şükela:  tümü | bugün
605 entry daha
  • yaptığım en sağlam dingilliklerden biridir. utançla hatırlarım.
    tiyatro ekibimizle ilk defa almanya'ya gidiyoruz. kardeş şehrin davetiyle kanlı nigar oyununu sahneleyeceğiz alman gardaşlarımıza. uçaktan indik sınırdan geçiyoruz, ben mal türkiyede bi bok olmuyor tabi, şaka maksatlı (mallıkta sınır tanımadığım zamanlar) hitler selamı veriyorum , salak salak güle güle bu adamlara o meşhur selamı verdim. sonra beyaz bir ışık oldu! selamı verdiğim gibi beni paketleyip hemen bir odaya alıp sorguladılar. sonra araya türk temsilciler bizi davet eden adamlar falan girdi, " dieser man möchte harleckinade machen arbeiten oh ja schön das ist gross jaa" (türkçesi: bırakın bu gerizekalıyla biz ilgilenelim, salak bu ayküsü falan düşük, şaka yapmak istemiş sadece) gıyabında bir şeyler dediler de çatık kaşlar kızgın bakışlar eşliğinde olay yerini terk edebildim. meğerse bildiğin o selamı vermek suçmuş. adamlar haklı yani. dönüşte allahın selamını verdim ona bir şey demediler bak.
  • sirbistan-macaristan siniri (ab siniri yani). aralik ayinda gece 2 ayazi.
    yolculuk makedonya'dan bir tur sirketiyle budapeste'ye. otobuste tek turk benim.

    sirbistan'dan cikarken sorun yok. geldik macar sinirina. herkesi otobusten indirdiler ve bir kulubenin icindeki turnikeden gecmemizi istediler. turnikenin hemen oncesinde pasaport polisinin kontrolu var.

    makedon yolcular sirayla geciyorlar. maksimum 5 saniyede damgayi vurup geciriyorlar. siram geldi. pasaport polisi hic abartmiyorum en az 180 kilo ve 2 metre ebatinda.
    pasaportuma soyle bir bakti. vize mize bakmadan, masaya birakip macarca 'otur su sandalyeye' dedi. (macarca anladigimdan degil, parmak isareti ve vurgusu her seyi anlatiyordu). sandalye de kendi kucuk kulubesinin hemen yaninda bir yer. oturdum, kurbanlik koyun gibi bekliyorum.

    kiz arkadasim ve diger yolcular tek tek gecti. gecerken de her biri bana bakiyor.
    herkes otobuse bindi, bekliyorlar.

    zerre ingilizcesi olmayan polis (p), gumgumok (g):
    (p) turk?"
    (g) yes

    o sirada tek tek pasaport sayfalarini karistirmaya basladi. ama cok yavas
    (g) sir, bus is waiting
    (p) wait!

    bakmaya devam. her damgaya, her vizeye bakiyor.
    o sirada baska bir polise seslendi ve diger polis geldi. dedim 'aha gumgumok, buradan sirbistan'a bile degil; direk turkiye'ye postalayacaklar seni'.

    bu arada schengen vizem var. yunanistan'dan aldim ve 2 girisliydi. ilkini yunanistan'a girerken kullanmistim. 1 giris hakkim daha var ve tarih/gun sayisinda problem yok.

    diger polis cebinden isikli mercek cikardi. mavi bir isikla, pasaportun bos sayfalari dahil hepsine tek tek bakiyor.
    dedim ulan bunlar rusvet mi istiyor acaba. buldular rusveti unlu bir ulkenin vatandasini, para istiyorlar heralde. ama kendimi tuttum. yedirmem.

    yeni polis, son schengen vizemi gosterdi. sonra yunanistan'a girisimi gosteren damgayi gosterdi. el hareketleriyle anlatmaya calisiyor.
    (p) "this, this. greece. ok?"
    (g) yes. ok (?)

    sonra makedonya'ya girisimi gosteriyor. "this?" diye basladi, sonra eliyle once havadan yatay bir cizgi cekti.
    sonra "or?" deyip yerden yatay bir cizgi cekti.

    anlamam fazla zaman almadi. herif makedonya'ya havayolu ile mi yoksa karayolu ile gittigimi mi soruyor. adamin derdi, karayolu ile girmissem yunanistan'a tekrar giris yapmis olacagimdan ab'ye giris hakkimin kalmayacak olmasi.

    "sir, don't be stupid. check your system and you will see that i can enter eu without problem"
    dedim icimden. disimdan da sadece elimle havadan yatay cizgi cekerek, "by plane" dedim.

    otobustekiler artik isyana basladi. gitmek uzereler. kiz arkadasim otobusun disinda titreyerek bana bakiyor.
    o sirada otobusun tur rehberi geldi.
    polislere "sorry, what is problem?" diye sordu.
    180 kiloluk polis, pasaportumu elinden masaya atti (resmen atti). "problem? problem turkish" dedi.

    ben ki milliyetci falan degilim. isim olmaz kokenlerle vs.
    ama o ana kadar kendimi hic bu kadar turk hissetmemistim.

    "sen ne diyon lan degisik? ab'desiniz diye artistik mi tasliyon? iri vucuduna mi guveniyon? sana bir tane osmanli tokadi yapistiririm. anlarsin asil problemin ne oldugunu. vur su damgayi girelim artik. kalici degiliz dandik ulkende"
    dedim icimden *

    bir 5 dk'da daha sayfalara, bilgisayara falan bakip durdular. ve sonra muhru basip beni otobuse yolladilar.
    bu arada tam otobuse giderken farkettim ki, arkada ulusoy'un bir otobusu var ve ici yolcu dolu. heralde yerli bir tur sirketinin otobusuydu. "b.ku yediniz" deyip bindim otobuse.
    yolculugun geri kalani bu gerginligin etkisiyle gecti tabi