şükela:  tümü | bugün
  • 1917 yilinda ingiltere-almanya arasinda gercekle$en cok kanli bir sava$.. 3. ypres diye de bilinir.
  • çamur cehennemi (the quagmire hell) olarak da adlandırılan, ingiliz askerlerinin bellerine kadar çıkan çamur içinde, alman maximleri altında savaşmaktan ziyade hayatta kalmaya çabaladıkları sürrealist "savaş". ağustos-ekim 1917 arasında süren bu katliamda 250 bin britanya, 280 bin alman askeri kayıp verilmiştir.

    "…i died in hell
    (they called it passchendaele) my wound was slight
    and i was hobbling back; and then a shell
    burst slick upon the duckboards; so i fell
    into the bottomless mud, and lost the light"

    siegfried sassoon

    (bkz: siper savaşı)
  • almanlara karşı sadece ingilizlerin değil, anzakların ve kanadanın da mücadele ettiği, iron maidenın über güzel paschendale ile saygı duruşunda bulunduğu bu savaşın geçtiği yere artık "passendale" diyorlar, savaşın adı ise, en kanlı ve zorlu mücadeleler için kullanılan bir deyim halini aldı.
  • filmi de gelmiştir. kanadalı askerlerin passchendaele çarpışmasındaki hikayelerinden dem vurmaktadır. ne varki savaş filiminden çok aşk filmine benzemektedir.

    http://www.passchendaelethemovie.com/

    bir benzeri başrolünde chris o'donnell'ın olduğu ernest hemingway klasiği silahlara veda (a farewell to arms) kitabının film uyarlamasıdır.
  • ilk yarısı genelde romantik, ikinci yarısı ise oldukça kanlı sahnelerle bezeli savaş filmidir. genelde sonu da dahil olmak üzere klişelerle doludur.

    ------------------spoiler---------------------

    sonlarına doğru olan bir sahne çanakkale savaşını anımsatır. hani kahramanımızın kayınçosu david'i alman siperlerinden almaya gitme sahnesi

    ------------------spoiler---------------------
  • içinde çok güzel sahneleri barındıran bir film. hele bazı anlarda sanki ünlü ressamların paha biçilmez resimlerine bakıyormuşum gibi hissettim kendimi. savaştan çok bir aşk işlenmiştir filmde. diyebilirim ki filmin bütün konusu "ey aşk sen nelere kadirsin" şeklinde özetlenebilir.

    uzun yıllar önce "ingiliz hasta" filmini izlemiştim ve bu film nedense onu hatırlattı bana bir an. konu olan şey aşk olunca fedakarlıklarda sınır olmayacağını insanın ruhuna işliyor resmen.

    ayrıca filmin içinde gecen şu söz beni oldukça düşündürmüştür: "isa bizim günahlarımız uğruna ölmedi. sadece şablona uydu."
  • paul gross'un kötü oyunculuğu sayesinde hiçbir saniyesinde beni içine alamamış, klişelerle dolu bir savaş filmi...
  • bütün aşk filmleri ve bütün savaş filmlerinin, birbirinden bağımsız olarak izleyeni boğduğunu varsayarsak, ikisini birleştiren her aşklı savaş filmi gibi bu da insanı bunaltır. bu tarz filmlerden hoşlanmayanlar için sıkıcı bir film, bu tarz filmlerden hoşlananlar için ise klişe.
  • ayrıca (bkz: paschendale)
  • film, daha önce belirtildiği üzere klişelerle bezenmiş olsa da bitişinde gerçek görüntüler eşliğinde şu güzel parça çalar.

    https://www.youtube.com/watch?v=de8nimbubww