şükela:  tümü | bugün
  • zerdust boyle diyordudan bir bolum..tum toplumsal sistemi ve duzeni pazar yeri olarak tanımlayan nietzsche kafa kola alınmış halkı sinekler olarak tanımlamaktadır.. yazının geneli halkın koyunlugunu ve ilan ettikleri buyuk adamları eleştirir..toplumu yonledirenlerin yeni degerler yaratmadıgınından, sadece eskiden kıymetsizmis gibi gorunen kıymetli seyleri gun yuzune cıkartarak halk tarafından buyuk adam ilan edildiginden yakınır..pazar yerindeki insanı bezdiren sineklerden kurtulmanın tek yolu da kacıstır..pazar yerinden kacıs..sineklerden kacıs..yalnızlık ... ohh
  • çarşıdaki herşeye bir tepkidir. tepkinin etkisidir. büyüklerinin gürültüsü, küçüklerinin iğnesiyle delik deşik edilmiş benliğimin; en aciz anında, geçmişte ne yaşamışsa; sen de ki; samimiyet adına! günü yakalama adına! *

    ben diyeyim ki; dibe vurmuşken yeniden çıkabilme adına!

    "komşularımızın kötü ahlakını temsil ediyoruz" efendim, anlayamadım? "daha önce farketmedin mi, kaç kere sen yanlarına gittiğinde susuyorlardı?"

    [ bilir misiniz; pazar yerinde ellerimiz, kollarımız bağlıdır. bazen överler sizi, bazen de "fazla övdük." deyu satarar sizi. hem de alıcı şeytan değildir asla! adına iyi, güzel dedikleri bilmem kaç bin tane ahlaksal değer.. işlerine gelmedi mi oysa, iyilik maskesi altında kaç kişiye kanlı tecavüz sahneleri yaşattılar! ]

    atın boynuna sarılmakla, çarmıhtakinin son sözüne değer biçmek arasında insansal bir yakınlık kuramıyorum zira. insan tek olarak yaşarken, ne olmuşsa olmuştur. kurcalamamalı efendim..

    değer işte budur. bokunu çıkarmadan pazar yerinden; rüzgarın sert ve yaman estiği yere kaçarak, ruhu dinlendirmek.. dinlenen ruhlar dipte olmanın sorumluluğunu daha iyi taşırlar çünkü.

    not: en sözü, özü bir adam bile samimiyetten düşebilir, emin olun ki; eğer onu kaldırırsanız; o sizi, siz bir gün düştüğünüzde kaldırmayacak aksine tekme vuracaktır; budur çünkü makhe nin insanoğluna cazip gelmesinin sebebi. her an dinç kalabilmek için;

    "dostum, kaç yalnızlığına, rüzgarın sert ve yaman estiği yere, oraya.."
  • pos bıyıklının devamı çekilemeyecek filmidir bu. yanılmıyorsam bir başka peygamberin filminin; zapiski iz podpolya 'nın devamıydı.

    --- spoiler ---
    yalnızlığına kaç dostum ! seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum.
    seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya. o sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, deniz üstüne.
    yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar.
    dünyada en iyi şeyler dahi, göstereni olmazsa değersizdirler: bu göstericilere büyük adam der halk.
    halk pek anlamaz büyükten, yani: yaratıcılıktan. ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.
    yeni değerler yaratanların çevresinde döner dünya - görünmeden döner. oysa oyuncuların çevresinde döner halk ve şan: "dünyanın gidişi" böyledir.
    ruh vardır oyuncuda; ama ruhun vicdanı pek yoktur. o hep, en çok inandırdığı şeye inanır - kendine inandırdığı. (...) devirmek - onca tanıtlamaktır bu. çıldırtmak - onca kandırmakdır bu. ve onca kan, bütün kanıtların en iyisidir. ancak duyarlı kulaklara sızan gerçeğe, yalan ve hiç der o. (...) gösterişli soytarılarla doludur pazar yeri - ve halk övünür büyük adamlarıyla. bunlar onca o anın efendileridirler. (...) bu dediği dedik, bu sıkıcı kişileri kıskanma, ey gerçek tutkunu ! dediği dedik kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek. (...)
    pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan.
    yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç !
    yalnızlığına kaç ! sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. onların göze görünmez öclerinden kaç ! onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler.
    artık el kaldırma onlara ! sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki ...
    --- spoiler ---
  • "kaç dostum, yalnızlığına ve sert, şiddetli bir havanın estiği yere. senin kaderin değil sineklik olmak."

    (bkz: böyle söyledi zerdüşt)
  • böyle buyurdu zerdüşt kitabında, bulunduğu bölümün sayfalarını aşındırdığım, okudukça yalnızlığımı friedrich nietzsche'yle paylaşmamı ve teselli bulmamı sağlayan pasaj. yazılmış en gerçek şeylerden biri.

    “yalnızlığına kaç, dostum!
    seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum.
    seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya. o sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, denizin üstüne.
    yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar.
    dünyada en iyi şeyler dahi, göstereni olmazsa, değersizdirler:
    bu göstericilere "büyük adam" der halk.
    halk pek anlamaz büyükten, yani: yaratıcılıktan. ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.
    yeni değerler yaratanların çevresinde döner dünya: -görünmeden döner. oysa oyuncuların çevresinde döner halk ve şan: "dünyanın gidişi" böyledir.
    ruh vardır oyuncuda, ama ruhun vicdanı pek yoktur. o hep, en çok inandırdığı şeye inanır, - kendine inandırdığına.
    yarın buna inanır, öbürgün başkasına. keskin gözleri vardır halk gibi, ve değişken huyları.
    devirmek, -onca kanıtlamaktır bu. çıldırtmak, -onca kandırmaktır bu.
    ve onca kan, bütün kanıtların en iyisidir.
    ancak duyarlı kulaklara sızan gerçeğe, yalan ve hiç der o. gerçek, dünyada büyük gürültü koparan tanrılara inanır o ancak!
    gösterişli soytarılarla doludur pazar yeri,
    - ve halk övünür büyük adamları ile! bunlar onlara göre, anın efendileridirler.
    fakat an onu sıkıştırır, o da seni sıkıştırır. ve senden "evet" ya da "hayır" ister. yazık, "...yana olma" ile "...karşı olma" arasına mı koymak istiyorsun iskemleni?
    bu dediği dedik, bu sıkıcı kişileri kıskanma, ey gerçek tutkunu! dediği dedik kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek.
    bu apansız kişiler yüzünden, güvenliğine dön; kişiyi ancak pazar yerinde bastırır; evet mi hayır mı?
    ağır duyuşludur bütün derin kaynaklar; derinliklerine düşenin ne olduğunu anlamak için uzun süre beklemeleri gerekir.
    pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan herşey; hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratanlar.
    yalnızlığına kaç dostum; görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç!
    yalnızlığına kaç! sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. onların göze görünmez öçlerinden kaç! onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler.
    artık el kaldırma onlara! sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değil ki.
    sayısızdır küçük ve acınacak kişiler, nice mağrur yapıların yıkımı olmuştur yağmur damlaları ve yabanıl otlar.
    sen taş değilsin, ama sayısız damlalar seni şimdiden oymuşlar. sayısız damlalardan yarılıp parçalanacaksın daha.
    görüyorum ki ağılı sinekler bitirmiş seni; görüyorum ki kan akıyor deşilmiş binbir yerinden; ve gururun kızmak dahi istemiyor.
    senden kan isterler tam bir suçsuzluk içinde; kansız canları kana susamıştır, ve sokarlar bundan ötürü, tam bir suçsuzluk içinde.
    ama sen, ey derin kişi, küçük yaraların acısını dahi pek derin duyarsın; ve daha iyileşmeden, aynı ağılı kurt elinin üstünde yürümektedir.
    bu pisboğazları öldüremeyecek kadar gururlusun sen. ama sakın, onların bütün ağılı haksızlıklarına katlanmak senin alınyazın olmasın!
    onlar senin çevrende övgüleriyle dahi vızıldarlar; yılışıklıktır onların övgüsü. onlar senin derine ve kanına yakın olmak isterler.
    sana tanrı ya da şeytanmışsın gibi yaltaklanırlar; senin önünde, sanki tanrı ya da şeytan karşısındaymış gibi sızlanırlar. neye yarar ki! yaltaklananlar ve sızlanandırlar onlar, o kadar.
    ve sık sık sevimli görünürler sana. fakat bu öteden beri korkakların kurnazlığıdır. evet, korkaklar kurnaz olurlar.
    seni dar gönülleriyle çok düşünürler, hep kuşkulanırlar senden! çok düşünülen herşey, kuşkuyla düşünülür.
    seni erdemlerin yüzünden cezalandırırlar. yürekten bağışladıkları ancak, yanlışlarındır.
    sen yumuşak ve doğru olduğun için, dersin ki: "suçsuzdur onlar küçük varlıkları içinde." fakat onların dar gönülleri düşünür: "suçludur bütün büyük varlıklar."
    sen onlara yumuşak davranırken dahi, kendilerini horgördüğünü sanırlar; ve senin iyiliğini gizli kötülüklerle öderler.
    senin sessiz gururun onların beğenisine hep aykırıdır; bir kez olsun hafiflik etmek alçakgönüllülüğünü gösterirsen, sevinirler.
    biz, bir kişide bulduğumuz şeyi, onda alevlendiririz de. onun için sakın küçüklerden!
    senin önünde kendilerini küçük bulurlar ve alçaklıkları sana karşı bir görünmez öç içinde parıl parıl yanar.
    görmedin mi, sen yanlarına varınca sık sık nasıl sustuklarını, ve güçlerinin, sönen bir ateşin dumanı gibi, onlardan nasıl ayrıldığını?
    evet dostum, komşularının tedirgin vicdanısın sen; çünkü onlar senin dengin değildirler. bunun için senden nefret ederler ve kanını emmeye can atarlar.
    senin komşuların hep ağılı sinekler olacaktır; sende büyük olan, -işte bu, onları daha bir ağılı, daha bir sineksi kılacaktır.
    yalnızlığına kaç dostum, -ve oraya, sert ve sağlam bir havanın estiği yere. senin yazgın sinek kovalamak değildir.”

    böyle söyledi zerdüşt | friedrich nietzsche
  • pazar yerindeki sinekler .. onlar her yerdeler .. kaçıp gitmek yalnızlığına mümkün mü ? gerçekten bunu çok istiyorum .. kanımı emdiler, bedenimi oydular , sömürdüler .. genelde iyi gibi davrandılar ,iyilikler yaptılar , övdüler .. ama aslında iyi değildiler.. hepsi küçük ama içten içe beni bitiren sineklerdi .. yalnızlığın bittiği yerde pazar yeri sinekleri vardır der nietzsche .. yalnızlığıma kaçmak mümkün mü ?