şükela:  tümü | bugün
  • neo empresyonizmin en önemli ressamlarından biri. 20. yüzyılın başında eserleriyle bir çok ünlü ressama ilham kaynağı olmuş bir usta.

    küçük fırça darbeleriyle kurduğu detaylardan arınmış kompozisyonları onun 1980'li yıllarda ki c-64 çağını önceden gördüğüne kanıt olarak da gösterilebilir!
  • puantilizm ve seurat etkisinde kalmıştır. renk kullanımı sanatının en çarpıcı bi şekilde yansıtan sanatçılardan biridir.
  • süleymaniye'si bir hafta sonra sotheby's tarafından satılacak. biraz tuzlu olsa da, ilgililere duyurulur.
  • 1863 yilinda pariste dogup ayni sehirde 1935 yilinda ölen fransiz ressam.
    venice, the pink cloud isminde cok güzel bir tablosu bulunmaktadir.

    (bkz: noktacılık).
  • benim için, karl marx'ın kayıp ikizi camille pissarro ile birlikte noktacılık akımının en güzel örneklerini vermiş ressamdır. zaten noktacılık akımının georges seurat ile beraber yaratıcısıdır. aynı zamanda geniş bir sanat koleksiyoncudur. bir çok meslektaşının aksine hayattayken maddi sıkıntılar yaşamamıştır.çoğu sanat eleştirmeni tarafından 1880'li yıllardan beri beğeni görmesine rağmen 1900'lü senelere gelinceye değin sanat dünyasınca kabullenilmemiştir sadece.
    "venedig, die rosa wolke" adlı pembe buluttan çok yeşil yelkenlinin dikkati cezbettiği, "antibes, die türme" ismini verdiği kulelerden çok günışığının deniz üstündeki pırıltılarının hoşunuza gideceği ve babannemin salonunda asılı olan ve çocukken yıllarca severek bakadurduğum "capo di noli" adlı şahane üç resmi kazandırmıştır bizlere. ve tabii daha bir çoğunu...
  • orta halli bir ailenin oğlu olan paul signac, 1 kasım 1863 tarihinde, paris’te doğdu. babasının bir kürkçü dükkanı vardı ve pigalle yakınlarında frochot avenü’de oturmaktaydılar. çocukluğu, montmartre’da geçti.

    sanatla ilgili düşünce ve eğilimleri, kendi kuşağının gençlerini kapsayan natüralist bir çizgide gelişti. bu yüzden tutku ve sevgisi empresyonistlere yöneldi. 1883 yılında, «prix de rome» bin’in atölyesine devam etmesine rağmen, asıl öğrenimim, monet ve arkadaşlarının eserleriyle yaptı.

    1884'te «bağımsız sanatkarlar» grubunun sergisine katıldı ve burada seurat ile tanıştı. giderek iki arkadaşın, yeni bir renk tekniği uygulaması ile ilgili çalışmalarına pissarro da katılarak, onlarla 1886'da, empresyonistlerin son sergisini açtı.

    signac, daha sonraları, sembolist gruplarla bilhassa tenkitçi fénéon ile bağlantı kurmaya başladı, bilimci charles henry’nin teorileriyle ilgilendi. «le cri du penple», «art en critique», la cravache» gibi bazı gazetelere eleştiriler yazdı. 1882 – 90 yılları arasında da resimde en başarılı eserlerini verdi.

    ne seurat‘nin genç yaşta ölümü (1891), ne de pissarro‘nun inançsızlığı, signac’ı bölücü (divizyonist) doktrine duyduğu sevgiden ayıramadı. «neoempresyonizm» adını verdiği, akımın liderliğini eline aldı ve grubuna cross, luce, debois, pillet, angrand, van rysselberghe gibi isimleri topladı. 1899'da «delacroix’dan empresyonizme» adlı bir belge yayınladı. resmin yanı sıra, en büyük tutkusu denizcilikti. otuzdan fazla gemisi vardı. 1883'ten beri, bütün yaz aylarını, atlantik kıyılarında geçirmişti. 1887'de collioure’u, 1892'de saint-tropez’nin güzelliklerini keşfeden o idi. nitekim 1893'de saint tropez’de bir ev satın alarak burayı sayısız arkadaşlarına tahsis etti.

    1890'dan sonra, dış ülkelere yaptığı geziler arttı. 1904'te venedik’e, 1907'de istanbul’a gitti ve oralarda tablolar yaptı. 1908'de «bağımsızlar grubu»nun başkanı oldu.

    yirmialtı yıl bu görevde kaldı ve 15 ağustos 1935 tarihinde paris’te öldü.
  • "yıllar evvel ben de bu mavilerin, bu sarıların, bu yeşillerin doğada var olduğunu bilimsel denemelerle başkalarına kanıtlamak için çok çabaladım. şimdiyse şunu söylemek bana yetiyor: bu şekilde resim yapıyorum çünkü bence en ahenkli, en aydınlık, en renkli sonucu bu teknik veriyor. ayrıca bu şekilde resim yapmaktan zevk alıyorum."*

    anlaşılamamış bir tetrakromat mıydı acaba?