şükela:  tümü | bugün
  • karl marx'ın damadı olan düşünür yetmiş yaşına geldiğinde, karısı laura ile birlikte intihar etmiştir. intihar gerekçesi olarak mektubunda şunları yazmıştır:

    'bedenim ve zihnim sağlamken, yaşama zevk ve sevincimi birer birer elimden alan, beden ve zihinsel gücümden mahrum bırakan acımasız yaşlılık; kuvvetimi kemirip irademi sömürmeden ve beni, kendime ve başkalarına yük olacak duruma düşürmeden önce hayatıma son veriyorum. birkaç yıldır kendime 70 yaşımdan sonra yaşamayacağıma dair söz vermiştim ve yaşamımı sona erdirmem gereken yaşı tamamlamış bulunmaktayım. kırkbeş yıldan beri kendimi adadığım davanın, yakın bir gelecekte başarıya ulaşacağından emin olmanın büyük sevinciyle ölüyorum. çok yaşa komünizm! çok yaşa ikinci enternasyonal!'
  • tembellik hakkı adlı manifesto gibi kitabın yazarı. marx'ın damadı. yetmiş yaşından sonra yaşamanın bir anlamı yoktur deyip karısı ile birlikte tam yetmiş yaşında intihar etmiştir. kitabında da "emek" ve "emeğin değeri" kavramlarından bahseder.
  • fransız sosyalizm tarihinde, marksizmi ülkeye ilk getiren düşünür ve eylem adamı paul lafargue, 1842'de santiago'da (kuba) doğuyor, uluslararası bir soy sopa sahip bu şahsiyetin dedesi bordeaux'lu fransız, babaannesi zenci-beyaz melezi, annesinin babası fransız yahudisi, anneannesi de karaibli bir kızılderiliymiş. aile lafargue 9 yaşındayken fransa’ya göç ediyor, ilerleyen yıllarda paris’te tıp eğitimi görüyor, cumhuriyetçi, sosyalist, ateist ve materyalist olarak kabul ediliyor kendisi… din ile bilimin uzlaşamayacağını ileri sürerek yol alıyor kongre tartışmalarında, öncelikle proudhondan olmak üzere, kant, hegel, feurbach, littré, taine, claude bernard, fourier, saint simon, darwin ve comte’dan etkilenmiş; bir zaman sonra hükümetin değil toplumun değişmesini isteyen işçilere katılmıştır. hükümete karşı direnişe geçen gençleri kışkırttığı gerekçesiyle akademiden uzaklaştırılınca tıp eğitimine londra’da devam ediyor, londra dönüşü de marx’ın kızı laura’yla evlenip paris’e yerleşiyorlar… arka arkaya 3 cocukları da yaşayamayınca lafargue tıptan soğuyor, kendisini tümüyle sosyalist düşünce ve eyleme veriyor… fransız sosyalist partisi’nin kurucuları arasında yer almışsa da sosyalizmin zaferini göremeyip 1911’de önceden tasarladığı gibi 70 yaşına gelmeden eşi laura’yla birlikte bir koltukta kucak kucağa son soluğunu vermiş olarak bulunur… derisinin altına siyanür enjekte etme yoluyla bitirmiştir yaşamını… şunu da belirtelim; tembellik hakki egalité gazetesinde tefrika olarak yayımlanmıştır 1870’lerin sonlarında ilk olarak... kapitalist düzenin kiıyasıya eleştirisi, devrimci yazının başyapıtlarından biri, sosyalizmin klasiği niteliğiyle, komünist manifesto’dan sonra avrupa dillerine en çok çevrilen eserlerden biri…
  • karl marx, damat adayı tembellik hakkı adlı kitabın yazarı lafage'ye mektupta şunları demiştir.
    azizim lafargue,
    aşağıdaki tespitlerimi iletmeme izin vereceğinizi umuyorum.
    1. eğer kızımla ilişkilerinizi sürdürmek istiyorsanız, ona ‘kur yapma’ tarzınızdan vazgeçmeniz gerek. gayet iyi biliyorsunuz ki henüz verilmiş bir evlenme sözü yok ve hiçbir şey belli değil. laura usulüne uygun şekilde nişanlınız olsaydı da, bu işin uzun vadeli olduğunu unutmamanız gerekirdi. fazla samimiyetin yol açacağı davranışlar da burada uygunsuz kaçıyor. çünkü bu durumda iki sevgilinin birbirlerine güçlü arzular duydukları halde aynı yerde oldukça uzun süre birbirlerine yaklaşmadan yaşamaları gerekiyor.
    2. yalnızca bir haftalık bir jeolojik dönem içinde bile tavırlarınızdaki değişikliği dehşet içinde izledim. fikrimce gerçek aşk, ihtiyat, tevazu ve hatta aşığın maşuğa karşı çekingenliği içinde ifade edilir. asla ihtiras içinde kendini kapıp koyuvermekle ve zamansız samimiyet gösterileriyle değil. siz bu karmakarışık mizacınızı sergilediğinizde, kızımla davranışlarınız arasına aklımı koymak da bana düşüyor. eğer ona olan sevginizi londra boylamıyla uyarlı bir biçimde göstermekten acizseniz, tavsiyem onu uzaktan sevmenizdir. bunun üzerinde daha fazla durmayacağım.
    3. laura’yla olan ilişkilerinizi belirginleştirmeden önce ekonomik durumunuza ilişkin ciddi bilgiye ihtiyacım var. kızım işleriniz hakkında bilgi sahibi olduğumu zannediyor. oysa yanılıyor. bu sorunu şimdiye kadar ortaya atmadım çünkü kanımca bu girişimin sizden gelmesi gerekirdi. biliyorsunuz ki elimde avucumda ne varsa hepsini devrimci mücadeleye harcadım. buna pişman değilim. tersine, eğer hayata yeniden başlayacak olsaydım yine aynı şekilde hareket ederdim. yalnız, evlenmezdim. gücüm yettiğince kızımı, annesine hayatı zehir eden zorluklardan kurtarmak istiyorum. benim dolaysız etkim olmasa (bu benim açımdan zayıflıktır) ve sizle dostluğum kızımın seçimlerini etkilemese, bu iş hiçbir zaman bugünkü halini almazdı. o nedenle ağır bir kişisel sorumluluk taşıyorum. şu anki durumunuza gelince, bunun peşine düşmemiş olsam da, elime geçen bilgiler pek tatmin edici değil. fakat bunu bir kenara bırakıyorum. genel durumunuza gelince, henüz öğrenci olduğunuzu, fransa’daki kariyerinizin liege olayı nedeniyle yarı yarıya çökmüş olduğunu, ingiltere’ye intibak edebilmeniz için en gerekli araç olan dilin sizde çok eksik bir unsur olduğunu ve en iyi halde bile başarı ihtimallerinizin (?) ne kadar şüpheli olduğunu biliyorum.
    gözlemlerimden çıkardığım sonuca göre, işlere heyecanla başlamanıza ve iyi niyetinize rağmen, çalışkan bir mizaca sahip değilsiniz (not: lafargue daha sonra tembellik hakkı’nı yazdı). bu şartlar dahilinde kızımla birlikte hayat gemisine binebilmeniz için size dışarıdan destek gerekecek.
    ailenize gelince, hiçbir şey bilmiyorum. bir miktar zenginliğe sahip olduklarını farz etsek bile, bu onların sizin için fedakarlığa katlanmaya pek hevesli olduklarını kanıtlamaz. dahası onların sizin bu evlilik projenizi nasıl karşıladıklarını bile bilmiyorum.
    tekrar ediyorum, bütün bu noktalar hakkında bana olumlu açıklamalar gerekiyor. zaten hayata gerçekçi şekilde bakan siz de kızımın geleceğine idealist bir bakış açısıyla bakmamı beklemezsiniz. şiiri ortadan kaldırmayı düşünecek derecede müspet bir insan olan sizin, kızımın zararına olacak şekilde şairane davranışlarda bulunmamanız gerekir.
    4. bu mektuptan doğabilecek bütün yanlış anlamaları önlemek için size şunu bildiririm ki, hemen şimdi evliliği akdetme iktidarına sahip olsaydınız bile bu yine de olmazdı. kızım reddederdi. ben de şahsen bu işe itiraz ederdim. evlenmeyi düşünmeden önce olgun bir adam olmanız ve hem sizin hem de kızım için uzun bir tecrübe dönemi gerekiyor.
    5. bu mektup ikimizin arasında sır olarak kalırsa çok memnun olurum.
    cevabınızı bekliyorum.
    en iyi dileklerimle,
    karl marx”
  • tembellik hakkı'nın yazarı.

    fikirlerini -çoğu fransız gibi- radikal bir şekilde dile getirmekten haz duyan bu enteresan abi, insanların günde 3 saat çalışmasının müreffeh bir hayat sürmek için yeterli olacağını iddia eder, mevzubahis kitabında(kitapçık desek daha doğru olur. kısa bir şey). "tembellik" sözcüğünü dikkatleri üzerine çekebilmek için seçmiştir hiç kuşkusuz. gerçek niyeti, "dinlenme hakkı"nı savunmaktır(hatırlamak gerekir ki, tam da bu haliyle, anayasalara girmiştir, lafargue'ın dinlenme hakkı. şu an yürürlükte olan 82 anayasası'nda da böyle bir madde bulunuyor).

    her ikisini de desteklediği halde, fransız ihtilalini ve komunizmi, işçinin refah hakkını hemen hiç düşünmediği ve hatta abartılı çalışma saatlerini(haftada 80+ saat) savunduğu için kıyasıya eleştirir. buna dayanarak, ideolojik körlüğünün olmadığını, amacının insanların iyiliği olduğunu söyleyebiliriz kendisinin.

    yaşlandığında -daha önce söz verdiği üzere- eşiyle(karl marx'ın biricik kızıdır kendileri) birlikte intihar eder, diğer insanlara yük olmamak adına. görüleceği üzere, yine dürüsttür ve yine radikal bir yol seçmiştir
  • alti sene evvel öss dönemi okuyup, baska yerimden anlayip, dershane ve okul hegemonyasina isyan bayragi actirmis sahis.
  • fransız işçisinin o dönemdeki aşırı çalışma çoşkusunu ve açlığını eleştirirken kullandığı sert üslubuyla zihinde william wallace vari heybetli bir görünüme kavuşan düşünür. savunduğu tembellik boş adam aylaklığı değil, iş hayatı dışında insanın kendine ayırabileceği yeterli bir zamanın faydalı şekilde değerlendirilmesi ironisidir. çalışma süresi uzunluğunun insani ihtiyaçların önüne geçmesine, dolayısıyla fabrika sahiplerine ve kentsoylulara kafa tutar. üretimde yüksek verimin mütemadi çalışmayla değil bu çalışmayı destekleyen yeterli dinlenim süresi ile yakalanacağını söyler. sanılanın aksine marksizm veya komünizmle ters düşmez zira lafargue'nin savaş açtığı emek sömürüsü bizzat bu ideolojik fikirlerin çıkış noktasıdır.
  • "hayatımızı kazanırken, hayatı kaybediyoruz." kaybetmeyelim diye insanca çalışma şartları altında sömürülmeden çalışalım demek istemiş, marx'ın kızıyla ilgili konuları ele alan bir mektup yazdığı damadı.
  • kendisini komünist sanmakla beraber yazıları öyle dememektedir. fransız oluşundan mütevellit kominist cenahtan ziyade anarşizme yakın olduğunu tembellik hakkı'nda hissetim. ayrıca sanırım bilmeden kayınpederini de göçertmiş. çünkü o her ne kadar kapitalizmin eleştirisini yapmış olsa da onun ahlakından kaçamamış ve emeğe bir kutsallık vermekten çekinmemiştir. oysa lafargue kapitalizm eleştirisiyle beraber marksizmi de eleştirmiştir. galyalı'nın anarşist kanı, erke ve etiğe müsade etmedi belli ki. severiz kendisini.
  • bilim kendisini bir kez daha haklı çıkarmış:

    http://t24.com.tr/…mak-daha-verimli-yapmiyor,308692