şükela:  tümü | bugün
  • pekala da tedavisi mümkündür. ve hatta çoğunlukla sınır kişilik bozukluğu ile karıştırılsa da, gerek işleyişi gerekse tedavisi çok daha farklı, çoğunlukla da çok daha iyi durumdadır.

    ''...bu hastalar, diğer insanlarla etkileşimlerinde alışılmadık düzeyde kendilerinden söz ederler, başkaları tarafından sevilmeye ve hayranlık duyulmaya büyük bir ihtiyaç duyarlar ve görünüşte garip bir çelişki yaratacak şekilde, çok yüksek bir kendilik kavramlarının yanı sıra başka insanlardan haddinden fazla takdir alma ihtiyacı gösterirler. duygusal hayatları sığdır. başka insanlara pek eşduyum duymazlar, başkalarından aldıkları takdir ya da kendi büyüklenmeci fantazileri dışında hayattan pek haz almazlar ve dış ilgi azaldığında ve yeni kaynaklar kendilik saygılarını beslemediğinde, kendilerini huzursuz ve sıkılmış hissederler. başkalarına haset ederler. narsisist destek bekledikleri bazı kişileri idealleştirme, hiçbir şey beklemedikleri kişileri ise (genelde eski ilahları) küçük görme ve onlara tepeden bakma eğilimi gösterirler. genelde başka insanlarla ilişkilerinde onları açık bir biçimde sömürürler ve ilişkileri bazen asalak türdendir. sanki başklarını denetlemeye ve onlara sahip olmaya, onları suçluluk duyguları duymaksızın kullanmaya hakları olduğunu düşünmektedirler. ve çoğu zaman çekici ve davetkar bir yüzün arkasında, soğukluk ve acımasızlık hissedilir. çoğu zaman bu hastaların, başkalarının hayranlık ve takdirine öylesine ihtiyaç duydukları için bağımlı oldukları düşünülür. ancak derin bir düzeyde, derin güvensizlikleri başkalarını küçümsemeleri nedeniyle herhangi bir kişiye gerçekten kesinlikle bağımlı olamazlar.

    ...başlıca özellikleri, büyüklenmecilik, aşırı bencillik ve başka insanlardan hayranlık ve takdir elde etmeye çok hevesli olmalarına karşılık, başkalarına karşı çarpıcı bir ilgi ve eşduyum yokluğudur. bu hastalar, kendilerinin sahip olmadığı şeylere sahip görünen ya da hayatlarından memnun görünen kişilere çarpıcı bir biçimde yoğun haset duyarlar. bu hastalar, duygusal derinliğe sahip olmadıkları ve başka insanların karmaşık duygularını anlayamadıkları gibi, kendi duygularında da farklılaşma yoktur; hafif parlamalar olur ve sonra duygu dağılır. özelikle içten üzüntü ve yas dolu özlem duyguları hissetmezler; depresif tepkiler yaşayamamaları, kişiliklerinin temel bir özelliğidir. başkaları tarafından terkedildiklerinde ya da düş kırıklığına uğradıklarında, yüzeyde depresyona benzer bir tepki gösterirler, ancak daha yakından incelendiğinde, bunun, değer verdikleri bir kişinin kaybı dolayısıyla gerçek bir üzüntüden çok, intikam arzuları ile yüklü öfke ve gücenme olduğu ortaya çıkar.

    ...bu hastaların savunma örgütlenmesi, genel olarak sınır kişilik örgütlenmsinin savunma örgütlenmesine oldukça benzer. ağırlıklı olarak bölme, inkar, yansıtmalı özdeşleşme, tümgüçlü olma ve ilkel idealleştirme gibi ilkel savunma işlemleri kullanırlar. ayrıca sınır hastaların karakteristiği olan oral saldırgan çatışmaların yoğun, ilkel niteliğine de sahiptirler. bu hastaların çoğunu, alışıldık sınır hastadan ayıran şey, nispeten iyi sosyal işleyişleri, daha iyi itki denetimleri olması ve ''sahte yüceltme'' potansiyeli olarak adlandırılabilecek yeti, yani büyüklük ve başkalarının hayranlığını elde etme hırslarını kısmen tatmin etmelerine olanak sağlayan bazı alanlarda aktif, tutarlı çalışma yetisidir. bu kişilik yapısına sahip, çok zeki hastalar, alanlarında oldukça yaratıcı görünebilirler....ancak üretkenlikleri uzun bir süre boyunca dikkatle gözlendiğinde, çalışmalarındaki yüzeysellik ve değişkenlik, bu pırıltının arkasındaki boşluğu açığa çıkaran bir sığlık ortaya koyar. çoğu zaman bu kişiler umut vaadeden dahiler olup daha sonra gelişmelerindeki banallikle başkalarını şaşırtan insanlardır.

    ...kendilerini karakteristik bir şekilde çevrelerinin ahlaki taleplerine uydurular. çünkü uymadıkları taktirde maruz kalacakları saldırılardan korkarlar ve bu boyun eğme, şan ve hayranlık için ödemeleri gereken bedel gibi görünmektedir. ancak, çoğunlukla hiçbir zaman antisosyal faaliyet göstermemiş olan bu türden hastalar, sahtekar olduklarını düşünürler ve yakayı kurtarabilecekleri taktirde antisosyal davranışta bulunabilirler. tabi ki başka insanları da temel olarak namussuz ve güvenilmez ya da yalnızca dış baskılar nedeniyle güvenilir olarak görürler.

    ...narsisist bir hasta, başka insanlarla ilişkilerini tamamıyla sömürüye dayalı olarak, sanki ''bir limonu sıkıp sonra kalanı atıyor''muş gibi yaşar. insanlar ona ya içlerinde hastanın alması gereken potansiyel yiyecek varmış gibi ya da zaten boşalmış ve dolayısıyla değersiz olarak görünürler...başkalarına karşı tutumu küçümseyici -ihtiyacı olan her şeyi almıştır ve onları bir kenara iter- ya da korku doludur -başkaları ona saldırabilir, onu sömürebilir ve on kendilerine boyun eğmeye zorlayabilir.-

    ...bu hastalar, çoğu zaman bir kahramana ya da çok başaılı bir bireye hayranlık duyarlar ve böyle bir kişiyle yüzeyde bağımlı gibi görünen bir ilişki kurarlar. ancak gerçekte kndilerini bu çok başarılı kişinin bir parçası olarak görürler. eğer kişi onları reddederse, hemen nefret ve korku duyarlar ve ilahlarını değersizleştirerek tepki gösterirler. eğer hayranlık duyulan kişi ortadan kaybolursa ya da tahtından indirilirse, onu hemen bir kenara bırakırlar. kısacası, hayranlık duyulan kişiyle gerçek bir ilişki yoktur ve kişi narsisist bir biçimde kullanılır. narsisist kişiliklerin kendileri nesnel olarak önemli konumda iseler, örneğin siyasi bir kurumu ya da sosyal bir grunun başı gibi, etraflarını hayranlarla çevrelemeyi severler ve hayranlarına ilgilerini hayranlık yeni olduğu sürece sürdürürler. ihtiyaçları olan tüm hayranlığı aldıklarını hissettiklerinde, hayranlarını yine gölge olarak görürler ve onları acımasızca sömürürler ya da onlara kötü muamale ederler. aynı zamanda, kölelerinden biri azat olmak istediğinde aşırı derecede rencide olurlar.

    ...özellikle kadınlarla ilişkilerinde narsisist erkeklerde diğer sıkça rastlanan bi sorun, ilişkiye girdikleri kadınlara kendi (ilkel anne imgelerine) düşmanlıklarını bilinçdışı yansıtmalarından türeyen şiddetli paranoid cinsel ilişki korkularıdır. bu korkular, kronik sosyal ve cinsel tecrite neden olabilir ve aktarımda çıkmazların meydana gelmesine katkıda bulunabilir....bu hastaların kadınlarla ve başka kişilerarası ilişkilerde geliştirdikleri aşırı talepkarlık, kibirli, asalak ve sömürücü ilişkiler incelikle açımlanabilir ve destekleyici, yeniden eğtici yollarla değiştirebilir.''

    (kaynak: otto kernberg, sınır durumlar ve patolojik narsisizm, metis yay.)
  • (bkz: şema terapi)
  • seyir açısından sınır hastalardan daha kötüdürler daha iyi değil.