şükela:  tümü | bugün
  • gunumuz filozoflarindan hizla siyrilarak kendine hakli bir un edinmis feylozof, bilim adami, dusunur. 1913 valence fransa dogumludur, ailesinin olumunden sonra iki yasinda yetimhaneye yerlestirilmis, daha sonra teyzesi tarafindan yetistirilmistir. daha sonra universiteye kaydolmus ve felsefe egitimi almistir. alman felsefesinden etkilenmis ve ikinci dunya savasi siralarinda almanya'ya gelerek akademik calismalarina devam etmis ancak savas sirasinda almanya hukumeti tarafindan ajanlikla sucalanarak savas suclusu olara hapse atilmistir.
    asil onemli calismalarinin hapishanede gecirdigi yillarda yaptigini soyler. savasin bitmesiyle birlikte hapishaneden cikar ve ulkesine geri donerek cesitli universitlerin felsefe bolumlerinde egitmenlik yapmaya baslar. ayrica amerika'ya giderek yale, columbia gibi onemli universitelerde donem donem calismalar yapmis ve dersler vermistir.
    freedom and nature: the voluntary and the involuntary (1950-66), finitude and culpability(1967), fallible man, the symbolism of evil (1970), freud and philosophy: an essay on interpretation(1970), time and narrative (1985), oneself as another (1990) gibi kitaplarla ve cesitli dergilerde yayinlanmis yuzlerce makaleye sahiptir.
    genellikle felfese ile insanbilim(antropoloji) arasindaki parallelligi ve bu iki kavramin nasil es gudumlu olarak birbirini gelistiridigi(ya da geriye cektigi) konularinda kafa yorar. insanin gelisim evreleri icinde, sahip oldugu kimi yetenekleri nasil kesefidip de bunlari hayatta kalabilmek icin kullandigina dair cesitli savlar ortaya atar. ricoeur'un israrla savundugu bir diger onemli savi ise, insanin kendi bilinci olusurken, kendini tanima ve tanimlamaya calisirken objektiflikten uzak olusudur. buna gore oz bilinc, dis dunya ile ilintili butun bilinclerden bagimsizdir ve oz bilincte kullanilan filtreler, diger alanlarda olmadigi kadar kuvvetlidir.
    paul ricoeur'un bir diger aciklama getirdigi konu ise semboller ve bilincin olusmasi baglantisidir.
  • psikoloji uzerinde onemli etkileri olmus, calismalarinda anlatisal bir psikolojinin felsefi temellerini ortaya koyan, su aralar ilgilendigim ve halen yasayan filozof
  • 20 mayis 2005'te*, 92 yasinda hayatini kaybetmistir.
  • ölüm yıldönümünde saygıyla andığımız filozof.**
  • la mémoire, l'histoire, l'oubli adlı kitabı "hafıza, tarih, unutuş" ismiyle metis yayınları tarafından okurun huzuruna sunulmuş olan filozof. çabuk unutan bir toplum olan türkiye'deki okurlarına etkileyici bir okuma sunacağına inanıyorum.
  • "1960'ta gerçekleştirilen bir kongrede yaptığım konuşmayla ilgili olarak geçenlerde, dışarıdan birinin bilinçdışıyla ilgili söylediklerini okuyordum. bahsettiğim kişi sayın ricoeur, kendisi bizim alanımızı kavramlaştırmak üzere, kendi bulunduğu yerden olabildiğince uzağa gitmeye çalışmış. nitekim o kadar uzağa gitmiş ki, bir filozofun ulaşması en zor olan yere, bilinçdışının gerçekçiliğine ulaşmış- bilinçdışının muğlak tutumlardan oluşmadığı, bilinmediği baştan bilinen müstakbel bilgi olmayıp, belli bir mahrumiyet çerçevesinde yer alan bir eksiklik, kesinti, kopuş olduğu.. sayın ricoeur bu boyutta muhafaza edilmesi gereken birşey olduğunu kabul ediyor. sadece bir filozof olarak bunu kendi tekeline alıyor. buna yorumbilgisi adını veriyor.

    yorumbilgisi denen alanın günümüzde pek sık bahsi geçiyor. yorumbilgisi sadece -benim deyişimle- psikanaliz maceramıza itiraz etmekle kalmıyor. levi-strauss'un çalışmalarında dile gelen yapısalcılığa da itiraz ediyor. peki yorumbilgisi, insanın geçirdiği mutasyonlar silsilesi içerisinde, göstergelerin gelişimini okumak ve onlara bakarak kendi tarihini, tarihin ilerlemesini kurgulamak değil midir? bu tarih, sınır bölgelerinde daha tanımsız zamanlaradoğru uzayabilir. sayın ricoeur analistlerin başına her adımda iş açan şeyi mutlak olumsallık alanına yollayıveriyor. dışarıdan, analistler meslek odasının onu etkileyecek kadar köklü bir mutabakat izlenimi uyandırmadığını söylemeliyiz. gene de bu, alanı ona bırakmak için bir sebep değil." (lacan-psikanaizin dört temel kavramı)
  • aşağıdaki metinlerine, bir yazısından çeviri ile oluşturulan bir makalede yer verilmiş şahsiyettir:

    "platon'un yazma ile ilgili 'bir tür yabancılaşma' şeklindeki eleştirisi ..."

    "metnin hızı, yazarının yaşadığı sonlu ufkun dışına taşmaktadır. artık metnin ne dediği, yazarın onu yazdığı zaman neyi kastettiğinden daha fazla önem arzetmektedir."

    "sonsuz sayıda okuyucu ve dolayısıyla yorumculara açık olmak, metnin anlamının bir parçasını oluşturur."

    "bir form, ona şekil vermek amacıyla bir maddeye uygulandığında, bir üretim varolmaktadır."

    "edebiyatta, yazıya geçirme ve üretme problemleri birbiriyle örtüşme eğilimi gösterirler."

    "metin, hem yazıya geçirilmiş hem de incelikle işlenmiş bir mesajı ifade eder."

    "... kendisine atıf yapılan şeyi, hem konuşan kişinin hem de işiten kişinin paylaştığı durum ..."

    "'ruhlar, içten kendilerine dayanıp güvenmek yerine dışsal işaretlere bir kez güvendiler mi artık daha unutkan hâle geleceklerdir' ..." (tanrı tot icat ettiği sayılar, geometri, harfler, astronomi, şans oyunları gibi şeylerin faziletlerini anlattığında tebai kralının kendisine verdiği yanıttan alıntı)

    "rousseau ve bergson da ... medeniyetin başına belâ açan temel kötülükleri 'yazma'ya bağlarlar."

    "yazı, yazarını gizlediği gibi muhatabını da gözardı eder."

    "... hollandalı ressamların yağlı boyayla resim yapmayı keşfetmelerinden beri ..."

    "... soyut sanatı kullanarak resim yapmak bilime çok yakındır, ona çok benzemektedir."

    "sözlü mesajın yazıya geçirilmesi, dünyanın ikinci bir nüshası ya da uyarlamasının yapılmasıdır; uyarlama ise bir tekrar değil, bir başkalaşımdır."

    "yazılı metinler, insana tek başına iken -toplumu biraraya getiren seremonilerden uzak bir hâldeyken- ulaşır."

    "'içselleştirmek', 'yabancı' olanı 'kendinin' yapmaktır."

    not: "edebî eleştiri ve felsefî hermeneutiğin bir problemi olarak 'yazmak'" başlığı ile, 1977 ve 1991 yıllarında iki ayrı yayımı yapılmış bir yazısının, ramazan ertürk tarafından çevrilerek şubat/03'te yayımlanan makalesinden, yazımı korunarak alınmıştır.
  • bu yüzyılın en önemli metinlerinden* biri olan "hafıza tarih unutuş"unu 3 seneye yakın zamanda bitirdim, bu benim kalın kafalılık itirafım olsun. öte yandan bugüne kadar yazdıklarına kendimi en yakın hissettiğim filozof da paul ricoeur.
    demir leblebi bir yazar, çok çok katmanlı ve derinlikli. kendi kişisel tarihinde çektiği acıların, kafasında dönüp duran soruların onu hafıza, tarih ve zaman gibi ilgilendiği konulara sevk ettiğini düşünüyorum. en sevdiğim yönü, sesli düşünmesi. vardığı noktayı değil bütün o yolculuğu okurla birlikte yaşaması. bu da onu ricoeur yapıyor.

    ilaveten: cogito 56. sayısını kendisine ayırmıştı.