şükela:  tümü | bugün
  • pazar gunu ailecek banyo yapma gelenegi gibi bir şeydir bu da. tabi ki eskilerden. şimdilerde pek yoktur sanırım. memur ya da emekli baba pazar akşama doğru gazeteyi yere serer. boyanacak tüm ayakkabıları çifter çifter sıraya koyar. sonra başlar boyama işine. boyanan ayakkabılar gazetenin ayrı bir köşesine konulur. evin annesinin ayakkabısını boyamak kolaydır. hele de mevsim yazsa. çünkü o ayakkabıların yüzey alanı küçük olur.

    bazı gamsız babalar olur. bunlar oturma odasında boyar ayakkabıyı. pazar 89'u seyrederken. anne çok kızar buna haliyle. haklı tabi. hiç oturma odasında ayakkabı boyanır mı?

    zamanla bu iş babadan evin oğullarına geçer.
  • memur çocuğu olmanın getirisi.bizim evde yıllardır değişmeyen olay.
  • boyle eglenceli bir isi babaya birakmak istemeyen erkek evlatlar babanin elinden tek pazar eglencesini de kapabilir. ayakkabilar zevkle, evmeden boyanir. fircalarken ne kadar parlatilabiliyorsa o kadar zevk alinir, tatmin olunur.
  • kendinden boyali ve cilali sungerlerin cikmasi ile tarihe karisan rituel
  • pazar sabahı bakkala giden aile babasıyla aynı babadır, güzel, sevilesi, candan can bir babadır o.
  • bu babanin evinde pazar aksami cocuklar bir yandan butun haftasonu yattiklari icin yapmadiklari odevleri yapmaya calisirlar bir yandan da "tirnaklarimi kesicem, tirnaklarimi kesmem lazim" derler. anneler ise pazar aksami dizisi (dallas, bizimkiler vs.) karsisinda mendilleri, onlukleri ve yakalari utuler. nedir? pazartesi sabahi eller o mendillerin ustune konacaktir, tirnak kontrolu olacaktir. boyali ayakkabilar ve temiz-utulu yakalar da bu sirada gozucuyla kontrol edilecektir ortmen tarafindan.
  • eğer tek başınaysa fazla uzun sürmez işi, çocukları uzaktadır, onların kalan ayakkabılarını da siler belki, gözleri buğulanır hafiften....*
  • en doğrusunu yapan babadır. aile bir bütün olduğu için evin tüm ayakkabısını boyar - ki bu ayakkabı yeknesak devasa bir ayakkabıdır. ailece içine girilen kutsal bir ayakkabıyı boyamak, ona bakım yapmak ailenin arabasına bakım yapmak gibi bir şey olsa gerektir. bilmiyorum.

    (bkz: anlatım bozuklukları)
  • - don carleone.. ısrar ediyorum.. yapmayın.. size yakışmıyor bu tavırlar..
    - sen sus antonio.. biz de babamızdan böyle gördük herhalde..
    - ama baba..
    - sus dedim.. bu arada yeni adamlar mı aldık? 24 çift yeni ayakkabı tespit ettim..
    - bahar şeysi.. alışverişi..
    - sus dedim..
  • eskiden sümerbank'tan alınmış deri ayakkabılar varken, aynı zamanda simsiyah bir kutuda ayakkabı boyası ve büyük sarı kutuda erimiş margarine benzeyen cilalar vardı. şimdi kendinden cilalı,süngerli boyalar çıktı ve bu kavram da tarihe karıştı..