şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gercek olanın guzel oldugunu düşünen adam. karakterleri olsun, mekanları olsun neredeyse dokunulabilecek kadar yakında. hatta the bourne supremacy ı seyrederkene annem uyardıydı jason ı, oglum yavas, cok hızlı gidiyorsun diye. sofore karısma dedim bende.
  • başta matt damon olmak üzere, ekibiyle birlikte aksiyon sinemasının yerlerde sürünen itibarını kurtaran adamdır gözümde. hareketli kamera ile yapılan çekimlerin ise hastasıyım. ondan başka da hareketli kamera kullanılan filmler türedi ama bu adamın tarzını hemen anlamak mümkün. bir anda sanki kovalamacada siz kaçıyormuşsunuz, siz kovalıyormuşsunuz hissini bu kadar gerçekçi ekrana yansıtabilen pek yönetmen yok.
  • matt damon ile 3 çalışması var. bourne 2 bourne 3 ve green zone. kamerayı kullanma konusunda eleştirilir. nuri bilge'nin tamamıyla zıt versiyonu.
    bourne 3, senaryonun etkisi ile ön plana çıkmıştır ama green zone'de daha başarılıdır.
  • kamerayı bi sabitleyebilse, alemin kralı olacak.
  • kameralarla bir alıp veremediğinin olduğunu düşündüğüm adam.
  • united 93 ve captain phillips filmleriyle rehine fetişi olduğunu düşündüğüm yönetmen. bence ailesi dostları, sürpriz bi hediye olarak ona ciddi prodüksiyonlu bi kaçırma organizasyonu yapsınlar, dört köşe olur adam. buradan da hazır tüyo.*
  • barcelona ile ilgili belgesel çekecek yönetmen. messi'nin hafızasını silip eline silah vermese bari. yalnız hızlı messi'yi, hızlı kameralı paul'dan da izlemek baya bi iyi olur hani.
  • kamerayı sabitlemeyen yönetmen. hadi bourne serilerini anladık onlar aksiyon. neredeyse tek odada geçen `united 93` te bile yordu kamera kullanımı.
  • the bourne supremacy'de oynak kamera cekimleri ile izleyiciyi allak bullak ettigi, kusturmaya kadar goturdugu soylenen yonetmen.
    ingilizler de pek basarili bulmazlarmis kendisini.
  • aksiyon-gerilim türlerinin ustası, rehine gerilimlerinin ve "based on a true story"lerin müptelası bir yönetmen. öyle ki rehineleri konu edinen bir proje varsa hollywood'takilerin aklına hemen greengrass geliyor. sadece rehine de değil, gerçekte yaşanmış, gerilimli olayları filmleştirmeyi çok seviyor greengrass. gerçeklerden uyarladığı filmleri şunlar: 22 july, bloody sunday, captain phillips, green zone, united 93. görüleceği üzere adam gerilimli olayları işlemeyi seviyor ve ne yalan söyleyeyim, hakkını veriyor gerilimin, izleyicinin nefesini kesebiliyor. fakat sorunu şu ki amerika'daki bazı filmlerinde propagandayı abartabiliyor. mesela united 93 veya captain phillips. özellikle ikincisi için rahatlıkla "amerikan ordusunun propagandası" diyebilirim. bourne filmlerinde (the bourne supremacy, the bourne ultimatum ve jason bourne) cia'nin kirli operasyonlarını anlatırken captain phillips'te orduyu ve emperyalizmi güzellemesi şaşırtmıyor değil.

    ikinci ve üçüncü bourne filmlerinde döktürmüş, serinin en iyi filmlerine imzasını atmıştı, bu filmlerdeki dövüş sahneleri lezizdi. serinin ilk filmindeki dövüş sahneleri de enfes ama greengrass bu sahnelerin üstüne koymayı, kurguda sahneleri daha da heyecanlı hale getirmeyi başarmıştı. hala açıp izlerim dövüş sahnelerini. sahnelerde müziğin olmaması, bourne'un eline geçirdiği her şeyle düşmanını dövmesi, ses kurgusu şahane. o denli şahaneydi ki mission impossible'dan taken'a daniel craig'li james bond filmlerine dek pek çok filmi etkilemeyi başarmıştı. bourne ultimatum sonrasında çekilmiş aksiyon filmlerinin dövüş sahneleri incelenirse etkisi anlaşılabilir. öte yandan aksiyon sahneleri de çok iyi. kamerayı kullanışı yorucu olsa da bu durum sahneleri daha da gerçekçi hale getirmişti. captain phillips'te de tarzını sürdürmüştü bu açıdan.

    her şey iyi hoş da son zamanlarda iyi filmler yapamıyor. tabii ki iyi olmayan filmlerinde bile germeyi, heyecanlandırmayı, diken üstünde tutmayı başarıyor. ama bir bütün olarak bir süredir iyi bir film yapamıyor. captain phillips'teki propaganda bence kaliteyi aşağıya çekmişti. jason bourne'un atina sahnesi mükemmeldi ama önceki filmlerin üstüne fazla bir şey koyamamış, ortalamayı aşamamıştı. green zone deseniz, o da iyi değildi. yeni filmi 22 july da çok sevilmedi. bakalım ne zaman formuna dönebilecek.