şükela:  tümü | bugün
  • "iki yıl çalışıp ayrıldıktan sonra fazla mesai alacağı için dava açan işçi şerefsizdir. fazla mesai ücreti istiyorsa baştan söylesin, çalışırken talep etsin; o zaman olur. işten çıkıp gidip arkamdan hainlik yapmasın."

    iki gün sonra:

    "(çalışan) xxx hanım fazla mesai ücretinin ödenmesini istiyormuş. bizde fazla mesai ücreti uygulaması yok; işine geliyorsa... işine gelmiyorsa çıksın gitsin dava açsın, bizde böyle."
  • bana istifa ederken şu söylendi;
    (bkz: ya benimsin ya kara toprağın)
  • yapılan haksızlıklar ve usûlsüzlükler sonrasında haber vermeden ayrılmıştım. bir hafta terkettiğim sevgilim gibi arayıp mesaj attı. hiçbirini cevaplamadım tabii. son mesajı: “sen benim dünyadaki son umudumu kırdın”
  • kovuldun.
  • (bkz: çıldırdım)
  • bir nargile kafede garsonluk yaptığım üniversite yıllarında, mesai saati içinde nargile içerken patrona yakalanmamın akabinde dudaklarından dökülen cümledir: "apış arasında s.kiş olmaz! haydi işinin başına dön evlat."
  • bazen güldüren bazen sövdüren cümlelerdir.

    sene 1900; işyerinde ilk günlerim, işverenim elinde bir miktar pamukla hışımla odama daldı, "milli servet bu!" diye başladığı konuşmasını "biz toplu iğneyi bile ithal ettiğimiz zamanlardan bu günlere geldik." diye bitirdi. önce ne demek istediğini anlamadım, yüzüne boş boş baktığımı fark edince pamuk ekiminin azaldığını, ileride samanı bile ithal edeceğimizi bunun olağan sayılacağını üzüntüyle anlattı. atadan sanayiciydi... yıllar geçti, geldiğimiz duruma bakıp o sözleri ne zaman hatırlasam toplantı masasının üzerine bıraktığı, günlerce orada duran pamuk topağı gelir aklıma... üzülürüm.
  • (bkz: hazır mı)

    bir çocuğun (bkz: geldik mi) (bkz: geldik mi) (bkz: geldik mi) diye defalarca sorması gibi sinir bozucu.