şükela:  tümü | bugün
  • pazar günleri... şimdilerde...sokak aralarından geçerken...gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... evlerin pencere camları buharlanmışsa... odaların içine asılmış çamaşır görürsem... bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyodan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek... isterim hep.

    (bkz: çocukluğun soğuk geceleri)
    (bkz: tezer özlü)
  • yağmurlu olduğunda karamsarlığına karamsarlık katılır bu günlerin, ama yine de her duyguyu kucaklıyoruz o ayrı.
  • cumartesi - pazar günleri çalışmayan birisi olduğum halde tatili sadece pazar günleri yaşadığıma inanırım. cumartesi de gezer tozarım, kendime göre bir şeyler yaparım ama pazar gününün bana hissettirdikleri çok başka. en uzun kahvaltımı pazar günleri yaparım. dışarı çıkmak istemiyorsam eğer, haftanın birikmiş dizilerini pazar günleri izlerim. olmadı çıkar alışveriş yaparım. evet, belki bunlar çok ufak ve basit görünebilir ama benim bunları yapmaktan aldığım tat, keyif hiç de öyle basit ve önemsiz değildir.
  • kızımla beraber çizgi film izlediğim haftanın en muhteşem günüdür.
  • kısacık bir sait faik abasıyanık şiiri. nasıl desem, sanki böyle biraz buruk gibi.
    burada da bulunsun.

    pazar günleri,
    bira içerim,
    turp ve şamfıstık ile
    küçük bir çocuk
    bana hizmet eder.
    on kuruş bahşiş mukabilinde
    halbuki ben onun
    babası olmak isterim.
  • evde olmayı tercih edenler için tembelliğin dibine vurulan günler. kısa şekerlemeler, çay kahve, yemek molaları. abur cubur kaçamaklar. ayaklarını uzatıp gerine gerine film seyretmeler, ertelenen keyifli uğraşlar. hayat pazar günleri güzel.
  • ömrüm nasıl boşa geçti sorusunun cevabıdır pazar günleri.
  • "ama görüldüğü üzere ev mutluluğumun bir parçası, her şey sessiz: banyo, mutfak, salon, diğer üç oda; toplu yaşanan evlerdeki gibi gürültü, cinsel şehvet, bedenlerin ahlaksız talepleri, daha fazla bastırılamayan arzu ve istekler, her kuytu köşede, her mobilya arkasında uygunsuz, gelişi güzel şeylerin, yasak ilişkilerin yaşandığı, gayrimeşru çocukların dünyaya getirildiği, bütün bunların sürekli, vahşice, sabaha kadar, insanı nefessiz bırakan bir izdihamla her cumartesi yaşandığı gibi bir ev değil, senin mahallendeki sessiz, sakin pazar günlerinin yaşandığı yer gibi bir ev burası." franz kafka - briefe an milena

    (bkz: kenar mahallede bir pazar günü)