şükela:  tümü | bugün
  • radikal'de eleştirilmiş, alıntılıyorum:

    ''öte yandan, kendisi parodi haline gelmiş bir meselenin parodisini yapmaya kalkmak oldukça riskli bir iş. belki böyle bir konuyu bir televizyon skeci ya da internet videosu yaparken yaratıcılığın sınırlarını fazla zorlamanız gerekmeyebilir. hatta, küçük ve vurucu buluşlar malzemeyi çok daha eğlenceli hale getirebilir. ama bir filmden bahsediyorsak olay örgüsünü birbirine bağlı skeçler halinde kurmayı denerseniz ortaya ‘patlak sokaklar-gerzomat’ gibi bir film çıkar ki, elde bir iki kahkaha ve birkaç tebessümden başka bir şey kalmaz.''

    bunun aynısını film daha önyapım aşamasındayken kendilerine bizzat söylediydim, tınmadılardı. tınmayışlarının sebebi de münekkidin mesnetsizliği, ya da, tenkidin tutarsızlığı değil; filmin üretilme gerekçesine isabetsizliği idi. yaratıcı çekirdek kadronun 'seyirci' yerine kullandıkları kelime ile özetlersek, filmin meşruiyeti şuydu: müşteri bunu istiyor.

    bu ikrardan sonrası artık, biliyorsunuz, eleştirinin sadedinden çıkıyor müşterinin adedine giriyor. onu da yatırıma dönük bir kar-zarar problemi olarak değerlendirirseniz ''videolarımızı feysbuktan bir milyon kişi takip ediyor'' diyerek sağlamasını yapabiliyor, yanisi bu tenkidi daha birinci dakikadan bilerek ve göze alarak, yapıma girişebiliyorsunuz.

    şimdi filmin feysbuk tabanı (13-18 yaş aralığı) geri dönüş yaparsa 'kim takar senin tenkidini?' yerini bulacak, yapmazsa 'ben demiştim'imin yankılarıyla yıkanacak. iki durumda da yukarıdaki zaruri eleştiriyi getirenler yanılmış, yenilmiş olmayacaklar. 5 dakikalık parodi hakkını 90 dakikaya yayıp, 90lar sonu mizahının silik hatıralarından olan 'video dublaj komedisi' üzerinden yürütmenin karlılık dışında elle tutulur, psykhe sürülür bir yanı yok. 'koca kafalar the movie'e ilham vermemesi ümidiyle' diyor, başlıkta emeği geçen seeding çalıştayına da buradan selam söylüyor, hepinize hayırlı işler diliyorum.
  • absürd mizahı seven ve genel olarak batesmotelpro'nun yaptığı işleri beğenen bir insan olarak çok tatmin olduğumu söyleyemem filmden. kötü değil, ama vasatı aştığı anlar çok nadir oluyor. bunu sağlayan en önemli etken klişe konu üzerine sıklıkla kısa skeç serpiştirme formülü üzerine bir film yapılmış olması. sanırım spoiler olmayacak; mesela o prezervatif deneme sahnesi neydi ya. hani o kitle aptallaştırma silahının etkileri hakkında bir şeyler göstermek istemişsin orada da, hiç öyle gelmiyor izlerken, saçma sapan, konudan bağımsız bir sahne var misal.

    spoiler--

    film sırasında bolca ince espri, gönderme vs. mevcuttu, chandler, ross ve joey güzeldi mesela, kahvede beyzbol seyredilmesi, onun anlatılışı, minibüsteki küçükçekmece vs. muhabbeti, apaçiler, buradan sonrasını biz devralıyoruz muhabbeti iyiydi. o iki fbi ajanı kendilerinden beklenmeyecek derecede öne çıkıyor mesela. ayı da güzeldi, o da konudan bağımsızdı diyeceğim ama son anda iyi güldürdü.

    spoiler--

    sonuç olarak böyle bir şeyi yapmaya niyetlenmek bile bence takdir edilesi. zor değil yani youtube üzerinden sponsorlu reklamlı devam edip etliye sütlüye karışmadan para kazanmak, ama risk almışlar, youtube meşhurluğundan film yapma durumuna gelmişler. bence önemli bir yolu açar gibime geliyor yaptıkları şey. 50bin civarı bir izlenme başarılı adledilebilir bence, süpertürk'ü geçsinler yeter, allah aşkına kendileri gitsinler izlesinler ama onun altında kalmasınlar. pls, tşk, kib, bye.
  • çok gülmeyi beklediğim ama bir iki sahnesine ancak sırıtabildiğim vasat film. ha ayrıntılara oldukça dikkat edilmiş, üzerinde epey emek harcanmış orası ayrı.

    --- spoiler ---
    -boston mı acılıydı chicago mu?
    -boston acısız. ben chicago alıyım, bayana da bir porsiyon boston lütfen.
    --- spoiler ---
  • olaya "eh daha iyisini sen yap da görelim" gibi yanlış bir bakış açısıyla ve olumsuz bir fanatizmle yaklaşılmaması açısından öncelikle söylemeliyim ki bu batesmotelpro yani bates motel productions'ı dinamik ve başarılı bir viral video hazırlayıcıları olarak görüyorum. (ara: ben 6 yaşımdan beri) ekolü misali ben bu adamlar çıkalıdan beri severek takip ederim. henüz facebook bile ülkeye adım atmamışken yahoogroups'lardan msn'lerden videolarını paylaştığımız arkadaşlar bu adamlar kısacası. ve faruk aksoy'un, sinan çetin'in milyonlar kazandığı bir sektörden kazandıkları her kuruş da helal olsun.

    ama şunu da itiraf etmeliyim ki film vasat...

    ben absürt komedileri severim. güzel olmasa bile sonuna kadar direnirim. çok eğlenceli film ve dizileri de (leyla ile mecnun, kaygısızlar, airplane, naked gun, monthy python yapımları gibi...) hayatımda gördüğüm en kötü filmleri de (scary movie 2, scary movie 4, epic movie, not another teen movie gibi...) bu türde görmüşümdür. absürt komedi yapmak oldukça zor bir iş zira.... film her ne kadar skeçlerden oluşan bir komedi anlayışı benimsese de iskelet bir senaryoya ve bu senaryo dahilinde tutarlı bir gidişata sahip olmalı. işte sinema filmi olarak absürt komedinin zorluğu da burada. güldürüyü senaryoya dengeli yayma, bunu yaparken de hikayenin temelini dinamitleyecek öğelerden azami kaçınma dengesini sağlayabilme.

    patlak sokaklar gerzomat bu durumun farkında bir yapım olarak başı ve sonu ile bir hikaye oluşturmuş. bu hikayeyi temel olarak yıllardır hollywood filminde ve bu filmlerin türkçe dublajında gördüğümüz klişeleri; yardımcı öğeler olarak da türk insanının yapısından gelen ilginçlikleri, popüler kültür kırıntılarını, televizyonda yayınlanan ultra gariplikleri ve çoğu kelimeye dayalı olmak üzere buz gibi esprileri dinamik komedi unsuru olarak ele alarak türe uygun hale getirmiş. açıkçası filmi izlerken de bu konudaki gayreti, alın terini, ince elenip sık dokunmuşluğu hissedebiliyorsunuz ki bu durum filmi kötü bir film olmaktan kurtarıyor. the simpsons misali detayların yerinde ve başarılı kullanılmasıyla da filmin biraz derinleşebildiğini görebiliyorsunuz.

    işin amasına gelince filmin temposunda ve genel ruhunda bir tutarsızlık söz konusu... ne yazık ki yukarıda tanımlanan denge durumu tüm gayrete rağmen sağlanamamış. senaryonun ilerlediği yerlerde komedi duruyor. komedi sahnelerinde ise senaryo tökezliyor. bu halde iki işi yapmaya çalışan ama ikisinde de derinleşemeyen sığ bir yapım çıkıyor ortaya. hatta bazı yerlerde filmin temposu öyle düşüyor ki izleyici birden özdeşleşmeye çalıştığı karakterler yerine kendisiyle başbaşa filmi sorgular halde buluyor kendini... bununla birlikte filmin temposunun yükseldiği bazı yerlerde de izlenen yapım bir klişe hollywood filmi mi yoksa bir "ti" komedisi mi ayırt edilemiyor.

    neyse netice olarak bir pop-corn filmi. emeği geçenlere teşekkürler. uzun metrajın zorluğuyla uğraşmak yerine -para kazandırır mı bilmiyorum ama- kısa videolar çekseler ben daha büyük bir hevesle izlerim açıkçası.
  • henüz izlemediğim film. belki izlerim belki de izlemem bu konu da bir fikrim dahi yok. ama şöyle bir durum var ki:
    bu film bu ülkede sıfırdan başlayıp, sadece çalışarak bir amacın nasıl gerçekleştirileceği konusunda ders ve değerlendirilmeyi bekleyen pek çok potansiyelede umut olmalıdır.
    film iyidir, kötüdür, komiktir, değildir, güzeldir, saçmadır orası beni en azından şu an ilgilendirmez. ama adamlar yutup videosundan yola çıkıp film yapabildiyse bu gün orada durup bir alkışlamak şart gelmekte.
  • fragmanındaki motor kazası yapan bülent serttaş sahnesi ile sağlam bir kahkaha attırmış olan umut vaadeden film. ahah ulan ahahahaha.
  • elinde silah dans ederek bekleyen apaçi ve söyledikleri ile ağzı birbirini tutmayan adam detayını iyi yakalamışlar. klişeler üzerine taşak bir film ama umarım filmin kendisi güldürücem diye klişelere bağlamaz.

    gerzomat'ı da çok iyi düşünmüşler. sağlam eleştirmişler, güzel fikirmiş.
  • ilk haftasında 25bin izlenerek bir fiyaskoya imza atmıştır. internette yüz milyon izlenmeye benzemez sinema.
  • absürd komediden hoşlanmayan insanların neden gittiğini anlamadığım film. batesmotelpro ekibinin zaten yaptıkları, tarzı, olayı ortada, filmin bütçesinin de kötü olacağı belli, e o zaman gidersen zaman kaybı olur tabi senin için. o adamlarla aynı kafada değilsen tabi ki beğenmeyeceksin filmi. eğer filme girerken boş zamanım zaten bol, adamların önceden doğru düzgün deneyimi yok, bütçe az, bu film de kesin absürd saçma sapan espriler olacak diye girersen gayet güzel olan filmdir. hatta bazı sahnelerde karına ağrı bile sokar. şahsen iğrenç esprilerden, trollemelerden hoşlanan biri olduğumu da kendimden utanmadan, '' büyüdüm ben '' triplerine girmeden açıklayabilen biri olduğum için, benim gayet beklentimin üstünde çıkan filmdir. hele ki salaklama sahnelerinde ( gidenler veya gidecek olanlar anlar ) bulunan espriler gayet güzel.

    piyasadaki sırf sığırlıktan başka bir şey olmayan, burun karıştırma sahnesi ile güldürmeye çalışan filmler için salonu dolduran insanların şu filme gitmemesi hatta bok atması da bu ülkede ismin ve paranın ne kadar etkili olduğunu gösteren ayrı bir durum.

    uzun lafın kısası, ciddi iş adamıyım, 25 yaşındayım işim gücüm var, liseli değilim ben gülmem böyle esprilere, espri akıl dolu olmalı arkadaş gibi düşünceler sahip iseniz, filme gitmeyin, denemeyin bile. giderseniz de bana göre değildi deyin en azından bok atmayın sonuçta bu kadar belli olan bir filme giderek hatayı siz yapmışsınız demektir.

    ben 40 yaşıma gelsem de çocuğumdan çok gülerim, sorumluluklarımı alırım ama bunlar beni yaşlandıramaz, biz evde elektrik gidince bağırarak ankara havası oynamaya başlıyoruz diyorsanız. saçma sapan esprilere gülebiliyor iseniz ( ki gülmeyenler neden övünüyorlar kendileriyle onu da merak ediyorum yani gülmek, gülmemekten iyi midir? ) ve benim bolca zamanım, güldürecek bir şey olsun yeter diyorsanız gidin, pişman olmazsınız.

    son cümleler olarak, youtube ile doğru düzgün imkanları olmadan olaya başlamış, şu duruma kadar kafalarını kullanarak, uğraşak gelmiş üç insana daha ilk denemelerinde '' beklentilerimin '' üzerinde bir film çektikleri ve beni ara ara az, ara ara ağrılı şekilde güldürdükleri için teşekkür ediyorum.
  • saçmalıklarla güldürmeyi amaçlayan ve bunda da kendi çapında başarıya ulaşan batesmotelpro tayfasının 'şimdilik' ilk filmi.

    "leyla ile mecnun yukarı, işler güçler aşağı, lan bir de şen yuva vardı, breh breh." edebiyatı parçalayıp bu filme tu kaka diyen samimiyetsiz zihniyet ise dikkate almaya bile değmez.