şükela:  tümü | bugün
  • menünün assolisti olan hamburgeri bir anda yiyip bitirmemek ve görsel şölenin tadını çıkarmak için yapılandır. hiç bitmemesini istemektir.

    patatesler ufak ufak bitirilerek hamburger süzülür, yemeye kıyılmaz. yenildiği an patatesin, içeceğin piyasa değeri kalmaz. onlar sadece destekleyicidirler çünkü.

    bunu yapan şunu da yaptı:

    (bkz: kahvaltıda yumurtalarını en son yiyen çocuk)
  • bunun, içeceğini patatesi ve hamburgerini bitirdikten sonra içen versiyonu da vardır. ne garip insanlarsınız arkadaş.
  • ben bunu biraz omurgasızlık, soykalık, küçük hesapçılık olarak nitelendiriyorum ve şunu yapan insanla masanın ortasındaki karışık kuruyemişten antep fıstığı ayıklayan insan arasında hiçbir fark göremiyorum. elini versen kolunu kapar bunlar.
  • bir dönem mc donald'sta çalışan kuzenimin bana söylediğine göre, patatesler 10 dakikada soğuyup yenmeyecek hale geliyorsa hamburger için bu süre 20 dakika. (şu an süreleri uydurmuş olabilirim ama kabaca böyle bir şeydi, yani patatesler daha kısa bir sürede yenmeyecek hale geliyor) bu yüzden ilk olarak patatesleri yerdi.
  • hamburgerin tadını almak açısından doğru bir yaklaşımdır...

    ben hatta, hamburgeri sade yiyorum artık. yanında da bir bira söylüyorum bazen... hamburger ve su. o kadar. o etin ve içindekilerin lezzetine vara vara yiyorum. malum, hayat pahalı. öyle burger’cilere gidecek durumum var, ama bir burgere avuç dolusu para dökmek istemiyorum. hayır! cimri değilim... hamburgeri kendim yapıyorum. “bum”unu da yapmayı öğrendim. gerçi, o kadar zahmete girmeye de gerek kalmıyor: ekmeğini özel olarak alıyorum.

    hamburgerin yanına pattis kızartması istemiyorum. mideyi boşuna doldurmaya gerek yok. hamburgerin etini yerken, suyu çıkacak. o koku seni senden alacak... miden bayram edecek...

    nasıl geliyse öyle gidiy... gulu gulu gulu... yiyen öliy yemiyen öliy... hacı bekir lokumu bunlar, diye diye gömeceksin burgeri... hoppadiiii!
  • hamburgerleri diyelim biz o drama.