şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: paul doany)
  • paul taylor, amerika’nın kendine özgü modern dans sanatını yaratan panteonun (ulusun bütün tanrıları) son yaşayan üyesidir. çoğu sanatçının en iyi eserini arkada bıraktığı bir yaşta, bay taylor klasiklerinin yanı sıra, son kreasyonlarının da titreşimliliği, anlamlılığı ve gücüyle alkış kazanmaya devam etmiştir. her zaman olduğu kadar üretken, toplumun en dikenli meselelerinden bazılarının hakkından gelirken, hayatın karmaşalarına dair inandırıcı gözlemler sunmaya devam ediyor. o, dansçılarını sırf güzelliği için boşlukta döndürebilir, veya onları sözsüzce savaşı, maneviyatı, cinselliği, erdemi ve faniliği aydınlatmak için kullanabilir. eğer, balanchine’in dediği gibi, balede kayınvalideler yoksa, taylor dansında kesinlikle işlevsiz aileler, hayal kırıklığına uğramış idealistler, kusurlu dini liderler, melekler ve haşerat var.
    1950’lerde, bay taylor’un eserlerinin kafası karışmış seyirci mensuplarını sık sık çıkışlara akın etmeye gönderecek kadar bıçak ağzı olduğu zamanlarda, martha graham onu dansın ‘’yaramaz çocuğu’’ olarak adlandırdı. 60’larda , 200 yıl daha erken bestelenmiş müziğe çığır açan modern devinimini oturtarak, işin erbaplarını şoke etti, ve amerika’nın en kıymetli ikonlarını hicvederek düzeni ateşe verdi. 70’lerde ensesti sahnenin tam ortasına getirdi ve erkeklerin ve kadınların sofistike yaldızının hemen altında gizlenmiş primitif tabiatı gözler önüne serdi. 80’lerde evlilik içi cinsel tacize ve savaşta erkekler arasındaki mahremiyete gözü kara bir şekilde baktı. 90’larda dini bağnazlığa ve otoriteye körü körüne itaate karşı uyardı. yeni milenyumun ilk onyılında amerikan emperyalizmini suçladı, feminizmle dalga geçti ve ölümle yüzleşti. ve böyle olduğu halde, çalışmaları büyük ölçüde putkırıcıyken, bay taylor aynı zamanda sahneye gelmiş geçmiş en saf romantik, en şaşılacak derecede atletik, ve düpedüz en komik danslardan bazılarını yaptı.
    paul taylor washington, dc’nin içinde ve civarında büyüdü. 1940’ların sonlarında syracuse üniversitesinde bir yüzücü ve resim öğrencisiydi. okul kütüphanesindeki kitaplardan dansı keşfedince, juillard’a transfer oldu. 1954’te ufak bir dansçı kumpanyası topladı ve kendi eserlerini yapmaya başladı. geç başlangıcına rağmen mükemmel bir icracı olarak, yedi sezonun ilki için 1955’te martha graham dans kumpanyasına solist olarak katıldı, aynı zamanda kendi ufak trubunun koreografisini yapmaya devam ediyordu. 1959’da balanchine tarafından new york city balesinde konuk sanatçı olmaya davet edildi.
    alışılmamış müzikalitesi ve katolik zevkiyle akışlanan bay taylor, hareketi müziğe o kadar unutulmaz bir şekilde oturtmuştur ki, birçok kişi için, bazı orkestral eserleri ve popüler şarkıları duyup da, onun eserlerini düşünmemek imkansızdır. ragtime (kesik tempolu caz müziği), rock, tango, tin pan alley (adını new york’taki bir bölgeden alan, popüler müzik sanatçılarının ve yapımcılarının oturduğu semt) ve barbershop quartetler [dört erkek sesinden oluşan vokal grubu- adını amerikalı berberlerin mahallelerinde topladıkları gruplardan alır (berber dükkanı kuarteti)]; ortaçağ kilise ayinleri, rönesans dansları, barok konçertolar, klasik senfoniler ve debussy, cage, feldman, ligeti ve pärt’a ait partisyonlar; telefon süre anonsları, dalgıç kuşu çığlıkları, ve kahkahayı içeren eklektik(seçmeci) bir karışıma danslar hazırladı. nefes kesici bir konu başlıkları yelpazesini kapsarken, tekrarlayan temalar arasında doğal dünya ve insanoğlunun onun içindeki yeri; tüm cinsiyet kombinasyonlarında aşk ve cinsellik; hayat, ölüm, ve ardından ne gelebileceği; ve amerikan tarihindeki iz bırakan anlar vardır. askerlere, onları savaşa gönderenlere ve arkada bıraktıklarına dokunaklı bakışı, the new york times’ın onu ‘büyük savaş şairleri’’ arasında selamlamasına yol açtı.
    bay taylor’ın ilk koreografik zaferi, 1956’daki kurnazca gülünç 3 mezar kitabesi’ydi (3 epitaphs). 1962’de dans izleyicilerini, bir önceki yıl junction’ın (kavşak) olduğu gibi, küstahça çağdaş müziğe değil, barok bir partisyona oturtulan dönüm noktası aureole (hale) deki erkeksi zarafetiyle yakaladı. vahiysel scudorama – aureole’un güneşli olduğu kadar karanlık olması amaçlanan- ve tartışmalı from sea to shining sea (denizden parlayan denize) ve big bertha ile yine heyecan yarattı. 1974’te bir icracı olarak emekliye ayrıldıktan sonra, bay taylor kendini tamamen koreografiye adayarak, hareketi sadece kendisininken başka vücutlara yerleştirdi. bunu, hemen esplanade’la (gezinti yeri)başlayan ve cloven kingdom(bölünmüş krallık), dust (toz), airs(havalar), mercuric tidings (cıva gibi haberler), le sacre du printemps(baharın kutsanması) (prova), arden court(arden sarayı), last look(son bakış), musical offering(müzikal adak), syzygy (yeni ay ve dolunay) , speaking in tongues (dillerle konuşmak), company b, eventide (akşam), piazolla caldera, black tuesday (kara salı), promethean fire( özgürlük ateşi), banquet of vultures(akbabaların şöleni) and beloved renegade’i(sevgili dönek) içeren bir dizi başyapıt takip etti. koreografın şu anda toplam 134’e ulaşan eseri, dünyaca meşhur, 16-üyeli paul taylor dance company, oda-boyu taylor 2, ve dünyanın dört bir yanındaki bale toplulukları tarafından icra edilmektedir.
    bay taylor, çoğunlukla kendi truplarında koreograf olarak devam etmiş düzinelerce adamı ve kadını etkilemiştir. robert rauschenberg, jasper johns, ellsworth kelly, alex katz, tharon musser, thomas skelton, gene moore, john rawlings, william ivey long, jennifer tipton, santo loquasto ve mathhew diamond gibi müstesna sanatçılarla yakın çalıştı. ve belgesel film dancemaker’ın konusu, ve otobiyografi private domain (özel alan) ve wall steet journal’da yayınlanan neden danslar yapıyorum denemesinin yazarı olarak, çok az sanatçının yapmış olduğu yaratıcı sürecin esrarlarına ışık tutmuştur. bale toplulukları tarafından görevlendirilen ve dünyanın her yerinde organizasyonlar sunan, bugün çalışmakta olan en çok peşinden koşulan koreograflardan biri olarak kalmaktadır.
    bay taylor birleşik devletler’de sanatçılara verilen her önemli şeref payesini almıştır. 1992’de kennedy center onurlarını alanlardan biriydi ve bir önceki yıl wnet/new york prodüksiyonu olan speaking in tongues (dillerle konuşmak) için bir emmy ödülü almıştı. 1993’te başkan clinton tarafından ulusal sanat madalyasıyla ödüllendirildi. 1995’de sanatta mükemmeliyet için algur h.meadows ödülünü aldı ve kongre kütüphanesi akademik programlar ofisi tarafından müstesna başarılarının kabulüyle onurlandırılan 50 önemli amerikalı arasında sayıldı. üç guggenheim bursu ve california institute of the arts, connecticut college, duke university, the juilliard school, skidmore college, purchase’deki the state university of new york, syracuse university ve adelphi üniversitesinden fahri güzel sanatlar doktoru dereceleri bulunmaktadır. yaşam boyu başarı ödülleri bir macarthur vakfı bursu – çoğunlukla ‘’deha ödülü’’ diye anılır- ve samuel h. scripps amerikan dans festivali ödülüdür. diğer ödüller arasında new york eyalet valisi sanat ödülü ve new york city belediye başkanlığı sanat ve kültür onur ödülü bulunmaktadır. 1989’da bay taylor amerikan sanat ve edebiyat akademi ve enstitüsünün on fahri amerikalı üyesinden bir seçildi.

    fransız hükumeti tarafından 1969’da chevalier de l’ordre des arts et des lettres olarak şövalyeliğe seçilmiş ve 1984’te subaylığa ve 1990’da kumandanlığa yükseltilmiştir, bay taylor’a 2000’de fransız kültürüne yaptığı müstesna katkılar için fransa’nın en büyük onuru, légion d’honneur madalyası verilmiştir.
    ilk olarak alfred a.knopf tarafından basılan ve north point matbaası ve daha sonra pittsburgh üniversitesi matbaası tarafından tekrar yayımlanan private domain (özel alan) ulusal kitap eleştirmenleri camiası tarafından 1987’nin en seçkin biyografisi seçilmiştir. matthew diamond’ın bay taylor hakkındaki ödüllü, oscar adayı uzun metrajlı filmi dancemaker, time tarafından ‘’belki de gelmiş geçmiş en iyi dans belgeseli’’ olarak övülmüştür.

    http://www.iksev.org/…tay/izmir_fest_prog_07_tr.htm adresinden alıntıdır.
  • winger'ın orijinal üyelerindendir. grupta uzun süre gitar ve klavye çalmıştır. pek çok bestede katkısı vardır.
  • youtube'da keşfettiğim, 9 senedir paris'te yaşayan; ara ara #franglais isimli stand-uplarıyla sahne alan ara ara stereotrip, what's up france ve what the fuck france isimli video dizileriyle de canal+'de arz-ı endam eden ingiliz komedyen.

    kendisi fransızca öğrenirken veya pratik yaparken kahkahalara boğulmak isteyenler için bulunmaz bir hint kumaşı.

    site internet officiel
    facebook
    instagram
    twitter
    youtube 1
    youtube 2