.
  • çeşit çeşit ülkenin, çeşit çeşit damgaları. national geographic'in gezginler bölümünden geliyor.

    http://intelligenttravel.nationalgeographic.com/…s/
  • ingiltere'ye son girişimde pasaport polisi bi önceki seyahatinize ait ülkenize giriş damganız yok nasıl olmaz diye şok olup bi 10-15 dakika şüpheli sorular sormuştu. şimdi bi iş için lazım oldu ve bakmam gerekti. o son ingiltere çıkışımın türkiye girişinde yine damga basılmamış. ülkeye son iki girişimin damgası nasıl basılmaz? yani ben ülkeye girmeden nasıl çıktım? tabii ki bu giriş-çıkışlar bizim elektronik sistemimizde bulunuyordur barkod okutulduğu için ama ziyaret ettiğimiz ülkelerin sistemine düştüğümüzü sanmıyorum.
  • artık yabancı ülke pasaportlarına da damga vurularak sinirlerimi tepeme çıkartmayı başarmışlardır.

    türkiye'ye giriş çıkışımda zaten türk pasaportuma mühür vuruyorsun ve sistemine tarihi kaydediyorsun, yabancı pasaportuma ne diye mühür vurursun anlamam.

    polisle biraz atışır gibi olduk ama 'son gelen yazıdan sonra vurmak zorundayız' diye geveledi.

    en azından ülke girişlerinde sadece türk pasaportunu göstererek bir nebze kurtulabilirim sanırım.
  • sanirim 1 yil once turkiye'nin pasaport damgalari degisti. yuvarlak dizayndan dikdortgen bir damgaya gectiler. tamamen ab özentiligi:

    bu almanya'nin pasaportlara vurdugu damga, bu da bizimkilerin.
  • bu yeni kaşeler ab tarafından fonlanarak hazırlandı. tek tip olması planlanmış yüksek ihtimal.sadece hava-deniz-kara olarak pasaport kaşelerindeki simgeler değişiyor. şahıs açısından pasaport sayfaları çabuk dolduğu için kötü bir durum olsa da gümrük memurları için şahsın giriş yaptığı vasıtayı görme açışından aşırı kolaylık sağlıyor.
  • bunları sayfalara sırayla basmayan pasaport memurları hiç mi umrunuzda değil ya? adama da diyemiyorsun sırayla bas kardeş vs. şimdi almaz falan ülkeye anca gülümsüyoruz.