şükela:  tümü | bugün
  • bence acılı cipslerin en iyilerinden hatta bana kalırsa en iyi cips.
  • ilkokul 4 teyim. nurcu (öyle denir) dersanelerden birine gidiyoruz ikizimle. annem her haftasonu bizi bir örnek ve hanım hanımcık giydirip (ilokula giden hanım!) salıyor yollara. dizaltı ekoseli eteklerimiz ve dersanenin verdiği klasörlerimizle birer moda ikonuyuz handiyse. ceplerimize de, tam hatırlamıyorum ama şimdinin parasıyla hadi 1 olsun, koyuyor 1şer lira. o zamanlar, işte bu cipse benzeyen, aynısının tıpkısı hatta, bir cipse abayı yakıyorum ben. sürekli bundan istiyor canım. harçlık aldığımız tek zaman olan haftasonları gelmek bilmez oluyor. gel gör ki cips 70 kuruş ve benim canım 50 kuruşluk vişne suyundan da istiyor inatla.
    her hafta cumartesi, yoğun iktisadi çalışmalarım sonucunda, cipsi alıp üstünü (30 kuruşu) pazar gününe saklarsam, pazar günü ikisini birden alıp alem yapabileceğim sonucuna varıyorum. bu işin hiç de sandığım kadar kolay olmadığını anlamam uzun sürmüyor. üstünü saklama işinde en fazla eve varmadan önceki son bakkala kadar dayanabiliyorum (oğlu ikizime aşık olan bakkal. gül vermişti bi kere de kardeşim ağlamıştı). oranın da yumiyumlarına vurgunum sonuçta..
    bir cumartesi, artık gözümü karartıp, tüm gemileri yakıp ne pahasına olursa olsun o 30 kuruşa elimi sürmeyeceğime and içiyorum. ama ne ant.. ne önüme akan iki göz koyuyorum, ne taş olmayan dil..pazar günü dersaneye giderken elim, cebimdeki 1lira 30 kuruşun zaferiyle oynuyor, aklım "herşeyin başı sabır" diye düşünüyor. ilk tenefüse nerden baksan 45 sene var gibi.. o inekliğime rağmen yüklemdi özneydi umrumda değil.. ben olmuşum nesne.. zil çaldığında çok normal bişey yapıyormuşum gibi davranmaya karar veriyorum. heyecandan mutlu olamıyorum, keyif alamıyorum ama "zaten ben cipsin yanında vişne suyu da içmekten hoşlanırım, bu hep böyle olmuştur" numarası yapmak hoşuma gidiyor.vakur adımlarla yavaş yavaş iniyorum kantine giden merdivenleri. nerdeyse 2. zil çalacak ama ben asaletimden kantine varamamış olacağım. kantinden içeri slow motion bir girişim var ki sanırsın kent düşesiyim. sıraya giriyorum saraydan geldiğimi unutarak. önümde 1 kişi kalıncaya kadar gözlerim cipsi arıyor. vişne suyu orda ama cips yok. cips var da benim kavruk benizlimden yok. kantinci ondan kalmadığını söyleyince sanki onca çileyi ben çekmemişim gibi "o zaman şundan olsun" diyiveriyorum. üzülüyorum ama tahmin ettiğimin aksine kahrolurcasına değil. fıstıklı çitos hem daha ucuz hem de fena değil.. sabretmek aslında o kadar da önemli değil..
  • bir keresinde 1 saatte su dahi içmeden 1kg yiyebileceğini söyleyen arkadaşla masrafları ödemek şartıyla iddaaya girmiştik. tam hatırlamıyorum ama 7-8 büyük boy paket ediyordu. aldık.

    sonuç: (bkz: insan olanla arkadaşlık edeceksin)
  • uzun zamandır ortalıkta görmediğim cips. şimdi sözlükte görünce kendime iş edindim, akşam eve giderken tüm bakkalları marketleri didik didik etmek niyetindeyim. sonuçta ne güzel cipsti lan.
  • doğuş çay grubunun satın alması sonucunda raflarda uzun bir süre daha görünmeyecek olan bağımlılık yapan cipstir.
  • bir aralar süregelen pekos sevdam ve ardından pekos'un ortalıklardan kaybolması üzerine seneler süren hasretimi gideren, aha lan işte bu, buldum onu dedirten, beni saadetten saadete yuvarlayan, atıp atıp tutan, orgastik tadına kurban olduğum, lakin çok fena bağımlılık yapan mısır cipsi.
  • aylar sonra şuan afiyetle yediğim. pringlestan sonraki en iyi cips kesinlikle
  • piyasadaki en sevdiğim cipstir. allahtan büyük boyu 1 lira, 50 kuruş falan değil de mide fesadı geçirecek kadar yiyemiyorum
  • yoğurtlu sosla birlikte en güzel yenen cips. baharatı bol olduğu için sosa da fazla bişi katmak gerekmiyor. biraz nane koyamak kafi. doritostan iyi yani, paketindeki çoğu cipsin parçalanmadan bütün olarak çıkması gösterilebilir.
  • böyle bir baharat tadı yok, şeftali suyuyla da çok iyi gider. ablam lisedeyken okulda aldığı patos'un yarısını eve getirip benimle paylaşırdı. yeri gerçekten ayrı. migroslarda satılıyor bu arada.